ActHuman IV Raporu: “Yeşil İstihdam Yaratmada KOBİ’ler En Kilit Role Sahip”

“Yeşil İstihdam Yaratmada KOBİ’ler En Kilit Role Sahip”

“Yeşil İstihdam için Türkiye’de Genç Nüfus Tarıma Yönlendirilmeli”

“Genç Nüfus için Yeşil İşte En Kritik Sektörler Tarım, Enerji, İnşaat ve Turizm”

 

İNGEV ve Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi (İPM) ortak girişimi olan ActHuman Sosyal Kapsama İnisiyatifi, “İstihdamdan Üretime İklim Politikalarına Entegrasyon”u tanımlamak ve sosyal politika önerileri sunmak amacıyla bir çevrimiçi (online) rapor lansman toplantısı gerçekleştirdi.

Yeşil iş ve yeşil ekonomi özelinde hem sosyo-ekonomik hayattaki hızlı dönüşüme yönelik bilgilerin, hem de güncel ve geçmişe dönük karşılaştırmalı verilerin paylaşıldığı ActHuman IV Rapor Lansman etkinliğinde konuşan İNGEV Başkanı Vural Çakır:

“Tanımı tüketmeye eşlenmemiş başka bir iyi yaşam algısı yaratabilmenin önemini gündemde tutabilmeliyiz”

“Gezegenimizin büyük ve artık gözle görülebilir bir tehdit altında olduğunu biliyoruz.  Küresel ısınma en fazla yine düşük yaşam standartlarına sahip olanları etkiliyor.

Biz yeşil dönüşümün güçlü bir şekilde uygulamaya geçmesinin yanı sıra, bunun bir yeni eşitsizlik alanı olmadan nasıl değerlendirilebileceği üzerinde duruyoruz. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında ve yüksek gelirliler ile orta ve alt sınıflar arasında bir eşitsizlik kaynağı olmadan yeşil geçişi sağlamak gerekiyor.

Bu yakınlarda gerçekleşen BM İklim zirvesinin önemli mesajlarının başında kamu liderliğinin halkın ihtiyaçlarını önceleyecek ve yeşil sözcüleri dinleyecek şekilde gerçekleşmesi vardı.  Halkın satın alma gücünü korumak, inşaat sektörünün yeşil dönüşümü sağlamak da yine öncelikli madde oldu. İstihdamın ana kaynağı olan KOBİ’lerin zarar görmeden geçişini sağlamak ise ülkemizdeki en önemi konulardan birisi.

Ben iklimle ilgili bütün konuşmalarımı arka plan vurgusu yaparak tamamlıyorum. Tanımı tüketici olarak yapılıp misyonu tüketmek olarak belirlenmiş bir insan çağı dönemindeyiz. İyi yaşam algımız da tamamen bu tüketici misyonu çerçevesinde belirlenmiş durumda. 7,5 milyar insan ve 200 milyondan fazla şirket tüketici misyonuna odaklanmışken yeşil dönüşüm başarmak ciddi bir iddia.

O yüzden tanımı tüketmeye eşlenmemiş başka bir iyi yaşam algısı yaratabilmenin önemini gündemde tutabilmeliyiz” dedi.

Diğer açılış konuşmasını yapan Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi Direktörü ve Sabancı Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Fuat Keyman ise:

“İNGEV ile birlikte 3 farklı “ActHuman” düzenledik. Bu sene, “Yeşil Dönüşüm, Yeşil Mutabakat ve Yeşil Ajanda”yı seçtik. İPM olarak bu konuyu seçerken Türkiye’nin Yeşil Mutabakat 2030-2050 hedefleri içinde uyum sağlaması ve kendisini dönüştürmesi çok önemliydi.

Özellikle büyük şirketler, üniversiteler, sivil toplum örgütleri ve düşünce kuruluşları çalışmalar yapıyorlar. Fakat biz İNGEV ve İPM ortaklığında yeşil dönüşümün, istihdam ve yeni iş olanakları ile birlikte nasıl çalışması gerektiği üzerinde durmak istedik ve bunu yaparken de genel olarak istihdam kadar önemli olan kırılgan gruplar (küçük ve orta işletmeler) üzerine odaklandık. Küçük ve orta işletmelerin yeşil dönüşüme uygunluğu içinde, nasıl üretebileceklerine dair bir yol haritası çizmek istedik.

