Haberler

Şanlıurfa’dan 5 Başarı Hikayesi

Şanlıurfa’da hayallerini geçekleştirmek için yola çıkan 5 ayrı girişimcimizin hizmet, elektrik-elektronik ve perakende satış sektörlerinde başarılı girişimlerini dinlemek için videolarımıza göz atabilirsiniz. İNGEV ve Danish Refugee Council / Dansk Flygtningehjælp, Danish Ministry of Foreign Affairs ve KfW desteğiyle bu sene 80 firma kurdu.

📌 Şadya Al-Sahna 30 yaşında, savaştan dolayı yaşam koşulları zorlaştığı için Türkiye’ye yerleşti. Babasından öğrendiği geleneksel hediyelik eşya üretimini Türk kültürü ile birleştirerek farklı ve az bulunur nitelikte, el emeği hediyelik eşyalar üretiyor. Sanatı ve zanaatı bir araya getiren “Şam Mozaiği” firmasının kuruluş hikayesini bu videoda anlatıyor.

📌 Jasem Alhamadin 34 yaşında, elektrik üzerine okuyordu ve çalışıyordu ancak savaştan dolayı şehrinde elektrik olmadığı için işsiz kaldı, Türkiye’ye yerleşmeye karar verdi. Türkiye’de uzmanlığı dışında pek çok işte çalıştı ancak şimdi kendi işini kurdu. İklim krizinin farkında ve güneş enerjisinin bizim geleceğimiz olduğuna inanıyor. Güneş panelleri kurulumu yaptığı “Shams Al Furat” firmasının kuruluş hikayesini bu videoda anlatıyor.

📌 Abdulrahman Alğazi 47 yaşında, güvenlik sorunları ve ekonomik zorluklardan dolayı Türkiye’ye yerleşmek zorunda kaldı. Suriye’de memur olarak çalışıyordu, Türkiye’de hikayesi biraz daha farklı gelişti. Suriye kahvesini Türkiye’de tanıtmak, özel şeker, kuruyemiş ve kahve ürünlerini satmak üzere “Delle ve Fincan” firmasını kurdu. Türk kahvesiyle Suriye kahvesini bir araya getiren bu firmanın hikayesini videodan izleyebilirsiniz.

📌 Samer Al İdan 42 yaşında, savaşın olumsuz etkilerinden dolayı Türkiye’ye geldi. Kozmetik ve parfüm işi onun için bir tutku olduğundan bu işe Türkiye’de de devam etmek için uğraştı, Türkiye’ye alışmak ve dil öğrenmek için büyük çaba sarf etti, çok çalışarak bu zorlukları aştı. Bu videoda “Gözler Aynaları”nın kuruluş hikayesini ve hedeflerini anlatıyor.

📌 Hanan Alhalaf 35 yaşında, savaştan dolayı yaşam koşullarının zorlaştığı Suriye’den Türkiye’ye geldi. Bildiği ve en iyi yaptığı işi yapmak üzere Türkiye’de kuaförlerde çalıştı, sonrasında kendi işyerini kurmaya karar verdi. “Gittana Kuaför”ü kurmaya çalışırkenki deneyimlerini ve gelecekteki hedeflerini bu videoda anlatıyor.

5 Girişimcimizin Videolarını İzlemek için tıklayın: https://lnkd.in/g899XPhi

İstanbul İş Piyasası Araştırması: Pandeminin Yarattığı Değişimler

COVID-19 salgınının sosyal, ekonomik ve politik sonuçları, hem makro hem de mikro ekonomik düzeylerde köklü değişikliklere neden oldu:

Eşitsizlikler derinleşti ve ekonomik zorluklar, özellikle pandemiden önce bile ekonomik olarak zaten hassas durumda olan dezavantajlı gruplar tarafından çok sert bir şekilde deneyimlendi.

Salgının getirdiği beklenmedik ve derin ekonomik değişikliklere dayanarak Save the Children Türkiye ve İNGEV, İstanbul için 2019 Cinsiyete Duyarlı İşgücü Piyasası Değerlendirme Araştırmasını güncellemeye karar verdi.

Suriyeli ve ev sahibi topluluk arasından ekonomik olarak hassas durumdaki gençlerin işgücü piyasasına ve İstanbul’daki iş fırsatlarına erişimi, pandeminin yarattığı değişimler ışığında yeniden incelendi. Bu güncellenmiş çalışma Şubat-Nisan 2021 arasında gerçekleştirildi.

İngilizce raporu indirmek için tıklayınız.

 

Kobi Büyüme Programı Mentorlük Hizmeti

İNGEV İLO (Uluslararası Çalışma Örgütü) iş birliğinde, KOBİ Büyüme Programı kapsamının ilk aşamasında iş geliştirme/ dijital dönüşüm alanlarını belirlemek için işletmelerin ihtiyaçlarına uygun mentorluk hizmeti veriyor.

