Haberler

Suriyelilere Sağlanan İnsani Yardımlar ile İlgili Doğru Bilinen Yanlışlar Araştırması

BASIN BÜLTENİ

22 Mart 2021

Etkileşimin gücü: Toplumsal uyum algımız birbirimizi tanıdıkça olumluya dönüyor.

İNGEV TAM-İSTANBUL BİLGİ ÜNİVERSİTESİ İLETİŞİM FAKÜLTESİ iş birliğinde gerçekleştirilen İnsani Gelişme Monitörü Araştırması, son dönemde Türkiye’de halk ile geçici koruma altındaki Suriyeliler arasındaki ilişkinin gergin olduğunu ancak bu gerginliğin azalma eğiliminde olduğunu gösterdi. Araştırma, Suriyelilere sağlanan faydalarla ilgili birçok yanlış bilgiye sahip olduğumuzu ortaya koysa da yanlış bilgi seviyesinin azalmakta olduğunu da gözler önüne serdi. Son dönem sonuçları da, bir önceki dönem gibi, Suriyeli bir tanıdığı olanlar ve olmayanlar arasında anlamlı algı farkları olduğunu ortaya koydu. Suriyeli tanıdığı olanların toplumsal uyum algısı, tanıdığı olmayanlara göre daha olumlu bir konumda.

Pandemi, Mülteci Konusunu Zihinlerde Geri Plana İtti

2019 Temmuz ayında ilki gerçekleştirilen araştırmanın 2020’nin Kasım-Aralık aylarında tamamlanan son dönemi, toplumsal uyuma yönelik çarpıcı sonuçlar ortaya koyuyor. Suriyeli göçmenler ve ev sahibi topluluk arasındaki gerginlik oranı araştırmanın ilk kez yapıldığı Temmuz 2019 döneminden bu yana düzenli olarak iyileşme göstermekte. Toplumsal gerginlik oranı araştırmanın ilk döneminde %55 seviyesindeyken, ikinci döneminde (Mart 2020) %48’e, son dönemde (Kasım 2020) ise %32’ye geriledi.

Çocuklarının geçici koruma altındaki bir Suriyeli ile arkadaşlık etmesini istemeyen ebeveynlerin oranı ise ilk dönem %51’ken araştırmanın son döneminde %44’e geriledi. 28 Şubat 2020’de Türkiye’nin Suriyelilere Avrupa sınır kapılarını açmasıyla birlikte politik söylemlerin toplumun uyum algısını etkilediğini söylemek mümkün. Diğer yandan, DSÖ’nün 11 Mart’ta COVID-19’u pandemi ilan etmesiyle birlikte tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de en sıcak gündem pandemi oldu. Diğer tüm konular gibi geçici koruma altındaki Suriyelilere yönelik gerginlik algısı da geri planda kaldı. Bunun sonucunda toplumsal algılarımızda daha önceleri göz önünde olan gerginlik hissiyatı da geri planda kalarak düşme eğilimine girdi.

İlk döneme kıyasla anlamlı fark gösteren bir diğer sonuç ise toplumun geçici koruma altındaki Suriyelilere karşı yaklaşımıydı. Ülkemizin zorunlu göç altındaki kişilere kucak açmasını örnek bir insanlık duruşu olarak değerlendirenlerin oranı ilk dönem %40 seviyesindeyken son dönem %62 seviyesine yükseldi.

Tanıyanlar Daha Ilımlı

Araştırmanın kritik bulgularından bir tanesi, geçici koruma altındaki Suriyelilere karşı algının, Suriyeli tanıdığı olan ve olmayanlar arasında önemli farklar göstermesi oldu.

Suriyeli tanıdığı olanlar ve olmayanların fark gösterdiği bir konu “Suriyelilerin bir an önce Suriye’ye dönmesi sağlanmalıdır” ifadesine katılım oranı. Suriyeli bir tanıdığı olanların bu ifadeye katılım oranı %68 iken, Suriyeli bir tanıdığı olmayanların katılım oranı ise %77 seviyesinde gerçekleşti.

“Ülkemizin mültecilere kucak açması örnek bir insani duruştur” ifadesine katılanların oranı da Suriyeli bir tanıdığı olanlar arasında daha yüksek (%66 – %58). Suriyeli tanıdığı olanlar aynı zamanda

“Suriyelilerin ülkemize uyum sağlaması için daha çok çaba sarf etmeliyiz” ifadesine de daha yüksek oranda katılıyor (%37 – %25)

Yanlış Bilgilerin Yaygınlığı Azalma Eğiliminde

 

Doğru bilinen yanlışlar konusuna bakıldığında bunların hala önemli ölçüde yaygın olduğu ancak azalmakta oldukları görülüyor. Kamu, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşlarının Suriyeli mültecilere yönelik dezenformasyon ile sıkı mücadelesi olumlu sonuçlar veriyor.

Bir önceki döneme kıyasla ev sahibi topluluğun geçici koruma altındaki Suriyeliler ile ilgili doğru bilinen yanlışlara katılım oranı genel bir azalma gösteriyor. Suriyeli mülteciler ile ilgili en yaygın şekilde inanılan yanlış, Suriyelilerin devletten maaş aldığı inancı. Toplumun %54’ü bu ifadeye katıldığını belirtiyor. Oysa bu yardım Kızılay ve kamu bankaları eliyle olsa da AB’nin Sosyal Uyum Yardım fonuyla sağlanmakta. Diğer yandan bu yardımdan sadece kayıtlı olan ve ilgili koşulları sağlayan Suriyeliler faydalanabiliyor.

Doğru bilinen yanlışlardaki en kritik düşüş, “Suriyelilerin istediği üniversiteye sınavsız girebildiği” algısında gerçekleşti. Mart 2020’de toplumun %60’ı bu ifadeye katılırken, Kasım 2020’de bu oran %39’a geriledi. Doğrusu ise, devlet üniversitesinde okumak isteyen yabancı öğrenciler ancak “Yabancı Öğrenci Sınavı”na girerek aldığı puana göre seçim yapabiliyor; özel üniversiteler ise yabancı öğrenciler için kendi sınavlarını uyguluyor.

İfadeler arasında en az yaygınlığa sahip olan ise “Suriyeliler su, elektrik ve doğalgaz faturası ödemiyor” inancı. Bir önceki döneme kıyasla bu inanca sahip kişilerin oranı %43’ten %26’ya geriledi. Doğrusu ise, Suriyelilerin ev sahibi topluluktan farklı bir uygulamaya tabi olmadığı.