ActHuman‘da son 4 senede “Girişimcilik, Sosyal Dayanışma Ekonomisi ve Kooperatifçilik, Dijital Yönetişim” üzerine yapılan çalışmalar, sadece yapılan ve sunulan projeler değil. Bunlar uzun süreli projeler. Ayrıca bu konuları Türkiye ‘nin gündeminde tutmaya çalışıyoruz.

Yeşil Mutabakatın çalışılması gereken en önemli boyutu kırılgan grupların istihdam olanaklarının artırılması üzerine odaklanmak olmalı. İstihdam ve doğanın korunması çok kritik başlıklar. Bu anlamda insanların dışlanmaması ve kendilerini daha iyi bir yere getirmeleri çok önemli” şeklinde konuştu.

 

ACTHUMAN IV RAPORUNDAN ÖNE ÇIKANLAR:

  • Dünya Genelinde Devletlerin 2020’de Yaptığı Toplam Teşvik Ve Toparlanma Harcamalarının Sadece %2,5i Sürdürülebilirlik Kapsamında.
  • Türkiye’de Yeşil İstihdam Yaratma Konusunda Kilit Sektörler Enerji, İmalat, Tarım, İnşaat, Ulaşım Hizmet Ve Atık Yönetimi.
  • Yeşil İş Yaratma Sürecinde Döngüsel Ekonomi, Tedarik Zinciri Kanalı Ve İkiz Dönüşümün Rolü Büyük.
  • Yeşil İşler Yaratma Konusunda Kobilerin İstihdama Çok Büyük Bir Katkısı Var.
  • Yeşil İş Olanaklarında Kadın İstihdamının Olumsuz Etkilenmemesi İçin Politikalarda Sektörel Farklılıklar Göz Önüne Alınmalı.
  • Yeşil İstihdam Oluştururken Türkiye’de Tarım Nüfusunun Gittikçe Yaşlanması Dolayısı İle Türkiye’de Gençleri Tarım Sektörüne Yönlendirecek Politikalar Oluşturulması Kritik Öneme Sahip.
  • Gençler İçin En Yüksek Potansiyele Sahip Yeşil İş Sektörleri İse Tarım, Enerji , İnşaat, Turizm Ve Çevre Hizmetleri.
  • Yeşil İstihdamı oluşturmak için mesleki ve teknik eğitim müfredatlarının güncellenmeli, yeşil işin uygulanabileceği sektörler için yol haritaları oluşturulmalıdır.
  • Türkiye’de yeşil dönüşümün gerçekleşebilmesi için bu alandaki teşvikler artırılmalı ve teşvik mekanizmaları sağlanmalıdır. 

ActHuman IV Rapor için Tıklayınız

ActHuman IV Rapor Lansman Sunumu için Tıklayınız

ingev-telegram-thum

İNGEV’den Telegram’da Girişimcilik Hizmeti!

2100’ün üzerinde mülteci girişimciyi barındıran İNGEV Telegram grubu, Türkiye’nin en büyük mülteci girişimcilik eko-sistemlerinden biri.

Grubun editöryal masası, “Her Güne Bir Tavsiye” adı ile finans, hukuk, iş geliştirme, dijitalleşme konusunda işletme sahiplerinin gündelik hayatlarına dokunacak bilgiler paylaşıyor.

Aynı zamanda, “Biliyor muydun?” başlığı ile bu dört alanda terminolojik sözlükler hazırlayarak mülteci işletmecinin Türkiye’deki farklı mevzuatları anlamasını da sağlıyor.

Grubun bir kuvvetli çalışması da her ay yaptığı anketler. Anketlerden çıkan sonuçlar doğrultusunda, işletmelerin o ay özelindeki en önemli ihtiyaçlarını da oluşturan grup, gündemini bu gelişmelere göre şekillendiriyor.

Beşinci Mevsim: Türkiye’de İklim Değişikliği ve Afetlerle Topyekûn Mücadele Mümkün mü?