Başvuru için tıklayınız

İNGEV-DRC Ortak Etkinliği, Şanlıurfa’da KOBİ’lerin Ticari Ağlarını Geliştirmeye Destek Verdi

İNGEV ve DRC Şanlıurfa’da KOBİ’lerin ve girişimcilerin iş ağlarını geliştirmek, bölgedeki paydaşların hizmetlerini tanıtmak ve firmalarla paydaşları bir araya getirmek için  “İş Ağları Geliştirme Etkinliği” düzenledi.

Hem yeni girişimcilerin hem de firma sahibi olanların katıldığı etkinlikte Şanlıurfa’da girişimcilerin işlerine başlamak ve mevcut işlerini geliştirebilmek için faydalanabileceği projelerin ve destek paketlerinin tanıtımı yapıldı, hibe desteklerine başvurarak kurulan, büyüyen ve hizmetlerini uzun zamandır sürdüren firmaların deneyim paylaşımıyla katılımcılar farklı imkanlardan haberdar oldu. Üniversitelerin sanayi ile iş birliğini geliştirmek adına girişimcilere yönelik destek mekanizmalarının aktarılmasının yanında üniversite ile yakın temas içinde bulunmanın kendi alanında inovatif çalışmalar yapmak isteyen firmalara hem alan hem de bilgi desteği sağlıyor olması katılımcılar arasında en çok ilgi çeken konuların başında geldi. Sanayi, üniversite ve sivil toplum iş birliğinin iyi örnekleri inovatif çalışmalarında ve sektörde fark yaratan deneyimlerinde üniversitenin akademik birikiminden ve imkanlarından nasıl yararlandıklarını anlatarak diğer girişimcileri işlerini kurmadan önce alternatif iş birliği imkanlarını değerlendirme konusunda cesaretlendirdiler.

Her ekonomik ekosistemde firmaların iş ağlarını geliştirmek için pek çok paydaş olsa da firmaların bu ağlardan haberdar olmamaları veya bu ağları sadece kayıt mercii olarak kullanılması ne yazık ki yaygın olarak görülen bir unsur. Bu konuda dernekler ve birlikler firmaların ürün ve hizmetlerini tanıtıp tedarikçi ve müşteri portföylerini geliştirmek adına önemli paydaşlar olarak öne çıkıyor. Firmalar, derneklerin ve birliklerin resmi kayıt sürecinin dışındaki hizmetleri konusunda bilgilerini arttırırken, doğru iş ağları kurmanın hızlı ve emin adımlarla büyüme hedeflerine ilerlemelerini sağlayan önemli bir nokta olduğunu fark ettiler. Farklı sektörlerde girişimci ruhun Şanlıurfa’da yaygınlaşmasının ve işletmeler arası iş birliklerinin gelişmesinin hem yeni nesil girişimcilere hem de mevcut firmaların kapasitesini geliştirmesine büyük katkısının olduğu vurgulandı.

Gıda ve tekstil alanındaki başarılı girişimcilerin deneyimleri, başarılı oldukları noktalar, mücadele alanları ve çözüm üretme stratejileri etkinliğe katılan firmaların benzer durumlarla karşılaştıklarında çözüm yolunu bulmaları için bir temel bir yol haritası oluşturdu. Kadın girişimcilerin firmalarını kurarken yaşadıkları toplumsal cinsiyet temelli zorlukları anlatmasıyla kadın girişimciliğinin zorlayıcı noktalarına vurgu yapılırken başarılı girişimcilerin ancak önlerine çıkan engellerde vazgeçmeden çözüm yolu üretmeye çalışmalarının ve cesaretlerini hiç kaybetmemelerinin önemine vurgu yapıldı.

Tekstil, gıda, toptan ticaret, hizmet, inşaat gibi sektörlerde çalışan 25 firmanın ürünlerini ve hizmetlerini tanıtmak üzere açtıkları stantlar etkinlik katılımcıları ve paydaşlar tarafından büyük ilgi gördü. Firmalar stantlarda ürün ve hizmetlerini ziyaretçilere detaylı olarak açıklama fırsatı yakaladı, iş ağlarını geliştirebilmek için dernek ve birlik temsilcileriyle yakın temas içinde bulundu, kartvizit ve broşür paylaşımı yaparak ilişki ağlarını genişlettiler.

Proje kapsamında Şanlıurfa ekosisteminde yer almak isteyen farklı sektörlerden 80 firmanın kurulmasıyla ekonomik hayata katkı sağlanmasının yanında, Şanlıurfa’daki yatırım ortamının, üniversite-sanayi iş birliğinin değerlendirildiği ve katılımcıların bölgesel hibe ve teşvikler konusunda bilgi aldığı etkinlikte, işletmeler arasında iş birliklerini geliştirme yolları ve şirket büyüme stratejileri hakkında bilgi alışverişinde bulunuldu.