Toplumdaki gerginlik hissinin azalması için etkileşimin ve birbirini tanımanın önemini diğer pek çok araştırma gibi bu çalışma da destekliyor. Suriyelilerle ilgili doğru bilinen yanlışların özellikle toplumsal barış üzerindeki olumsuz etkilerini en aza indirgemek üzere pek çok resmî kurum bu tür yanlış bilgi yayılımı ile mücadelesini sürdürüyor ve araştırma sonuçlarına göre bu mücadele olumlu etkiler yaratarak ilerliyor.

İletişim için: INGEV- 0216 540 50 21

can.cakir@ingev.org

 Araştırma, 22 Ekim-20 Kasım 2020 tarihleri arasında TUİK İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflandırması Düzey 2’ye göre belirlenmiş bölgelerde toplam 26 şehirde bilgisayar destekli telefon görüşmesi yöntemiyle Türkiye temsiliyeti sağlanacak şekilde gerçekleştirilmiştir. Çalışma kapsamında 1774 görüşme gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın hata payı ±%2,3’tür.

 

Basın bültenini indirmek için tıklayınız…

Yerelleşen İnsani Gelişme: İGE-İ ve İGE-B Kitabımız Çıktı

İnsani Gelişme performanslarını Büyükşehirler ve İlçeler bazında ölçen e-kitabımız çıktı. Kitap ilçelerin ve büyükşehirlerin toplamda ve 9 alt kategorideki insani gelişme düzeylerini açıklıyor.

Kitabın önemli özelliklerinden birisi Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları ve Hedefleri açısından durum tespiti yaparak aralarında matematiksel olarak ilişki kuran bir modeli de kapsaması. Alanının sadece Türkiye’de değil küresel olarak da öncü çalışmalarından birisi olan “Yerelleşen İnsani Gelişme “ kitabında çok değerli akademisyenlerin vizyoner makaleleri de yer alıyor.

Prof. Dr. Murat Şeker tarafından hazırlanan e-kitaba İNGEV Başkanı Vural Çakır da İnsani Gelişme – Sürdürülebilir Kalkınma ilişkisini değerlendiren bir sunuş yazısı ile katkı veriyor.

Kitapla ilgili görüşleriniz için her zaman bizimle iletişime geçebilirsiniz

Kitaba buradan ulaşabilirsiniz.

Yararlı olmasını dileriz.

Türkiye’nin En Yüksek Performans Gösteren Büyükşehirleri

İNGEV yerel ölçekte insani gelişmeyi desteklemek üzere 3 yıldır sürdürdüğü İGE- İlçeler Endeksini bu yıl ilk kez Büyükşehirler ölçeğine taşıdı. İGE-Büyükşehirler 2020 sonuçları açıklandı ve insani gelişmede başarı gösteren Büyükşehir Belediye Başkanlarına çevrim içi konferans ile ödülleri verildi.

Toplantının açılışında İNGEV Başkanı Vural Çakır ve İstanbul Politikalar Merkezi Direktörü Prof. Dr. Fuat Keyman “Yerelleşen İnsani Gelişme” konusunu değerlendirdi. Prof. Dr. Murat Şeker, İGE-B araştırma yapısı, İNGEV uzmanları Cenk Ozan ve Berna Yaman da endeks sonuçları hakkında bilgi paylaştı.

İGE-B (İnsani Gelişme Endeksi – Büyükşehirler) Çalışması Hakkında:
İnsani Gelişme Endeksi, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından 1990 yılından beri ülkeler düzeyinde yayımlanmaktadır. Kişi başına düşen gelir, doğumda beklenen yaşam süresi, okur-yazar ve okullaşma oranları dikkate alınarak hesaplanan İnsani Gelişme Endeksi, gelirin yanında eğitim ve sağlık verileriyle insani gelişmeyi ölçmeyi ve ülkeleri karşılaştırmayı amaçlamaktadır.

İNGEV yerel düzeyde insani gelişmenin desteklenmesi için çalışmalarını genişletiyor.
İnsani Gelişme Endeksi, yerel düzeyde insani gelişmenin yönlendirilmesini amaçlamaktadır. Yerelleşmenin giderek arttığı günümüzde, insani gelişmeye etki eden yerel politika araçları da çeşitlenmektedir. Veriye dayalı yönetim araçlarının mikro ölçekte yerel yönetimler tarafından etkin kullanılması, başta merkezi yönetimler olmak üzere diğer paydaşlar tarafından da desteklenmesi yaşam kalitesini yükseltmektedir. İNGEV günlük hayata etki yapabilecek yönetilebilir değişkenleri önemsemektedir ve 2016 yılından itibaren İnsani Gelişme Endeksi-İlçeler (İGE-İ) çalışmasını yürütmektedir. Bu yıl, İGE-İ çalışmasının yanı sıra, büyükşehirlerin ve dolayısı ile büyükşehir belediyelerinin verilerinin analiz edildiği İGE-Büyükşehirler (İGE-B) modeli geliştirilmiş ve İGE-B ile yerel ölçekte insani gelişmenin izlenmesine yönelik bir adım daha atılmıştır.

İGE-B 2020 Raporu ve Endeksi Büyükşehir Belediyelerinin faaliyet gösterdiği 30 ili kapsıyor.
İGE-B olarak adlandırılan İnsani Gelişme Endeksi – Büyükşehirler 2020 Raporu, büyükşehir belediyelerinin faaliyet gösterdiği 30 ili kapsama almıştır.

Bu yıl ilk kez yürütülen İGE-B 2020 Çalışması 9 alt endeks ve 228 değişkenden oluşuyor.
İGE-B modeli değişkenlerinin belirlenmesi sürecinde literatür taraması yapılmış, BM Sürdürülebilir Kalkınma göstergeleri ve TÜİK Sürdürülebilir Kalkınma Göstergeleri 2010-2019 çalışmaları ile Kalkınma Bakanlığı tarafından geçmiş yıllarda açıklanmış olan İllerin ve Bölgelerin Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Sıralaması Araştırmaları incelenmiş ve il düzeyinde mevcut ve ikame göstergeler analiz edilerek İGE-B modeli geliştirilmiş ve Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları ile uyumlaştırılmaya çalışılmıştır.