İklim değişikliği konusunda savunuculuk ve farkındalık oluşturmak için İNGEV, Habitat Derneği, TEPAV ve TÜRKONFED iş birliğinde büyüyen iklim platformu Değişiyor Muyuz ‘un ikinci etkinliği “Beşinci Mevsim: Türkiye’de İklim Değişikliği ve Afetlerle Topyekûn Mücadele Mümkün mü?” 17 Kasım 2021 tarihinde çevrim içi olarak gerçekleştirildi.

İNGEV İletişim ve Dış İlişkiler Direktörü Berk Çoker moderatörlüğünde gerçekleşen webinar, dört kurumun temsilcilerinin açılış konuşmaları ile başladı. Açılış konuşmasında ilk olarak söz alan İNGEV Başkanı Vural Çakır, insanların tüketimi esas alan hayat anlayışı içerisinde bulunduğunu belirterek sadece tüketici olarak tanımlanmış bireyin son yüzyılda daha fazla doğayı tahrip ettiğini ve afetlere yol açtığını ifade etti. Dünya üzerinde başka bir hayat kurmanın mümkün olduğunu hatırlatan Çakır, bunun için büyük bir dönüşüm ve toplumsal davranış değişikliğine ihtiyaç olduğunu kaydetti. Paris İklim Anlaşması’nın bu mücadeleyi kalıcı bir gündem haline getirdiğini aktaran Çakır, iklim krizi ile topyekûn mücadele etmek için merkezi yönetim, yerel yönetim, akademi, sivil toplum kuruluşları ve yerel inisiyatifler ile koordineli bir şekilde hareket edilmesi gerektiğinin altını çizerek bu bağlamda Değişiyor Muyuz? Platformunun güzel bir örnek olduğunu belirtti. Çakır’ın konuşması sonrası sırasıyla TEPAV İcra Direktörü Şenay Akyıldız, Habitat Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Sezai Hazır ve TÜRKONFED Başkanı Orhan Turan’ın video mesajları yayınlandı.

Açılış konuşmalarının ardından Birlemiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye İklim Değişikliği ve Çevre Portföy Yöneticisi Nuri Özbağdatlı, afet yönetiminde Türkiye’nin performansını anlatan bir değerlendirme konuşması yaptı. Özbağdatlı, 2021 verilerine göre iklim ve çatışma kaynaklı dünyadaki her 33 kişide bir kişinin insani yardım ya da korumaya ihtiyaç duyduğunu belirtti. Riske dayalı afet yönetiminin önemine dikkat çeken Özbağdatlı, bunu gerçekleştirmek için Birleşmiş Milletler’in her ülke için beş zorluk alanı tanımladığını ifade etti. Özbağdatlı bu beş zorluk alanını; (i)mevcut karbon ayak izi azaltım yöntemlerinin yönetilemez afetlere yol açması, (ii)risklere dayalı ulusal uyum planları oluşturmada gecikmeler, (iii)uzun vadeli riskleri ve artçı tehlikeleri yönetmede yetersizlik, (iv)yatırım ve finans sistemlerinin yeni iklim gündemine uygun olmaması, (v)kırılganlık ve eşitsizlik arasındaki kısır döngüden kaynaklı eşitsizliklerin daha da pekişmesi olarak iletti.  Bu zorlukların üstesinden gelmek için bazı politika önerileri de sunan Özbağdatlı, öncelikle siyasi iradenin bu zorlukların farkında olması gerektiğini ifade etti.

Webinar, TEPAV Bölge ve Şehir Araştırmaları Danışmanı Dr. Asmin Kavas Bilgiç moderatörlüğünde gerçekleştirilen panel ile devam etti. “Türkiye’de İklim Değişikliği ve Afet Yönetiminde Neredeyiz: Zorluklar, Çözümler” başlıklı panelde, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Doğanay Tolunay, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Savaş Zafer Şahin ve İstanbul Teknik Üniversitesi Meteoroloji ve Afet Yönetimi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu söz aldı. Türkiye’de afetlerle topyekün mücadelenin nasıl bir yöntemi olması gerektiği üzerine konuşan panelistler bu mücadele için aynı zamanda hem merkezi idare hem de yereldeki kurumlar arasında nasıl bir yönetişim kurgulanması gerektiğini aktardılar.