Harran Üniversitesi, Şanlıurfa Sanayi ve Ticaret Odası, Şanlıurfa Esnaf ve Sanatkârlar Odası, KOSGEB, Karacadağ Kalkınma Ajansı, SURIAD, TOBB Kadın Girişimciler Kurulu, Cevahir Han Restoran, Texture ve Orkniza firmalarının katkıları ile düzenlenen “Şanlıurfa İş Geliştirme Etkinliği” paydaş ve KOBİ’lerden oluşan 60 kişilik güçlü bir katılım ile gerçekleşti. Etkinlikte gıda, tekstil ve toptan ticaret sektörleri başta olmak üzere, İNGEV&DRC iş birliği ile farklı sektörlerde ticari faaliyetlerine yeni başlayan Türkiyeli ve Suriyeli firmalar, iş dünyası örgütleri, sektörel dernekler, finansal destek sağlayan kuruluşlar ve Şanlıurfa KOBİ temsilcileri ile bir araya geldi.

İNGEV, KOBİ’lerin dijital haritasını çıkarıyor!

İNGEV TAM (Toplumsal Araştırmalar Merkezi) farklı büyüklükteki KOBİ’lerin mevcut dijital kapasitelerini ve öncelikli ihtiyaçlarını düzenli olarak ölçecek bir araştırma başlattı. Araştırma yerel şirketlerin yanı sıra Suriyeli işletmeleri de kapsayarak KOBİ’lerin dijital haritasını çıkartmayı hedefliyor.

“KOBİ Dijital Monitörü”, KOBİ’lerin mevcut dijital kapasitesini, şirketlerin kullandıkları finansal uygulamalardan veri saklama yöntemlerine, online pazarlama uygulamalarından bilgi yönetim sistemlerine kadar geniş bir yelpazede ölçecek. Araştırma kapsamında KOBİ’lerin dijitalleşme sürecine bakış açıları, dijitalleşmeye en fazla ihtiyaç duydukları alanlar ve dijitalleşme süreçlerini hızlandırmak için almak istedikleri destekler de ele alınacak.

KOBİ’lerin dijital haritasını çıkartacak olan araştırma, düzenli periyotlarla veri toplayarak sonuçları endeks olarak aktarmayı ve  böylelikle Türkiye’deki farklı büyüklükteki KOBİ’lerin dijital dönüşümlerindeki periyodik gelişmeleri trend olarak takip etmeyi hedefliyor.

Araştırma konusunda daha detaylı bilgi için: merve.yagmuroglu@ingev.org

İNGEV Gönüllülerinden “Arkadaş” Projesi

Arkadaş projesi özellikle iş dünyasına adım atan Suriyelilerin Türkçe konuşma pratiğini geliştiren bir sosyal uyum projesi…

Proje ile anadili Türkçe olmayan ve Türkçesini geliştirmek isteyenleri, ev sahibi topluluktan gönüllülerle bir araya getirirken, çevrimiçi “dil odalarında” buluşarak çeşitli konularda Türkçe sohbet ediyoruz. Bunlar içinde iş dünyası konularının olması özellikle dikkat ediyoruz.

Böylece öğretmen-öğrenci ilişkisinin olmadığı, tamamen gönüllülük esasına dayalı, haftalık olarak yapılan çevrimiçi etkinlikler ile Türkçe pratik yapma ve birbirimizi daha iyi tanıyabilme şansına sahip oluyoruz.

Proje bir yandan Suriyelilerin Türkçe konuşma pratiğini geliştiriyor, bir yandan da yeni arkadaşlıklar kurulmasına ve gelişmesine de imkân sağlıyor.

Arkadaş projesi tamamen gönüllülerce yürüyen bir çalışma.

İNGEV gönüllüsü olmak için, “Arkadaş projesine destek vermek ve faydalanmak için katılım formunu doldurmanız yeterli:

https://forms.gle/wDRmWFUnNHw2azRg8 (Katılım Formu)

Beşinci Mevsim: Türkiye İklim Politikaları

“Değişiyor muyuz?” platformu ilk etkinliğini Dünya İklim gününde çevrimiçi olarak düzenledi.

Habitat, İNGEV ve TEPAV inisiyatifi ile iklim değişikliğine yanıt olarak bireysel ve kurumsal değişim için farkındalık yaratan ve bu alanda atılan adımları ön plana çıkaran “Değişiyor Muyuz?” platformunun ilk etkinliği “Beşinci Mevsim: Türkiye İklim Politikaları” başlıklı webinar 15 Mayıs 2021 günü çevrimiçi olarak düzenlendi.