Bu bağlamda belirlenen 228 değişken Yönetişim ve Saydamlık, Eşitsizliklerle Mücadele, Nitelikli Eğitim, Sağlıklı Yaşam, Sürdürülebilir Ekonomi, Sosyal Yaşam, Sürdürülebilir Çevre ve Enerji, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ile Ulaşım ve Erişilebilirlik olmak üzere 9 alt endekste gruplandırılmıştır. Yerel yönetim faaliyet raporları ve stratejik planlarının detaylı incelenmesi, merkezi istatistiklerin toplanması, belediye web sitesi ve sosyal medya hesapları analizi ile birlikte, toplam 21 konuda “gizli vatandaş” senaryoları ile belediyelere başvurulmuş ve cevap verme düzeyleri endekse dahil edilmiştir.

İGE-B 2020 İnsani Gelişme Endeksi sıralamasında İstanbul ilk sırada yer almıştır.
İstanbul’u Ankara, İzmir, Muğla ve Antalya izlemiştir. Sıralamada öne çıkan diğer iller ise Eskişehir, Bursa, Denizli, Sakarya ve Kocaeli’dir.

Büyükşehirler arasında ana endeks ölçeğinde en yüksek skor 65,7, en düşük skor 24,7, ortalama skor ise 45,3’tür. Ortalamanın üstünde 16 büyükşehir yer alır iken ortalamanın altında kalan büyükşehir sayısı 14’tür; bu büyükşehirler sırasıyla, Trabzon, Malatya, Kayseri,
Adana, Manisa, Ordu, Gaziantep, Erzurum, Kahramanmaraş, Hatay, Diyarbakır, Van, Mardin ve Şanlıurfa’dır. Endeks sıralamasında ilk onda yer alan büyükşehirlerin bölgelerine bakıldığında Karadeniz, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin temsil edilmediği gözlenmektedir.

İGE-B’de İnsani Gelişme Ana Endeksinin yanı sıra 9 alt endeks yer alıyor.
İGE-B 2020 Endeksinde toplam sonuçları oluşturan İnsani Gelişme Endeksinin yanı sıra yerel yönetim faaliyetlerinin yönlendirilmesinde önem taşıyan 9 alt endeks yayınlanmaktadır. Bunlar Yönetişim ve Saydamlık, Eşitsizliklerle Mücadele, Nitelikli Eğitim, Sağlıklı Yaşam, Sürdürülebilir Ekonomi, Sosyal Yaşam, Sürdürülebilir Çevre ve Enerji, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ile Ulaşım ve Erişilebilirlik.

Bu endekslerde ilk 5 sırada yer alan ilçeler ise şöyledir:

Nitelikli Eğitim ve Sağlıklı Yaşam alanları büyükşehirlerde ortalama değerin en yüksek olduğu alanlardır. Ortalamanın düşük olduğu alt endeksler ise Sosyal Yaşam, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Eşitsizliklerle Mücadeledir. Öte yandan minimum değerler açısından bakıldığında ise Yönetişim ve Saydamlık, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği, Sosyal Yaşam ve Eşitsizliklerle Mücadele en düşük performans gösterilen ve büyükşehirlerin insani gelişme açısından daha fazla çalışma yürütmesi gereken alanlardır.

Çalışmayı uzman proje ekibi yönetiyor.

İNGEV Başkanı Vural Çakır’ın genel desteği ile yürüyen projenin rapor yazımını bu alanda birçok çalışmaya da imza atan İstanbul Üniversitesi Şehir Politikalar Merkezi Direktörü Prof. Dr. Murat Şeker yapmaktadır. Proje ekibinde istatistik analizler için İNGEV uzmanları yer almıştır.

Basın bültenini indirmek için tıklayınız…

İGE-İ sunum dosyası için tıklayınız…

Uzaktan Öğrenme Eşitsizlikleri Artırır mı?

11 Şubat 2021

Uzaktan eğitim sisteminin başarısı, dijital erişime ve ebeveynlerin ilgisine bağlı.

İNGEV TAM-İSTANBUL BİLGİ ÜNİVERSİTESİ İLETİŞİM FAKÜLTESİ iş birliğinde gerçekleştirilen İnsani Gelişme Monitörü Araştırması, toplumun uzaktan eğitim konusunda çekimser olduğunu gösteriyor.

Bu çekimserliğin en öne çıkan nedeni, tüm öğrencilerin uzaktan eğitime katılabilmek için ihtiyacı olan dijital erişime sahip olmaması. Ebeveynlerin dijital okuryazarlıklarının çocuklarının uzaktan eğitim sistemini kullanmasına yardımcı olabilecek seviyede olmaması ise bir diğer bariyer olarak algılanıyor. Diğer yandan, öğrencilerin sürekli evde olması yüz yüze eğitimde öğretmenin sorumluluğunda olan önemli görevleri de ebeveynlere yüklüyor.

Bütün bunlar, toplumda dijital erişim ve okuryazarlık seviyesine göre oluşan eşitsizliklere işaret ediyor.

Uzaktan eğitim konusunda çekimseriz ve tek başına yeterli olmadığını düşünüyoruz.

Toplumda uzaktan eğitim sistemine güvendiğini belirtenlerin oranı %39. Bu sistemin tek başına yeterli olduğunu düşünenlerin oranı ise %23.

 

Halkın %50’si ise öğrencilerin yüz yüze eğitime başlamasını destekliyor. Toplumun uzaktan eğitime güven konusunda çekimserliği olsa da %52’lik bir kesim yüz yüze eğitimin uzaktan eğitim ile de desteklenmesi gerektiği görüşünde. Diğer yandan, Pandemi geçse bile eğitim sistemi uzaktan eğitim olarak devam etmelidir görüşünü savunanların oranı yalnızca %12.

 

Uzaktan eğitim eşitsizliği artırdı.

Toplumun %72’si tüm öğrencilerin gerekli dijital erişime sahip olmamasının uzaktan eğitimin önündeki en önemli bariyer olduğunu düşünüyor. %67’lik bir kesim ise tüm ebeveynlerin, çocuklarının uzaktan eğitim sistemi kullanmasına yardımcı olacak bilgi seviyesine sahip olmamasını diğer bir bariyer olarak tanımlıyor. Bunların sonucunda ise toplumun %66’sı uzaktan eğitim sisteminin öğrenciler arasında eşitsizliğe neden olduğu görüşünde. Diğer yandan, toplumun %63’ü devlet okulu öğrencilerinin bu süreçte özel okul öğrencilerine göre daha dezavantajlı olduğu inancında.