Etkinliği izlemek için tıklayınız.

ingev-aciklama-thum

İNGEV Başkanı Vural Çakır’ın “Göçün Ekonomi Politiği” Konulu Konferansta Yaptığı Açıklamaların Özeti

Göç, öncelikle de Suriyeliler Türkiye için önemli bir konu haline geldi. Geçici koruma altındaki Suriyelilerin Türkiye’ye gelişleri 11 yılı buldu. İlk iki yıl sınırda kamplarda iken sonra kentlerimizde Türkiye toplumu ile iç içe bir yaşam oluşturup ülkedeki günlük hayatın bir parçası haline geldiler. Halen Suriyelilerin kurduğu 15 binden fazla şirket var ve 100 bin civarında istihdam sağlıyorlar.  İşgücü piyasasında 1 milyona yakın geçici koruma altında Suriyeli bulunuyor. Esnaf, sanatkar, serbest meslek olarak çalışan 100 binin üzerinde kişi var. İş gücünün büyük bölümü kayıt dışı ve güvencesiz çalıştırılıyor. Halen 770 bin okullaşan çocuk, Arapça okuma yazma bilmiyor ama Türkçe okuma yazma üzerinden eğitim görüyorlar. Türkiye’de 600 bin bebek doğmuş durumda. Üniversitelerde 40 bin öğrenci var. Yapılan bütün saha araştırmaları geri dönme eğiliminin yıllar içinde çok azaldığını gösteriyor. Yine, Suriye’deki iç çatışma çözülse bile yeniden inşasının çok zaman alacağı ve geriye dönüş için hemen uygun bir zeminin de yaratılamayacağını biliyoruz. Bütün bu veriler çok büyük bir çoğunluğun Türkiye’de kalıcı olacağını gösteriyor. Öte yandan konu Türkiye toplumu içinde önemli bir tartışma ve gerginlik alanı olma eğilimi gösteriyor.  Gerçekçi stratejilerle bu konunun Türkiye’nin enerjisini tüketen bir toplumsal sorun alanı haline gelmeyecek şekilde yönetilmesi çok önemli hale geldi. Bunun da anahtarı çoğunluğun kalıcı olduğunu öngörerek stratejilerin buna göre düzenlenmesi, Türkiye toplumuna ve kültürüne entegrasyon ve sosyal uyumun sağlanması yönünde güçlü çabalar gösterilmesidir.

Toplumsal Güven, Covid-19 Mücadelesini Nasıl Etkiliyor?

İNGEV Toplumsal Araştırmalar Merkezi ile İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi işbirliği ile gerçekleştirilen İnsani Gelişim Monitörü (İGM) araştırması, yeni döneminde Türkiye toplumundaki ortak fayda anlayışı ve bunun Covid-19’a müdahale performansını nasıl etkilediğini inceledi.

Koronavirüs önlemlerine uyum, ilk bakışta bireysel bir tercih gibi görünse de aslında önemli ölçüde başkalarının davranışları ile paralel devinen bir toplumsal uyum davranışıdır. Başkalarının hangi önceliklere ve hassasiyetlere sahip olduğunu bilmek, bizim davranışlarımızı da etkiler. Covid-19 önlemleri kapsamında, kapalı ortamlarda maskemizi ağız ve burnumuzu kapatacak şekilde takarız. Bunu yaparken hem kendimizi hem başkalarını mikroplardan koruduğumuzu hissederiz. Bizim onların sağlığına karşı böyle hassas olmamız nedeniyle başkalarının da bizim sağlığımızı korumak üzere aynı şekilde hassas davranacağını düşünür ve kendimizi güvende hissederiz. Ancak bu dinamiğin ne derece işleyeceği, toplumdaki bireyler arasındaki güven ilişkisinin seviyesine ve ortak fayda anlayışının benzerliğine bağlıdır.