Webinar, Habitat Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Sezai Hazır, İNGEV Başkanı Vural Çakır ve TEPAV Kurucu Direktörü Güven Sak’ın açılış konuşmalarıyla başladı. Hazır, yapılan bilimsel araştırmalara göre sanayi devrimi sonrasında insanlık tarafından kurulan yeni düzenin, küresel iklimin önceki dönemlere kıyasla radikal bir biçimde değiştirdiğini belirterek sözlerine başladı. Başta iklim krizi olmak üzere insan kaynaklı krizlerin derinden hissedildiğini ifade etti. İklim değişikliğinin yalnızca doğadaki canlıları değil, insanları da ilgilendirdiğine dikkat çeken Hazır, çevresel değişimler nedeniyle geçici ve sürekli olarak yer değiştirme sürecinin “Çevresel Mülteci” kavramını, küresel iklim değişikliğinin etkileri nedeniyle insanların yer değiştirmeleri zorunluluğunun ise “İklim Mültecileri” kavramını ortaya çıkardığını ifade etti.

İNGEV Başkanı Vural Çakır, doğaya karşı yapılan projelerin ölçüsüz bir şekilde doğaya zarar verdiğini ve özellikle düşük gelirli insanları olumsuz etkilediğini vurgulayarak sözlerine başladı. Bunun önüne geçmek için öncelikle çevre ile uyumlu bir yaşam sürmemiz gerektiğini belirten Çakır, bugün sanayi olarak gelişmiş ülkelerin bu iklim krizinde birincil derece sorumlu olduğunu ve bu değişimin gelişmekte olan ülkelerin önünü kapayan bir düzene dönüşmemesi gerektiğini vurguladı. Dijitalleşme ile birleşen yeni büyüme anlayışının Ülkerlerin ve şirketlerin Yeşil Dönüşümü için zorunlu ve pahalı bir süreçle gerçekleşebileceğini, özellikle de KOBİ’lerin yeşil dönüşüme adapte etmenin önümüzdeki acil planlardan birisinin olması gerektiğini ifade etti.

TEPAV Kurucu Direktörü Güven Sak ise, İklim değişikliğinin gündemin merkezine ilerlediğini ve artık sonunda konuşmaktan yapma aşamasına geldiğimizi belirterek sözlerine başladı. COVID-19 sonrası toparlanmanın karbon bazlı olmayan bir büyüme ve buna bağlı teknolojik yenilenme süreciyle birlikte olacağını ifade etti. Ülkeler, şirketler, bölgeler ve kişiler arasında arasında adil bir rekabet, adil dönüşüm ve adil bir geçiş ortamının sağlanmasının artık çok önemli olduğunu vurgulayan Sak, Türkiye’nin bir an önce Paris İklim anlaşmasını onaylaması gerektiğini çünkü Paris anlaşmasının bu yeni dünyanın anayasası olduğunu belirtti. Bu anlaşmaya dayalı olarak da yeni bir ekonomik programa dayalı karbon emisyonlarını azaltmaya yönelik niyet beyanının bir an önce oluşması gerektiğini ifade etti. Pek çok kurumu ilgilendiren, iklim değişikliği meselesinde artık ekonomi politikalarının merkezi önemde olacağını vurgulayarak, öncülüğün ekonomiden sorumlu birimlere aktarılmasının önemine dikkat çekti. Habitat, İNGEV ve TEPAV’ın konuya ve atılması gereken adımlara farkındalığı artırmak için “Değişiyor muyuz Platformu”nu oluşturduğunu söyleyerek, ilgili tüm kurumları platforma destek vermeye çağırdı.

Açılış konuşmalarının ardından, Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği (SEFİA) Direktörü Bengisu Özenç’in “Dünya İklim Gündemi ve Türkiye” konulu sunumu ile toplantı devam etti. Özenç, Paris anlaşması ve takip eden süreçteki Avrupa Yeşil Mutabakatı ve COVID salgını gibi gelişmelerin küresel iklim politikalarıyla ilgili süreci etkilediğini belirterek sözlerine başladı. Paris anlaşmasının sanayi devriminden bu Dünya’nın ortalama sıcaklığındaki artışı 1,5 derece ile sınırlamayı ve ekonomik faaliyetlerin buna göre düzenlenmesini öncelik aldığını belirtti. Türkiye’nin anlaşmayı hala onaylamadığını, 2015 yılında sekretaryaya sunduğu ve uluslararası camia tarafından yetersiz olarak değerlendirilen emisyon azaltım hedeflerinin, mevcut politikalar altında, bugün bile altında olduğunu belirtti. Türkiye’nin uzun dönemli bir düşük karbon stratejisinin olmadığının altını çizen Özenç, böylesi bir stratejinin kalkınma planının temelini oluşturması gereğini vurguladı.