 

Bu eşitsizlik algısı,

  • Halkın %64’ünde uzaktan eğitim alan öğrencilerin sınav başarısının daha düşük olacağı;
  • %53’ünde ise uzaktan eğitim alarak üniversiteden mezun olan gençlerin işverenler tarafından daha az tercih edileceği gibi endişelere yol açıyor.

Uzaktan eğitim ile ebeveynlere büyük ek sorumluluklar yüklendi.

Uzaktan eğitim, ebeveynlerin önemli ölçüde eğitim sürecine dahil olup daha fazla vakit ayırmalarını gerektiriyor. Toplumun %85’i uzaktan eğitimde öğrencinin başarısının veli-öğretmen iş birliğine bağlı olduğu konusunda hemfikir. %81’i ise bu sistemin ebeveynlerin çocuklarıyla daha fazla ilgilenmesini gerektirdiğine inanıyor. %62’lik bir kesim uzaktan eğitim sisteminin özellikle evden çalışan ebeveynlere ek yük yarattığını düşünürken halkın %53’ü ise öğrencinin uzaktan eğitimini takip etmenin evde annenin sorumluluğunda olduğu görüşünde.

 

Uzaktan eğitimde öğrenciler derslere motive olamıyor ve gerektiği kadar sosyalleşemiyor.

Toplumun %66’sı uzaktan eğitim sisteminde öğrencilerin derslerine motive olamadığı görüşünde. %62’si ise öğrencilerin bu sistemde gerektiği kadar sosyalleşemediklerini; %63’ü ise kişilik gelişimi için uzaktan eğitimin yeterli olmadığını düşünüyor. Diğer yandan, %57’lik bir kesim ise bu sistemin öğrencinin aktif katılımını engellediği inancında.

Uzaktan eğitim sisteminde öğretmen maaşlarının düşürülmesi yanlış bulunuyor.

Toplumun %70’i uzaktan eğitim döneminde öğretmen maaşlarının düşürülmesini yanlış bulurken %38’lik bir kesim bu süreçte öğretmenlerin zaten hakkettikleri ücretleri de alamadığı görüşünde. Diğer yandan, toplumun %62’si öğretmenlerin pek çoğunun ders içeriği geliştirme konusunda teknik desteğe ihtiyaç duyduğunu belirtiyor. %40’lık bir kesim ise öğretmenlerin çalışma yoğunluğunun arttığı inancında.

İletişim için:

İNGEV TAM Direktörü Can Çakır – can.cakir@ingev.org

Tel: 0216 540 50 21

Araştırma, 8 Kasım-10 Aralık 2020 tarihleri arasında TUİK İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflandırması Düzey 2’ye göre belirlenmiş bölgelerde toplam 26 şehirde bilgisayar destekli telefon görüşmesi yöntemiyle Türkiye temsiliyeti sağlanacak şekilde gerçekleştirilmiştir. Çalışma kapsamında 1754 görüşme gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın hata payı ±%2.3’dür.


Basın Bültenini indirmek için tıklayınız…

İNGEV GDM Web Sitesi Yenilendi

Türkiye’nin dezavantajlı girişimcilere destek veren ilk ve tek merkezi İNGEV GDM’nin (Girişimcilik Destek Merkezi) web sitesi yenilendi. 

Geçtiğimiz dönemde yararlanıcılarımıza sunduğumuz eğitimleri ve danışmanlarımızın hazırladığı bilgi notlarını Türkçe ve Arapça olarak tek bir adreste topladık ve ücretsiz olarak tüm girişimcilerin kullanımına sunduk.

Türkiye’deki girişimcilerin iş fikirlerini hayata geçirmeleri ve KOBİ’lerin işlerini büyütmelerine destek vermek için kurduğumuz web sitemizde:

  • Sunum tekniklerinden dijitalleşen iş hayatının farklı gereksinimlerine yönelik eğitimlere,
  • İş fikrinin doğuş aşaması “ideation”dan markanızı konumlandırmaya, iş geliştirme ve pazarlamaya dair başvuru kaynağı olacak bir bilgi bankasına,
  • İş modelinize en uygun şirket ve ortaklık tipini belirlemekten firmanızın vergi ve SGK borçlarını zamanında ödemesi için pratik bilgilere her türlü bilgi mevcut.

Web sitesini ziyaret etmek için tıklayın…

Çok Yüksek İnsani Gelişme İlçeleri Belli Oldu

İNGEV’in ilçelerde insani gelişmeyi desteklemek üzere hazırladığı  İnsani Gelişme Endeksi – İlçeler (İGE-İ)  2020 sonuçları açıklandı ve “Çok Yüksek İnsani Gelişme” performansı gösteren ilçe Belediye Başkanlarına çevrim içi konferans ile ödülleri verildi.

Toplantının açılış konuşmasını İNGEV Başkanı Vural Çakır yaptı. Plaket töreni öncesinde İNGEV Direktörü Başak Tüzün’ün moderatörlüğünde İstanbul Politikalar Merkezi Direktörü Prof. Dr. Fuat Keyman ve UNDP Türkiye Programlardan Sorumlu Temsilci Yardımcısı Seher Alacacı Arıner “Yeni Yerellik ve İnsani Gelişme Vizyonu” konusunu değerlendirdi. İGE-İ Endeks Raporunu koordine eden Prof. Dr. Murat Şeker, İGE-İ çalışma sistemi ve sonuçlarını anlattı.

İNGEV Başkanı Vural Çakır: “2020 İnsani Gelişme Endeksi – İlçeler’i oluştururken yerel yönetimlerin rollerinin belirlenmesinde etkili olan kategorilere odaklandık.”

İPM Direktörü Prof. Fuat Keyman: “Yeni yerelleşme altında öneri olarak değerlendirilebilecek üç nokta: 1) Erdemli Şehir 2) Dijital Dönüşümü olan Şehir 3) Şehir Yönetim Koalisyonu Olan Bir Şehir. ”

UNDP Türkiye Mukim Temsilci Yardımcısı (Program) Seher Alacacı Arıner: “2020 İnsani Gelişme Raporu, çağımızın belirleyici sorunu olan insan ve gezegenimizin bir arada varoluşunu analiz ediyor.”

İGE-İ koordinatörü Prof. Murat Şeker de sonuçları açıklamadan önce İGE-İ çalışma sistemini anlatan bir sunum yaptı.