Profesör Halil Nalçaoğlu (Dekan, İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi) tarafından kaleme alınan rapor, İnsani Gelişme Monitörü araştırması bulguları üzerinden Türkiye’de bu güven ilişkisinin ve ortak fayda anlayışının durumunu incelerken aynı zamanda bunların Covid-19 mücadelesini nasıl etkilediğiyle ilgili değerlendirmeler sunuyor.

Raporu okumak için tıklayınız….

“İklim Krizi ve Afetlere Karşı” Genç Girişimciler, Start-up Weekend’de bir araya geldi!

Ülkemizin dört bir yanından gelen gençler, küresel iklim krizi ve çevresel felaketlere çözüm bulmak için 25-26 Eylül tarihlerinde “İklim Krizi ve Afetlere karşı Genç Girişimler Start-up Weeekend”de buluştu.

İlk gün girişimci gençler kurdukları ekiplerle, kolaylaştırıcılar ve mentorlar rehberliğinde küresel sorunlara bir arada çözüm aradılar.

2.günde gruplar, sunum teknikleri üzerine aldıkları eğitim ile jüri karşısına çıktılar. Jüriye 3’er dakikalık sunumlar yapan toplam 18 grup, büyük ödülü almak için kıyasıya yarıştı.

Jüri oylaması sonucunda sıralama aşağıdaki gibi oldu:

1’inciliği Gıda israfını önlemek için son kullanma tarihi yaklaşan ürünlerin, ürünü kullanabilecek kişilere ulaştırma uygulaması fikriyle Gel-Götür;

2’nciliği Elektronik atıkların çalışan parçalarını kullanarak bilim atölyeleri düzenleme fikriyle Scavengers aldılar.

3’üncülüğü Hurma çekirdeğinden kahve fikriyle “Hurmaco” ve Ata tohumlarının toplanarak yerli tohumu ve bölgede tarımda mülteci istihdamını destekleme fikriyle TOFİ paylaştılar.

UNDP ve T.C. Gençlik ve Spor Bakanlığı ile beraber gerçekleştirilen Start-up Weekend’e farklı şehirlerden 100’ün üstünde genç katıldı.

E-Bülten No.17

KOBİ Dijital Dönüşümü İçin 3 Boşluk: Yetkinlik, Finansman ve Yönetim

Covid-19 salgının getirdiği fiziksel mesafe döneminin, iş hayatının yüz yüze yürümekte olan çeşitli süreçlerinde değişimlere yol açtığı bilinmekte. Dijitalleşme bu alanda çözümler sunsa da özellikle KOBİ’leri hedefleyen çeşitli araştırmalar, salgının şartlara bağlı olarak zıt etkiler yaratabildiğine işaret etti; bazı durumlarda dijitalleşme tetiklenirken bazen tersi olmakta ve yatırımların kısıtlanması sonucu ortaya çıkmakta.

İNGEV, bu doğrultuda yürüttüğü Özel Sektör Dijital Monitörü Araştırması ile mikro, küçük ve orta ölçekli işletmelerin dijitalleşme seviyesini ve ihtiyaçlarını inceledi. Araştırma hem yerel hem Suriyeliler tarafından kurulan KOBİ’leri geniş bir şirket örneklemiyle kapsadı. Çalışmanın amacı, özellikle pandemi döneminde özel sektör firmalarının dijitalleşmenin faydalarına ne derece erişebildiğini ortaya çıkarmak. Bu alandaki olası boşluk ve gelişme alanlarıyla ilgili bulgular araştırma raporunda öne çıkıyor.

Araştırma, dijitalleşmenin önündeki engellerle ilgili strateji ve aksiyon önerileri sunarken dijitalleşmenin önünde üç temel engel üzerinde duruyor:

1-Yetkinlik Boşluğu: Çeşitli teknolojilerin hiç farkında olmama veya nasıl erişileceğini bilmeme (bilgi eksikliği),

2-Finansman Boşluğu: Bütçe yetersizlikleri ve düşük kaynak aktarımı,

3-Yönetim Boşluğu: Uzun vadeli ve derinliği olan strateji geliştirme eksikliği. Dijitalleşme stratejisini, sadece kısa vadeli müşteri isteklerine cevap verme amacıyla planlamak (pazarlama, sipariş veya şikâyet takibi gibi) veya dijitalleşmeyi sadece “rakiplerden eksik kalmamak adına” müşterilere iletişimi yapılacak bir kurumsal imaj unsuru olarak kullanmak.