Sunumun ardından İNGEV İletişim & Dış ilişkiler Direktörü Berk Çoker moderatörlüğünde “Türkiye’de İklim Politikalarının Ekonomik Dönüşümü” paneli gerçekleştirdi. Panele MEF Üniversitesi Öğretim Üyesi ve TÜRKONFED Ekonomi Danışmanı Doç. Dr. Nazlı Karamollaoğlu, UNDP Türkiye İklim Değişikliği ve Çevre Portföy Yöneticisi Nuri Özbağdatlı ve Avrupa İklim Eylem Ağı (CAN – E) Türkiye İklim ve Enerji Politikaları Koordinatörü Özlem Katısöz katıldı.

Nazlı Karamollaoğlu, Avrupa yeşil mutabakatı kapsamında önemli bir dönüşüm sürecine geçildiğini belirterek sözlerine başladı. Karbon düzenlemesi mekanizmasının ekonomik ilişkileri ciddi etkileyeceğini ve bu mekanizmanın bir engel değil, bir büyüme stratejisi olarak kullanılabileceğinin altını çizdi. Metal sanayi, çimento ve elektrik sektörlerinin ön planda olduğunu ve bu şirketlerin tedarikçisi olan kobilerin sistemlerini değiştirmek zorunda kalacaklarını belirtti. Yeşil ekonomiye adaptasyon konusunda makro düzeyde Paris anlaşmasına uyulması gerektiğini, istihdam politikalarının düzenlenmesi gerektiğini, Mikro düzeyde ise KOBİ’lerin bu konuda farkındalığının düşük olduğunu ve KOBİ’lerin finansman olarak yetersiz kaldığını belirtti.

Nuri Özbağdatlı, iklim değişikliği ile ilgili politika geliştirilmesi sürecinin eşitsizliklerin azaltılmasına yönelik yapılması gerektiğini vurgulayarak sözlerine başladı. İklim değişikliği konusunun bir eşitsizlik konusu olduğunu ve iklim krizi ile derin yoksullaşmanın ortaya çıktığını belirtti. Ekonomik olarak KOBİ’lerin en çok etkilenecek gruplardan biri olduğunu ve onlara yönelik bir yaklaşım geliştirilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Özlem Katısöz, Avrupa iklim eylem ağının sivil toplum örgütlerinden oluşan bir ağ olduğunu ve iklim değişikliği ile mücadelede politikaları koordine etmek olduğunu açıklayarak sözlerine başladı. Türkiye’nin şu anda bütün enerji politikalarının kömür merkezli olduğunu ve kömürden çıkışının düşünülenin aksine mümkün olduğunu vurguladı. Gerekli veriler incelendiğinde Türkiye’nin 10 sene içerisinde kömürden çıkabileceğini ve bu sektörü dönüştürerek yeni istihdam yaratılabileceğini belirtti. Türkiye gibi strateji konusunda eksik durumda olan ülkelerin ilk önce bu konuda niyet etmeleri gerektiğini ifade etti.

Etkinliği izlemek için linke tıklayınız.

Suriyelilere Sağlanan İnsani Yardımlar ile İlgili Doğru Bilinen Yanlışlar Araştırması

BASIN BÜLTENİ

22 Mart 2021

Etkileşimin gücü: Toplumsal uyum algımız birbirimizi tanıdıkça olumluya dönüyor.

İNGEV TAM-İSTANBUL BİLGİ ÜNİVERSİTESİ İLETİŞİM FAKÜLTESİ iş birliğinde gerçekleştirilen İnsani Gelişme Monitörü Araştırması, son dönemde Türkiye’de halk ile geçici koruma altındaki Suriyeliler arasındaki ilişkinin gergin olduğunu ancak bu gerginliğin azalma eğiliminde olduğunu gösterdi. Araştırma, Suriyelilere sağlanan faydalarla ilgili birçok yanlış bilgiye sahip olduğumuzu ortaya koysa da yanlış bilgi seviyesinin azalmakta olduğunu da gözler önüne serdi. Son dönem sonuçları da, bir önceki dönem gibi, Suriyeli bir tanıdığı olanlar ve olmayanlar arasında anlamlı algı farkları olduğunu ortaya koydu. Suriyeli tanıdığı olanların toplumsal uyum algısı, tanıdığı olmayanlara göre daha olumlu bir konumda.

Pandemi, Mülteci Konusunu Zihinlerde Geri Plana İtti

2019 Temmuz ayında ilki gerçekleştirilen araştırmanın 2020’nin Kasım-Aralık aylarında tamamlanan son dönemi, toplumsal uyuma yönelik çarpıcı sonuçlar ortaya koyuyor. Suriyeli göçmenler ve ev sahibi topluluk arasındaki gerginlik oranı araştırmanın ilk kez yapıldığı Temmuz 2019 döneminden bu yana düzenli olarak iyileşme göstermekte. Toplumsal gerginlik oranı araştırmanın ilk döneminde %55 seviyesindeyken, ikinci döneminde (Mart 2020) %48’e, son dönemde (Kasım 2020) ise %32’ye geriledi.