İGE-İ (İnsani Gelişme Endeksi – İlçeler) Çalışması Hakkında:

İnsani Gelişme Endeksi, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından 1990 yılından beri ülkeler düzeyinde yayımlanmaktadır. Kişi başına düşen gelir, doğumda beklenen yaşam süresi, okur-yazar ve okullaşma oranları dikkate alınarak hesaplanan İnsani Gelişme Endeksi, gelirin yanında eğitim ve sağlık verileriyle insani gelişmeyi ölçmeyi ve ülkeleri karşılaştırmayı amaçlamaktadır.

İnsani  gelişme için yerel yönetimlerin ve mikro uygulamaların önemi artıyor.

İnsani Gelişme Endeksi, yerel düzeyde insani gelişmenin yönlendirilmesini amaçlamaktadır. Yerelleşmenin giderek arttığı günümüzde, insani gelişmeye etki eden yerel politika araçları da çeşitlenmektedir. Veriye dayalı yönetim araçlarının mikro ölçekte yerel yönetimler tarafından etkin kullanılması, başta merkezi yönetimler olmak üzere diğer paydaşlar tarafından da desteklenmesi yaşam kalitesini yükseltmektedir. İNGEV günlük hayata etki yapabilecek yönetilebilir değişkenleri önemsemektedir.

İGE-İ  2020  Raporu  ve Endeksi 188 ilçeyi kapsıyor.

İGE-İ olarak adlandırılan İnsani Gelişme Endeksi – İlçeler 2020 raporu, büyükşehir sınırları içinde kalan bütün ilçelerle en yüksek nüfusa sahip 188 ilçeyi kapsama almış, 2019 Faaliyet Raporunu yayınlamayan ve/veya İNGEV ile paylaşmayan Belediyeler kapsam dışı bırakılmıştır.

2020 Çalışmasında İGE-İ Endeksi Geliştirildi, İGE-2020 9 Alt Endeks ve 81 Göstergeden Oluşuyor.

UCLG-MEWA ile birlikte yürütülen İGE-İ’nin Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA) uyumlaştırma çalışması ve geniş katılım ile gerçekleştirilen İGE-Danışma Kurulu sonuçları çerçevesinde İGE-İ gelişme alanları tespit edildi. İlçe düzeyinde sosyal, ekonomik ve çevresel faktörlere yönelik bileşenlerden oluşan İGE-İ modeline Yönetişim ve Saydamlık, Sosyal Kapsama, Ekonomik Durum, Eğitim, Sağlık, Sosyal Yaşam, Çevresel Performans alt endekslerinin dışında, 2020 çalışmasında Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Ulaşım ve Erişilebilirlik Endeksleri eklenerek alt endeks sayısı 9’a, gösterge sayısı da 81’e yükselmiş, 121 gösterge için veri toplanmıştır. Yerel yönetim faaliyet raporlarının detaylı incelenmesi, merkezi istatistiklerin analizi, belediye web sitesi ve sosyal medya hesapları analizi ile birlikte, 2020 raporunda ayrıca “gizli vatandaş” çalışması genişletilmiş ve toplam 21 konuda “gizli vatandaş” senaryoları ile belediyelere başvurulmuş ve cevap verme düzeyleri de endekse dahil edilmiştir.

Sonuçlar dört ana bölgede gruplanarak aktarılıyor: Çok Yüksek İnsani Gelişme Bölgesinde 34 ilçe yer alıyor.

İGE-İ Endeksi’nde ilçeler  Çok Yüksek İnsani Gelişme, Yüksek İnsani Gelişme, Orta İnsani Gelişme ve Düşük İnsani Gelişme olmak üzere 4 ana kümede toplanıyor. 2020 raporunda Çok Yüksek İnsani Gelişme bölgesinde 34 ilçe yer almaktadır. 2020 Çok Yüksek İnsani Gelişme Bölgesi (Yeşil Bölge) kapsamındaki ilçeler şunlardır:

Toplam İnsani Gelişme Endeksi’nin yanı sıra çalışmada 9 alt endeks de yer alıyor.

İGE-İ 2020 Endeksinde toplam sonuçları oluşturan İnsani Gelişme Endeksi’nin yanı sıra yerel yönetim faaliyetlerinin yönlendirilmesinde önem taşıyan 9 alt endeks yayınlanmaktadır. Bunlar Yönetişim ve Saydamlık, Sosyal Kapsama, Ekonomik Durum, Eğitim, Sağlık, Sosyal Yaşam,  Çevresel Performans, Ulaşım ve Erişilebilirlik ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği başlıkları altında toplanmaktadır.

Bu endekslerde ilk 5 sırada yer alan ilçeler ise şöyledir:

 

İGE-İ 2020 sonuçlarına göre yeşil bölgenin en az temsil edildiği alanların başında sosyal kapsama, sosyal yaşam ve çevresel performans geliyor. Alt endeks düzeyinde lider ilçelerin skorları analiz edildiğinde en düşük skorun sosyal kapsama alanında olduğu görülüyor. Alt endekslerde ortalama skorlarına göre yerel yönetimlerin sosyal kapsama, çevresel performans ve toplumsal cinsiyet eşitliği alanında gelişim göstermeleri gerekiyor.

 

Çalışmayı uzman proje ekibi yönetiyor.

İNGEV başkanı Vural Çakır’ın genel desteği ile yürüyen projenin rapor yazımını bu alanda birçok çalışmaya da imza atan İstanbul Üniversitesi Şehir Politikalar Merkezi Direktörü Prof. Dr. Murat Şeker yapmaktadır. Proje ekibinde istatistik analizler için İNGEV uzmanları yer almıştır.

İNGEV Hakkında

İNGEV, insani gelişmeyi kırılgan koşullardan etkilenen toplum kesimlerini güçlendirecek uygulama projeleri, politika kararlarına yol gösteren araştırmalar ve sosyal pazarlama kampanyaları yaparak destekler. İNGEV iş birliğine, ortak akla, teknik kaliteye inanan ve siyasi olmayan bir sivil toplum kuruluşudır. İNGEV’in hedefleri, ilgili kamu kuruluşları, yerel yönetimler, uluslararası kuruluşlar, üniversiteler ve özel sektör kuruluşları ile iş birliği yaparak ülkemizde insani gelişme konusunda ana bilgi ve başvuru kaynaklarından biri olmak, araştırmalar ve raporlar yoluyla politika yapıcılara yol gösterici görüş ve öneri sunmak, yenilikçi uygulama projeleriyle insani gelişmeyi desteklemektir.