Yerel Firmalar için tıklayınız…
Suriyeliler Tarafından Kurulmuş İşletmeler için tıklayınız…

Araştırmanın başlıkları ve bulgularına bu videodan ulaşabilirsiniz: https://youtu.be/kv6C9OLs2L8

İnsani Gelişme Monitörü: Toplumda Düşük Güven, Zayıf İş Birliği Anlamına Geliyor!

İNGEV TAM-İSTANBUL BİLGİ ÜNİVERSİTESİ İLETİŞİM FAKÜLTESİ iş birliğinde gerçekleştirilen İnsani Gelişme Monitörü Araştırması son dönemde sosyal uyum ve ortak fayda anlayışını araştırdı. Çalışma, toplumda ortak fayda anlayışının özellikle düşük olduğunu ortaya koydu. Ortak fayda belirli bir topluluğun tümü veya çoğu üyesi için faydalı olan karar, yöntem, önlem veya faaliyetler bütünü olarak tanımlanmakta. Bireylerin karar verme süreçlerinde sadece kendileri için doğru olanı değil, aynı zamanda toplumun diğer üyelerinin de iyiliğini düşünerek karar vermesini gerektiriyor.

Araştırma sonuçları, Türkiye’de halkın çoğunluğunun “ülkemizdeki insanlar, kendi çıkarlarına uygun olursa kuralları ihlal eder” dediğini gösteriyor. Araştırmanın bir diğer önemli bulgusu da eğer yaptırımlar olmazsa, sadece ortak fayda anlayışına dayanılarak kurallara uyulmayacağı düşüncesinin Türkiye’de yaygın olması (yüzde 58). Çalışma sonuçlarına göre, insanların birbirine düşük güveninin, Covid-19 salgınına toplumca verdiğimiz tepkiyi zayıflatmış olması da muhtemel.

Profesör Halil Nalçaoğlu (Dekan, İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi) tarafından kaleme alınan rapor, İnsani Gelişme Monitörü araştırması bulguları üzerinden Türkiye’de bu güven ilişkisinin ve ortak fayda anlayışının durumunu incelerken aynı zamanda bunların Covid-19 mücadelesini nasıl etkilediğiyle ilgili değerlendirmeler sunuyor.

Rapor için tıklayınız…

İNGEV MARUF’21 Etkinliğinde İki Panele Ev Sahipliği Yaptı

1-3 Ekim tarihleri arasında çevrim içi gerçekleştirilen MARUF’21 (Marmara Urban Forum 2021) bu seneki mottosu “Çözüm Üreten Kentler” oldu. Forum, küresel gündem ile yerel ihtiyaç ve öncelikleri bir arada değerlendirerek kentin tüm paydaşlarıyla birlikte çözüm arayışına girme çabasını ortaya koymak amacıyla organize edildi. Forumun iki paneline İNGEV destek verdi ve ev sahipliği yaptı.

 

Vural Çakır: “Yerel yönetimlerin SKA’lar özelinde yürüttüğü çalışmaların hepsine yön veren olgu İnsani Gelişme, bu bir fikriyat.”

Etkinliğin ilk günü gerçekleşen “Seyir Defteri: SKA Yolculuğunda Gönüllü Yerel Raporlama” panelinde Başkan Vural Çakır, yerel yönetimlerin SKA’lar (Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları) özelinde yürüttüğü çalışmaların hepsine yön veren olgunun İnsani Gelişme olduğunu hatırlattı, bunun bir fikriyat olduğunu söyledi. Çakır konuşmasına şöyle devam etti.