Çocuklarının geçici koruma altındaki bir Suriyeli ile arkadaşlık etmesini istemeyen ebeveynlerin oranı ise ilk dönem %51’ken araştırmanın son döneminde %44’e geriledi. 28 Şubat 2020’de Türkiye’nin Suriyelilere Avrupa sınır kapılarını açmasıyla birlikte politik söylemlerin toplumun uyum algısını etkilediğini söylemek mümkün. Diğer yandan, DSÖ’nün 11 Mart’ta COVID-19’u pandemi ilan etmesiyle birlikte tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de en sıcak gündem pandemi oldu. Diğer tüm konular gibi geçici koruma altındaki Suriyelilere yönelik gerginlik algısı da geri planda kaldı. Bunun sonucunda toplumsal algılarımızda daha önceleri göz önünde olan gerginlik hissiyatı da geri planda kalarak düşme eğilimine girdi.

İlk döneme kıyasla anlamlı fark gösteren bir diğer sonuç ise toplumun geçici koruma altındaki Suriyelilere karşı yaklaşımıydı. Ülkemizin zorunlu göç altındaki kişilere kucak açmasını örnek bir insanlık duruşu olarak değerlendirenlerin oranı ilk dönem %40 seviyesindeyken son dönem %62 seviyesine yükseldi.

Tanıyanlar Daha Ilımlı

Araştırmanın kritik bulgularından bir tanesi, geçici koruma altındaki Suriyelilere karşı algının, Suriyeli tanıdığı olan ve olmayanlar arasında önemli farklar göstermesi oldu.

Suriyeli tanıdığı olanlar ve olmayanların fark gösterdiği bir konu “Suriyelilerin bir an önce Suriye’ye dönmesi sağlanmalıdır” ifadesine katılım oranı. Suriyeli bir tanıdığı olanların bu ifadeye katılım oranı %68 iken, Suriyeli bir tanıdığı olmayanların katılım oranı ise %77 seviyesinde gerçekleşti.

“Ülkemizin mültecilere kucak açması örnek bir insani duruştur” ifadesine katılanların oranı da Suriyeli bir tanıdığı olanlar arasında daha yüksek (%66 – %58). Suriyeli tanıdığı olanlar aynı zamanda

“Suriyelilerin ülkemize uyum sağlaması için daha çok çaba sarf etmeliyiz” ifadesine de daha yüksek oranda katılıyor (%37 – %25)

Yanlış Bilgilerin Yaygınlığı Azalma Eğiliminde

 

Doğru bilinen yanlışlar konusuna bakıldığında bunların hala önemli ölçüde yaygın olduğu ancak azalmakta oldukları görülüyor. Kamu, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşlarının Suriyeli mültecilere yönelik dezenformasyon ile sıkı mücadelesi olumlu sonuçlar veriyor.

Bir önceki döneme kıyasla ev sahibi topluluğun geçici koruma altındaki Suriyeliler ile ilgili doğru bilinen yanlışlara katılım oranı genel bir azalma gösteriyor. Suriyeli mülteciler ile ilgili en yaygın şekilde inanılan yanlış, Suriyelilerin devletten maaş aldığı inancı. Toplumun %54’ü bu ifadeye katıldığını belirtiyor. Oysa bu yardım Kızılay ve kamu bankaları eliyle olsa da AB’nin Sosyal Uyum Yardım fonuyla sağlanmakta. Diğer yandan bu yardımdan sadece kayıtlı olan ve ilgili koşulları sağlayan Suriyeliler faydalanabiliyor.

Doğru bilinen yanlışlardaki en kritik düşüş, “Suriyelilerin istediği üniversiteye sınavsız girebildiği” algısında gerçekleşti. Mart 2020’de toplumun %60’ı bu ifadeye katılırken, Kasım 2020’de bu oran %39’a geriledi. Doğrusu ise, devlet üniversitesinde okumak isteyen yabancı öğrenciler ancak “Yabancı Öğrenci Sınavı”na girerek aldığı puana göre seçim yapabiliyor; özel üniversiteler ise yabancı öğrenciler için kendi sınavlarını uyguluyor.

İfadeler arasında en az yaygınlığa sahip olan ise “Suriyeliler su, elektrik ve doğalgaz faturası ödemiyor” inancı. Bir önceki döneme kıyasla bu inanca sahip kişilerin oranı %43’ten %26’ya geriledi. Doğrusu ise, Suriyelilerin ev sahibi topluluktan farklı bir uygulamaya tabi olmadığı.

Toplumdaki gerginlik hissinin azalması için etkileşimin ve birbirini tanımanın önemini diğer pek çok araştırma gibi bu çalışma da destekliyor. Suriyelilerle ilgili doğru bilinen yanlışların özellikle toplumsal barış üzerindeki olumsuz etkilerini en aza indirgemek üzere pek çok resmî kurum bu tür yanlış bilgi yayılımı ile mücadelesini sürdürüyor ve araştırma sonuçlarına göre bu mücadele olumlu etkiler yaratarak ilerliyor.