Basın bültenini indirmek için tıklayınız…

İGE-İ sunum dosyası için tıklayınız…

İş Geliştirme Merkezi Şanlıurfa’da Ekonomiye Önemli Katkı Sağlıyor

İNGEV olarak, Şanlıurfa’da sosyal uyum perspektifi çerçevesinde ekonominin ve ticaretin kalkınmasına destek vermek en büyük amacımız. Bu bağlamda, gerçekleştirilen çevrim içi açılış etkinliğinde İNGEV, ŞUTSO (Şanlıurfa Ticaret ve Sanayi Odası) ve DRC yöneticileri, Şanlıurfa’nın ekonomisi ve istihdamının gelişimine katkıda bulunacak iş geliştirme merkezi ile ilgili düşüncelerini paylaştılar:

📍 İNGEV Başkanı Vural Çakır: “Şanlıurfa, ülkemizde sosyal uyumun en iyi ölçümlenebileceği şehirlerden biri. Ev sahibi ve mülteci nüfusun uzun vadede mesleki donanıma sahip olmaları, sürdürülebilir gelir kaynaklarına ve yaşam koşullarına erişebilir olmaları çok kritik bir nokta.”

📍 Şanlıurfa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Halil İbrahim Peltek: “Girişimcilik ve istihdam, nitelikli eleman yetiştirme konusu, Urfa’nın en öncelikli meselesi. Urfa’da 2018-2020 arasında 1864 şirket kuruldu, Türkiye ortalamasının oldukça üstündeyiz. Bunun sosyal uyuma olumlu yansıması temennimiz.”

📍 Danish Refugee Council / Dansk Flygtningehjælp Laila Zulkaphil: “DRC olarak amacımız, yerinden edilmişlere onurlu bir hayat sunabilmek, bu anlamda da Şanlıurfa şehrinin öneminin farkındayız. Bu sene Urfa’da 53 tane start-up oluşturacağız.”

Şu ana kadar Danish Refugee Council / Dansk Flygtningehjælp finansmanı ile 300’den fazla faydalanıcıya girişimcilik ve KOBİ kapasite geliştirme eğitimi veren merkezimiz, hizmetlerine şirket kuruluşu, şirket yasallaşma, danışmanlık ve iş ağlarına erişim destekleri ile devam edecek.

Eğitimler Tüm Hızıyla Devam Ediyor

İNGEV Şanlıurfa İş geliştirme Merkezi tarafından DRC (Danimarka Mülteci Konseyi) iş birliğiyle yürütülen, KFW (Almanya Federal Ekonomik İş Birliği ve Kalkınma Bakanlığı) ve DANIDA (Danimarka Dışişleri Bakanlığı) tarafından fonlanan, Şanlıurfa ekosistemine yeni firmalar kazandırmayı hedefleyen projemiz, Şanlıurfa’da yaşayan mülteci girişimcilerin kapasitelerinin ve iş fikirlerinin geliştirilmesi için eğitim ve danışmanlık desteği, Şanlıurfa’daki işyerini ruhsatlandırmak isteyen firmalara yönelik danışmanlık ve hibe desteği, Şanlıurfa ve Kilis’teki KOBİ’lerin iş becerilerini geliştirmeye yönelik eğitim ve danışmanlık desteği sağlıyor.

Gelecek Dönemde Hangi Eğitimler Verilecek?

İnkübasyon ve Küçük Hibe Programının yeni başvuru dönemi Şubat ayı içinde açılmıştı, yeni programın eğitimleri ise Mart ayında başlıyor. Toplam iki ay sürecek eğitim programına en az 50 kişinin katılması bekleniyor.

Eğitimler gelecek dönemde de, Şanlıurfa ve Kilis’teki KOBİ sahiplerine ve çalışanlarına yönelik kapasite güçlendirme eğitimleri devam edecek.

Şanlıurfa’da işyerini ruhsatlandırmak isteyen KOBİ’lere yönelik olarak “İşyeri Formalleştirme ve Ruhsatlandırma Semineri” düzenlenecek ve işyerini ruhsatlandırmak isteyen firmalara destek sağlanacak.

ActHuman Raporu: “Sosyal Kooperatifçilik Türkiye’de Yükselişte”

Türkiye’de Kooperatiflerin Odağında Olan Sosyal Dayanışma Ekonomisi Son Yıllarda Genişliyor

Türkiye’de kooperatiflerin sayısı gitgide artıyor. TOBB verilerine göre 2019 ve 2020’de kurulan kooperatif sayısının kapanan kooperatif sayısına göre artış gösterdiği görülüyor. Son üç yıldır kurulan kooperatifler özellikle konut başta olmak üzere işletme ve tarımsal kalkınma sektörlerinde ön plana çıkıyor. Yerel yönetimler ve kooperatifler arasında farklı dayanışma ve iş birliği modelleri de gelişiyor. Kadının işgücündeki varlığı özellikle kooperatifleşme yoluyla etkisini gösteriyor, giderek daha çok sayıda kadın bir araya gelerek kooperatifleşme yoluna gidiyor. Tüketiciler; doğal, besleyici ve temiz gıdaya adil olarak erişebilmek için kooperatif çatısı altında buluşuyor. Giderek yaygınlaşan e-ticaret platformlarında da kooperatif ürünleri daha çok rağbet görüyor. Geleneksel kooperatif modellerinden farklı bir anlayışa, örgütlenmeye ve iş modeline sahip bir kooperatifçilik modeli olan sosyal kooperatifçilik de yaygınlaşıyor.

14 Ocak’ta Rapor Lansman Toplantısı Yapıldı

“Sosyal Dayanışma Ekonomisi için Güçlü Kooperatifçilik”i tanımlamak ve sosyal politika önerileri sunmak amacıyla; İNGEV (İnsani Gelişme Vakfı) ve Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi (İPM) ortak girişimi olan ActHuman Sosyal Kapsama İnisiyatifi bir rapor hazırladı. Bu amaçla sivil toplum, üniversite, kooperatif, kamu ve uluslararası kuruluş temsilcilerinden oluşan bir danışma kurulu kuran girişim, akabinde de yüksek katılımlı bir çalıştayla kooperatifçilik odağında sosyal dayanışma ekonomisinin ihtiyaçlarını belirledi. Bu rapordan öne çıkan başlıklar 14 Ocak tarihinde online olarak düzenlenen lansman toplantısı ile basın mensuplarıyla paylaşıldı.