  • “Yerel yönetimler, büyükşehirler, ilçeler, günlük hayata dahil olmuş, nüfuz eden, vatandaşı ile sürekli temas halinde, SKA’ları günlük olarak konumlamış, içselleştirmiş ve yerelleştirmiş kurumlar olmalı ve bu yönde çalışmalı. Soyut kalmak en büyük risk!”
  • “Hedeflerin ve göstergelerin yerelleşmesi en kritik konu. Özellikle insani gelişmenin bağımsız ölçümlenmesi ve bunun için de yerel yönetimlerin bağımsız ve güvenilir bir kurumca denetlenmesi gerekiyor.”
  • “Verilerin nesnel olarak hayata yerleşmesi ve yerelleşmesi bir başka dikkat çekici konu. Önümüzdeki yıl yerel yönetimlerin 2030 gündemi hedeflemelerine destek olacak, hepsinin objektif bir şekilde erişebileceği açık bir portal için çalışıyoruz.”
  • Panel, İNGEV, Marmara Belediyeler Birliği, UN-Habitat ve UN SDSN iş birliğinde gerçekleştirildi. Barcelona, Kolombiya, İzmir ve Sultanbeyli’den üst düzey yerel yönetim temsilcileri VLR (gönüllü yerel değerlendirme) deneyimlerini paylaştı.

 

Vural Çakır: “Mülteci konusu evrensel bir insanlık sorunu, bu sadece bir sınır ülkesi meselesi değil.”

Etkinliğin ikinci gününde ise “Mülteci Girişimciler: Kalkınma ve Sosyal Uyum İçin Öncüler” başlıklı panelde mülteci girişimciliği genel hatlarıyla tartışıldı. Panelin açılış konuşmasını yapan Vural Çakır, mülteci konusunun evrensel bir insanlık sorunu olduğunu, sadece bir sınır ülkesi meselesinden ibaret olmadığını belirtti. Çakır’ın konuşmasından diğer başlıklar ise şöyle:

  • “Şu anda Berlin’de ya da Almanya genelinde halen en öncelikli çalışma alanlarından biri sosyal uyum. Türklerin Almanya’ya gidişinin yaklaşık 60 yıllık bir tarihçesi var. Bu konu evrensel bir konu ve sosyal uyumun başarılması çok uzun yıllar alacak bir süreç.”
  • “Türkiye’de yaşayan mülteciler, artık bizimle yaşıyorlar, bu insanlar bizim yeni vatandaşlarımız. Kentin iş gücü hayatına ve istihdama katkılarını artırmak için kalkınma ve sosyal uyumu destekleyecek bir yol haritası belirlemek ve bu yoldan da çıkmamak gerekiyor.”
  • “Şu anda iş gücü hayatındaki duruma bakarsak, 951 bin Suriyeli her gün işe gidiyor. Buna ek olarak tahmini mülteci sermayeli 15.000 şirket, 140 bin civarında serbest çalışan mevcut. Yine bu topluluk özelinde %36 civarında ciddi bir işsizlik de söz konusu.”
  • “Bankacılık ve KOBİ finansmanı konusunda eşitlikçi bir yaklaşımla mülteci girişimciliğinin, ev sahibi topluluk gibi sürece dahil olması kritik bir konu. Aynı zamanda erkek dominant olmayan, kadın girişimciliğini de iş gücüne katan bir formül geliştirilmeli.”
  • “Ticarette kayıt içi çalışmayı cesaretlendirecek düzenlemeler gerekiyor. Mülteci girişimciliğinin tedarik sistemine ve Türkiye ticaretine entegrasyonu çok önemli. Kente özel ve kente uygun girişimcilik, meslek edindirme ve dil eğitimleri üzerine kafa yorulmalı.”
  • “Sosyal uyum ve kalkınmada başarmak istiyorsak, siyaset üstü, insani gelişme merkezli, huzurlu ve erdemli bir kent için yeni vatandaşlarını ve şehrin eski sahiplerini de kapsayacak bir strateji oluşturulmalı.”

“Mülteci Girişimciler: Kalkınma ve Sosyal Uyumun Öncüleri” panelinde yine UNDP ve SİBA’dan (Suriyeli Uluslararası İş İnsanları Derneği) katılımcılar, Türkiye’de mülteci girişimciliği ile ilgili genel bir resim çizerken ikinci kısımda ise ilham veren mülteci kadın girişimciler, şirket kurma ve ticaret yolculuklarını anlattılar.