İletişim için: INGEV- 0216 540 50 21

can.cakir@ingev.org

 Araştırma, 22 Ekim-20 Kasım 2020 tarihleri arasında TUİK İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflandırması Düzey 2’ye göre belirlenmiş bölgelerde toplam 26 şehirde bilgisayar destekli telefon görüşmesi yöntemiyle Türkiye temsiliyeti sağlanacak şekilde gerçekleştirilmiştir. Çalışma kapsamında 1774 görüşme gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın hata payı ±%2,3’tür.

 

Basın bültenini indirmek için tıklayınız…

Yerelleşen İnsani Gelişme: İGE-İ ve İGE-B Kitabımız Çıktı

İnsani Gelişme performanslarını Büyükşehirler ve İlçeler bazında ölçen e-kitabımız çıktı. Kitap ilçelerin ve büyükşehirlerin toplamda ve 9 alt kategorideki insani gelişme düzeylerini açıklıyor.

Kitabın önemli özelliklerinden birisi Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları ve Hedefleri açısından durum tespiti yaparak aralarında matematiksel olarak ilişki kuran bir modeli de kapsaması. Alanının sadece Türkiye’de değil küresel olarak da öncü çalışmalarından birisi olan “Yerelleşen İnsani Gelişme “ kitabında çok değerli akademisyenlerin vizyoner makaleleri de yer alıyor.

Prof. Dr. Murat Şeker tarafından hazırlanan e-kitaba İNGEV Başkanı Vural Çakır da İnsani Gelişme – Sürdürülebilir Kalkınma ilişkisini değerlendiren bir sunuş yazısı ile katkı veriyor.

Kitapla ilgili görüşleriniz için her zaman bizimle iletişime geçebilirsiniz

Kitaba buradan ulaşabilirsiniz.

Yararlı olmasını dileriz.

Türkiye’nin En Yüksek Performans Gösteren Büyükşehirleri

İNGEV yerel ölçekte insani gelişmeyi desteklemek üzere 3 yıldır sürdürdüğü İGE- İlçeler Endeksini bu yıl ilk kez Büyükşehirler ölçeğine taşıdı. İGE-Büyükşehirler 2020 sonuçları açıklandı ve insani gelişmede başarı gösteren Büyükşehir Belediye Başkanlarına çevrim içi konferans ile ödülleri verildi.

Toplantının açılışında İNGEV Başkanı Vural Çakır ve İstanbul Politikalar Merkezi Direktörü Prof. Dr. Fuat Keyman “Yerelleşen İnsani Gelişme” konusunu değerlendirdi. Prof. Dr. Murat Şeker, İGE-B araştırma yapısı, İNGEV uzmanları Cenk Ozan ve Berna Yaman da endeks sonuçları hakkında bilgi paylaştı.

İGE-B (İnsani Gelişme Endeksi – Büyükşehirler) Çalışması Hakkında:
İnsani Gelişme Endeksi, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından 1990 yılından beri ülkeler düzeyinde yayımlanmaktadır. Kişi başına düşen gelir, doğumda beklenen yaşam süresi, okur-yazar ve okullaşma oranları dikkate alınarak hesaplanan İnsani Gelişme Endeksi, gelirin yanında eğitim ve sağlık verileriyle insani gelişmeyi ölçmeyi ve ülkeleri karşılaştırmayı amaçlamaktadır.

İNGEV yerel düzeyde insani gelişmenin desteklenmesi için çalışmalarını genişletiyor.
İnsani Gelişme Endeksi, yerel düzeyde insani gelişmenin yönlendirilmesini amaçlamaktadır. Yerelleşmenin giderek arttığı günümüzde, insani gelişmeye etki eden yerel politika araçları da çeşitlenmektedir. Veriye dayalı yönetim araçlarının mikro ölçekte yerel yönetimler tarafından etkin kullanılması, başta merkezi yönetimler olmak üzere diğer paydaşlar tarafından da desteklenmesi yaşam kalitesini yükseltmektedir. İNGEV günlük hayata etki yapabilecek yönetilebilir değişkenleri önemsemektedir ve 2016 yılından itibaren İnsani Gelişme Endeksi-İlçeler (İGE-İ) çalışmasını yürütmektedir. Bu yıl, İGE-İ çalışmasının yanı sıra, büyükşehirlerin ve dolayısı ile büyükşehir belediyelerinin verilerinin analiz edildiği İGE-Büyükşehirler (İGE-B) modeli geliştirilmiş ve İGE-B ile yerel ölçekte insani gelişmenin izlenmesine yönelik bir adım daha atılmıştır.