Kooperatifçilik özelinde hem sosyo-ekonomik hayattaki hızlı dönüşüme yönelik bilgilerin, hem de güncel ve geçmişe dönük karşılaştırmalı verilerin paylaşıldığı ActHuman III Rapor Lansman etkinliğinde konuşan İNGEV Başkanı Vural Çakır:

Kooperatif, bireysel olarak güçsüz kalacak ekonomik faaliyetlerin, daha güçlü ve sürdürülebilir hale gelebilmesini sağlayacak en önemli organizasyon tiplerinden biri. Pandemi süreci dayanışmayı esas alan ekonomik faaliyetlerin önemini hepimize gösterdi. Kooperatifçiliğe çok daha önem vererek, parlatmamız gerekiyor. Kamu mevzuatını ve yapılanmasını sadeleşme ve odaklanma doğrultusunda geliştirmeliyiz. Ayrıca, kendileri dayanışma ekonomisinin bir parçası olan kooperatifler de kendi aralarındaki iş birliklerini güçlendirmeli. İNGEV, bu iş birliklerine zemin hazırlamak, Girişimcilik Destek Merkezi ile yürüttüğü faaliyetleri kooperatifçiliği de kapsayacak şekilde genişletmek istiyor.” dedi.

Sabancı Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve İstanbul Politikalar Merkezi Direktörü Prof. Dr. Fuat Keyman da “Neoliberalizmin artarak alttan gelen örgütlenmeleri yok etmesi, merkezi bir yönetim anlayışı ve giderek artan kentleşme” bu çalışmayı yapmaktaki ana sebepler olduğuna değindi. “Önemli olan kooperatifleri daha verimli aktörler haline getirmek” diyen Keyman “Kooperatifler üç boyutlu bir öneme sahip; bunlar dayanışma, sadece tarım alanında değil tiyatro sanata kadar giden alanda toplumun örgütlenmesi ile eskiden farklı olarak yeni bir örgütlenme biçimini çalışmak ve yeni yerelliktir” dedi.

Lansman da sunumu, kooperatifçilik raporunu da hazırlayan İstanbul Bilgi Üniversitesi Ekonomi Bölümü Araştırma Görevlisi Orkun Doğan yaptı. Doğan, kooperatifleşmede güven kadar denetimin de gerekliliğine dikkat çekti.

 

Güçlü kooperatifçilik çalışmasının sonucunda şu 9 sosyal politika önerisi ortaya çıktı:

 

  1. COVID-19 Etkisi ve Kooperatifler: Pandeminin ortaya çıkardığı krizlerin kooperatifler üzerinde sosyal ve ekonomik etkilerinin ölçülebilmesi, öncelikle alınması gereken önlemlerin neler olduğunun değerlendirilebilmesi için bir sektör araştırması yapılmalıdır.
  2. Yeni Kooperatifçilik Mevzuatı: Kooperatifçilik mevzuatı, uluslararası esaslar ve mevcut ihtiyaçlar çerçevesinde ve çağdaş yönetişim ilkelerini sağlayacak şekilde, tüm paydaşların temsil edildiği, katılımcı bir yöntemle ele alınmalı, sadeleştirilmeli ve geliştirilmelidir.
  3. Kooperatiflere Özgü Finansal Destek Araçları: Kooperatiflerin finans piyasasına erişimlerini artırabilmek amacıyla yönetimlerinde kooperatiflerin temsil edileceği kooperatif bankaları ve kredi birlikleri kurulmalı, geleneksel finans kanallarına alternatif araçlar Türkiye’nin özgün koşullarına ve kooperatiflerin ihtiyaçlarına göre tasarlanmalı ve yaygınlaştırılmalıdır.
  4. Değer Zincirlerinde Daha Etkin Kooperatifler: Kooperatif Ürün Sertifikası’nın geliştirilmesi, kooperatif ürünlerine perakende satış noktalarında görünürlüklerinin arttırılması adına teşvikler sağlanmalıdır. Kooperatiflerin pazarlama kapasitesinin artırılması amacıyla, ürün ve marka geliştirme, e-ticaret ve ihracatla ilgili konularda paydaşlar için eğitim programları düzenlenmelidir.
  5. Kooperatifçilik İstatistikleri ve Kooperatifçilik Araştırma ve Eğitim Merkezi: Kooperatif verileri düzenli olarak derlenerek türlerine ve faaliyet gösterdikleri sektörlere göre toplam sayı, ortaklık sayıları, istihdam ve yıllık ciro gibi göstergeler uluslararası istatistiki standartlarda hazırlanarak farklı formatlarda kamuoyuna sunulmalıdır.
  6. Kooperatifler için Eğitim ve Kapasite Geliştirme Programları: Kooperatifçilik eğitimi düzenleyen ilgili bakanlıklar, kalkınma ajansları, uluslararası örgütler, sivil toplum örgütleri, üniversiteler ve eğitim kooperatifleri bir araya gelerek eşgüdüm içinde kapsamlı bir “Kooperatifçilik Eğitim Stratejisi belirlenmesinde yarar vardır.
  7. Toplumda Kooperatifçilik Bilinç Düzeyinin Artırılması: Kamuoyu gözünde kooperatifçiliğin bilinirliğini artırmak ve kooperatif kavramını yaygınlaştırmak için tüm paydaşlarla birlikte bir imaj çalışması yapılmalıdır.
  8. Kooperatif Üst Örgütlenmeleri ve Sosyal Dayanışma Ekonomisi Bileşenleri Arası Ortaklıklar: Daha güçlü kooperatifler için kooperatif üst örgütlenme yapısı yeniden yapılandırılmalı ve destekleyici mekanizmalar ile üst örgütlenmeler etkinleştirilmelidir.
  9. Kooperatifler ve Yerel Yönetimler Arasında İş Birlikleri: Yerel yönetimlerle kooperatiflerin arasında kurulacak etik ve ilkeli iş birliği, kooperatiflerin özerkliğini gözetildiği ölçüde, sosyal dayanışma ekonomisinin güçlenmesi ve kooperatiflerin desteklenmesi açısından önemli fırsatlar sunabilir.

Raporu Okumak için tıklayınız

Basın Yansımaları için tıklayınız

İNGEV Şanlıurfa İş Geliştirme Merkezi Eğitimleri Başladı

İnkübasyon ve Küçük Hibe Programı kapsamında 4 farklı başvuru döneminde alınacak kayıtlar üzerinden değerlendirmeler ve mülakatlar sonucunda 150 girişimci seçilecek ve seçilen girişimciler Temel Girişimcilik Eğitimlerine katılacak.