İGE-B 2020 Raporu ve Endeksi Büyükşehir Belediyelerinin faaliyet gösterdiği 30 ili kapsıyor.
İGE-B olarak adlandırılan İnsani Gelişme Endeksi – Büyükşehirler 2020 Raporu, büyükşehir belediyelerinin faaliyet gösterdiği 30 ili kapsama almıştır.

Bu yıl ilk kez yürütülen İGE-B 2020 Çalışması 9 alt endeks ve 228 değişkenden oluşuyor.
İGE-B modeli değişkenlerinin belirlenmesi sürecinde literatür taraması yapılmış, BM Sürdürülebilir Kalkınma göstergeleri ve TÜİK Sürdürülebilir Kalkınma Göstergeleri 2010-2019 çalışmaları ile Kalkınma Bakanlığı tarafından geçmiş yıllarda açıklanmış olan İllerin ve Bölgelerin Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Sıralaması Araştırmaları incelenmiş ve il düzeyinde mevcut ve ikame göstergeler analiz edilerek İGE-B modeli geliştirilmiş ve Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları ile uyumlaştırılmaya çalışılmıştır.

Bu bağlamda belirlenen 228 değişken Yönetişim ve Saydamlık, Eşitsizliklerle Mücadele, Nitelikli Eğitim, Sağlıklı Yaşam, Sürdürülebilir Ekonomi, Sosyal Yaşam, Sürdürülebilir Çevre ve Enerji, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ile Ulaşım ve Erişilebilirlik olmak üzere 9 alt endekste gruplandırılmıştır. Yerel yönetim faaliyet raporları ve stratejik planlarının detaylı incelenmesi, merkezi istatistiklerin toplanması, belediye web sitesi ve sosyal medya hesapları analizi ile birlikte, toplam 21 konuda “gizli vatandaş” senaryoları ile belediyelere başvurulmuş ve cevap verme düzeyleri endekse dahil edilmiştir.

İGE-B 2020 İnsani Gelişme Endeksi sıralamasında İstanbul ilk sırada yer almıştır.
İstanbul’u Ankara, İzmir, Muğla ve Antalya izlemiştir. Sıralamada öne çıkan diğer iller ise Eskişehir, Bursa, Denizli, Sakarya ve Kocaeli’dir.

Büyükşehirler arasında ana endeks ölçeğinde en yüksek skor 65,7, en düşük skor 24,7, ortalama skor ise 45,3’tür. Ortalamanın üstünde 16 büyükşehir yer alır iken ortalamanın altında kalan büyükşehir sayısı 14’tür; bu büyükşehirler sırasıyla, Trabzon, Malatya, Kayseri,
Adana, Manisa, Ordu, Gaziantep, Erzurum, Kahramanmaraş, Hatay, Diyarbakır, Van, Mardin ve Şanlıurfa’dır. Endeks sıralamasında ilk onda yer alan büyükşehirlerin bölgelerine bakıldığında Karadeniz, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin temsil edilmediği gözlenmektedir.

İGE-B’de İnsani Gelişme Ana Endeksinin yanı sıra 9 alt endeks yer alıyor.
İGE-B 2020 Endeksinde toplam sonuçları oluşturan İnsani Gelişme Endeksinin yanı sıra yerel yönetim faaliyetlerinin yönlendirilmesinde önem taşıyan 9 alt endeks yayınlanmaktadır. Bunlar Yönetişim ve Saydamlık, Eşitsizliklerle Mücadele, Nitelikli Eğitim, Sağlıklı Yaşam, Sürdürülebilir Ekonomi, Sosyal Yaşam, Sürdürülebilir Çevre ve Enerji, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ile Ulaşım ve Erişilebilirlik.

Bu endekslerde ilk 5 sırada yer alan ilçeler ise şöyledir:

Nitelikli Eğitim ve Sağlıklı Yaşam alanları büyükşehirlerde ortalama değerin en yüksek olduğu alanlardır. Ortalamanın düşük olduğu alt endeksler ise Sosyal Yaşam, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Eşitsizliklerle Mücadeledir. Öte yandan minimum değerler açısından bakıldığında ise Yönetişim ve Saydamlık, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği, Sosyal Yaşam ve Eşitsizliklerle Mücadele en düşük performans gösterilen ve büyükşehirlerin insani gelişme açısından daha fazla çalışma yürütmesi gereken alanlardır.

Çalışmayı uzman proje ekibi yönetiyor.

İNGEV Başkanı Vural Çakır’ın genel desteği ile yürüyen projenin rapor yazımını bu alanda birçok çalışmaya da imza atan İstanbul Üniversitesi Şehir Politikalar Merkezi Direktörü Prof. Dr. Murat Şeker yapmaktadır. Proje ekibinde istatistik analizler için İNGEV uzmanları yer almıştır.

Basın bültenini indirmek için tıklayınız…

İGE-İ sunum dosyası için tıklayınız…