Temel Girişimcilik Eğitimini başarıyla tamamlayan girişimcilerin yazdıkları iş planlarını alanında uzman kişilerden oluşan komite değerlendirecek ve seçilen 90 girişimci İleri Girişimcilik Eğitimi’ne katılmaya hak kazanacak. İleri Girişimcilik Eğitimi’ni de başarıyla tamamlayan 53 girişimcinin iş yeri kurulum masrafları karşılayacak İNGEV, iş yeri kurulumları için kısmi hibe desteği de sağlayacak.

Şanlıurfa ekosistemine yeni firmalar kazandırmayı hedefleyen proje, Şanlıurfa’da yaşayan mülteci girişimcilerin kapasitelerinin ve iş fikirlerinin geliştirilmesi için eğitim ve danışmanlık desteği sağlıyor.

İNGEV Şanlıurfa İş geliştirme Merkezi tarafından düzenlenen, DRC (Danimarka Mülteci Konseyi) iş birliğiyle yürütülen, KFW (Almanya Federal Ekonomik İş Birliği ve Kalkınma Bakanlığı) ve DANIDA (Danimarka Dışişleri Bakanlığı) tarafından fonlanan “İnkübasyon ve Küçük Hibe Programı”mının eğitimleri 14 Aralık’ta başladı. Programa Şanlıurfa’da yaşayan girişimciler büyük ilgi gösterirken, 956 başvuru içinden yapılan değerlendirmeler ve mülakatlar sonucunda farklı alanlarda iş fikirleri olan 38 kişi seçildi ve Temel Girişimcilik Eğitimleri’ni almaya başladılar.

Ne Tür Eğitimler Veriliyor?

KOBİ’lere yönelik İş Becerilerini Geliştirme ve Kapasite Arttırma Eğitimleri Şanlıurfa’daki ve Kilis’teki KOBİ’lerin ihtiyaçlarına göre belirlenmiş altı farklı modülden oluşuyor. Proje kapsamında Dijital Pazarlama ve Çevrimiçi Çalışma Araçları, KOBİ’ler için İş Yeri Hukuku, KOBİ’ler için Finans ve Temel Muhasebe, Liderlik Becerileri ve Şirketler arası İletişim, İthalat-İhracat, İnsan Kaynakları Yönetimi modülleriyle birlikte Şanlıurfa’daki ve Kilis’teki Türki ve Suriyeli iş yeri sahipleri ve çalışanların iş becerilerini geliştirmelerini destekleyecek. Proje boyunca her modül için ayrı ayrı başvurular açılacak ve ihtiyaca cevap verebilmek için aynı eğitimler üç ayrı dönemde düzenlenecek.

Şanlıurfa ve Kilis ekonomik ekosistemindeki firmaların ve çalışanların iş becerilerini geliştirerek, firmaların bölge kalkınmasına katkısını arttırmayı hedefleyen İNGEV, eğitim desteklerinin yanında Finans, Hukuk ve İş Geliştirme alanlarında çalışanların ve şirket sahiplerinin danışmanlık ihtiyaçlarına da destek sağlayacak.

İnkübasyon ve Küçük Hibe Programı başvurularımızı websitemizden ve sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Vural Çakır: “İyi yaşam” standartlarının tüketim odağını gözden geçirmemiz çok önemli

İNGEV olarak paydaşları arasında olduğumuz “Önümüzdeki Sınır: İnsani Gelişme ve Antroposen” başlıklı 2020 İnsani Gelişme Raporu Türkiye Lansman etkinliği, UNDP’nin himayesinde çevrimiçi olarak 16 Aralık’ta gerçekleşti.

Etkinlikte raporun sunumunu UNDP Türkiye Mukim Temsilcisi Claudio Tomasi yaparken, etkinlik; biyolojik çeşitlilik ve iklim değişikliği konularında uzman Akademisyenler paneli ve İNGEV Başkanı Vural Çakır’ın da katıldığı “Bize Düşen Nedir” paneli ile devam etti.

Panelde konuşan İNGEV Başkanı Vural Çakır, insani gelişmenin iyi bir dünya için temel bir vizyon ve temel bir bakış açısı sunduğunu belirtirken odaklanma ile ölçülebilir hedefler koyma ve bunlara ulaşabilme şansımızın olduğuna dikkat çekti. Çakır, “İklim eylem planlarında farklı alanlara odaklanıp ölçülebilir hedefler belirlememiz gerekiyor. ‘İyi yaşam’ standartlarının tüketim odağını gözden geçirmemiz ise çok önemli.” diyerek tüketim konusu ile insani gelişme arasındaki ilişkinin altını çizdi.

Birleşmiş Milletler Türkiye Mukim Temsilcisi Alvaro Rodriguez açılış konumasında, “Bu yılın teması, gezegensel dengesizlikler, bize içinde bulunduğumuz karışık dönemi gösterip insanlığın devamı için doğa temelli çözümler sunuyor.” şeklinde konuştu. UNDP Türkiye Mukim Temsilcisi Claudio Tomasi ise “Hiçbir ülke, çok yüksek insani gelişmeye gezegenimiz üzerinde büyük bir baskı kurmadan ulaşamadı. İnsani gelişmede önümüzdeki sınır, bu yanlışı düzeltmek.” dedi.

“Önümüzdeki Sınır: İnsani Gelişme ve Antroposen” başlıklı 2020 İnsani Gelişme Raporu, insan ve doğa arasındaki ilişkiyi yeniden dengeleme ve insan yaşamını kalıcı olarak iyileştirmeye odaklanıyor. Antroposen (insan çağı) dediğimiz yeni jeolojik çağda, insanlar gezegeni bilinçli olarak şekillendiriyor. Bu yeni çağda, insani gelişme nasıl değişecek? İnsan özgürlüklerini, seçimlerini ve eylemliliğini genişleten ve aynı zamanda gezegenimiz üzerindeki baskıları ortadan kaldıran yeni bir yolu nasıl bulabiliriz? Bu sorulara odaklanan rapor, eşi görülmemiş bu pandemiden düze çıkışın çevresel ve sosyal olarak sürdürülebilir olabileceğini gösteren veriler sunuyor.

2020 #İGR Türkiye Lansman Etkinliği: