Bülten

Girişimcilik Desteklerimiz de Yeni Seviye

Geçim kaynakları içinde özellikle Girişimcilik desteklerini çok önemsiyoruz. Kuşkusuz işgücü rekabeti yaratmadan, iki kişiden birinin diğerine göre işgücü piyasasında daha avantajlı hale getirme sonucu doğurmayan, doğru iş analizlerine bağlı yapılan mesleki eğitimler çok önemli. Özellikle işveren ihtiyaçlarını perspektifini de edinerek yürütülen bu tür projeler geçim kaynaklarının gelişmesine katkı sağlıyor. Girişimcilik ise bu konuda ayrıca önemli. Doğru şekilde kurulan, yaşayıp geliştirilmesi sağlanan bir işletme hem istihdama ve hem de ekonomik büyümeye çarpan etkisi ile katkı yapabiliyor. Bu nedenle İNGEV’de girişimci destek programlarını çok önemsiyoruz. UNDP ile yaptığımız iş birliği ile 2020 yılında Girişimcilik ve istihdam konusunda büyük adımlar atabileceğiz. Var olan işletmelerin yeni satış kanalları bulması ve dijitalleşmelerinin desteklenmesinin, hem Türkiye vatandaşları hem de Suriyelilerin istihdamına kısa ve orta vadede önemli katkı yapacağı inancındayız.

Engelliler İçin Sürdürülebilir Geçim Kaynakları

İNGEV’in çalışmaları için özellikle kırılgan toplum kesimlerinin geçim kaynaklarını güçlendirmek çok temel bir rol oynuyor. Yerlerini terk etmek zorunda bırakılmış insanlar en kırılgan toplum kesimlerini oluşturuyorlar. Alabildikleri az sayıda eşya ile her şeylerini geride bırakıp, yok denecek ölçüde bir para ile dillerini bile bilmedikleri bir ülkeye kaçmak zorunda bırakılan insanlar. Bu insanlar bir de engelli iseler kırılganlık iki katı ağır bir durum oluyor. İNGEV, engelli Suriyelilerin sürdürülebilir geçim kaynaklarına ulaşması için bir projeye başladı. Relief International tarafından koordine edilen “Engelli Mülteciler için Geçim Kaynaklarına Erişim Yollarının Geliştirilmesi” projesinde, İNGEV’in geçim kaynakları konusunda deneyimi maksimum ölçüde kullanılacak. Projenin gelişimine işverenlerin ve insan kaynakları ile ilgilenen şirketlerin katkısı çok önem taşıyor.

Etkin Farkındalık Yaratma

Göç hareketlerinin olağandışı biçimde yoğunlaştığı dönemlerde, ekonomik, sosyal, kültürel problemler artıyor. Toplumda çeşitli nedenlerle oluşabilen bu gerginliklerin azaltılması, toplumsal farkındalığın artırılması, sosyal uyumun güçlendirilmesi acil olduğu kadar da stratejik bir amaç. İNGEV Toplumsal Araştırma merkezi (TAM) tarafından, Türkiye’de göçten en fazla etkilenen 10 ilde Geçici Koruma statüsündeki Suriyelilerle ilgili aktif çalışan sivil toplum ve kamu yetkilileri ile yapılan çalışmada, yerel halk nezdindeki Suriyeli algısı, iki toplum arası karşılıklı mevcut uyum ve yürütülen etkili farkındalık çalışmaları incelendi. Araştırmanın temel bulgularından birisi yerel halkın yaşanan göç dalgası ile ilgili belirsizlik yaşadığı ve yanlış bilgilendirmeye maruz kaldığı, buna bağlı olarak pek çok doğru bilinen yanlış veya yanlış bilinen doğruların asılsız şehir efsanesine dönüşmüş olması. Norm Consulting iş birliği ile Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’ne sunulan araştırma tüm bu önyargılar, yanlış inanışlarla mücadele etmek ve toplumsal farkındalığı nasıl artırabiliriz konusuna katkı yapmayı amaçlıyor.

İNGEV İngiltere Temsilcisi

İNGEV İngiltere temsilciliğini Dr. Emre Eren Korkmaz üstlendi. Oxford üniversitesinde öğretim üyesi olan Korkmaz, insani gelişme vizyonumuz doğrultusunda İngiltere’deki ilgili kuruluşlarla İNGEV arasındaki ilişkileri geliştirmek konusunda çalışacak.

İGE ve Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarının Ölçümü

İnsani Gelişme Endeksi (İGE) 2020 hazırlıkları devam ediyor. Marmara Belediyeler Birliği ev sahipliğinde gerçekleştirilen çalıştay, geniş bir katılım ve verimli grup çalışmalarıyla yeni dönem kapsamı için yol haritasını sağladı. İGE 2020 de ilçeler (İGE-i) ve büyükşehirler (İGE-B) olmak üzere iki ayrı rapor olarak yayınlanacak. Alt endekslerde önemli gelişmeler var. Toplumsal cinsiyet alt endeksi ilavesi, çevrenin ayrıca ele alınması başlıca kapsam genişlemeleri arasında. Veri analizlerinde bir yapay zeka programı kullanılması da öngörülen gelişmelerden. Önemli gelişmelerden birisi de her iki raporda sürdürülebilir kalkınma amaçları (SKA) için özel bir bölümün yer alacak olması. UCLG iş birliği ile yürütülen çalışmalarda İGE ve SKA’ların ilişkilendirme olanağı belirlenmişti. İGE-İ ilk yılından itibaren geniş bir ilgi ile karşılanmış ve insani gelişme kavramının yaygınlaşmasına önemli katkı yapmıştı.

Sosyal Medya Güvenilirliği, Toplumsal Cinsiyet ve Sosyal Uyum

İnsani Gelişme Monitörü (İGM) yeni döneme İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi iş birliği ile başladı. İlk dönem konuları sosyal medya güvenilirliği, toplumsal cinsiyet, sosyal uyum ve mülteci algısı. Raporlar mart ayından itibaren yayınlanacak. Bilgi Üniversitesi ve İNGEV ortak aktivitelerle raporları paylaşacak. İGM insani gelişme için öncelikli konularda toplumsal gelişmeleri izlemeyi ve buna bağlı olarak sosyal politika önerileri geliştirmeyi amaçlıyor. Raporlar, Türkiye temsili bir saha araştırması değerlendirilerek hazırlanıyor.

Etkin Mentorlukla Fark Yaratmak

EBRD desteği ile yürüttüğümüz mentorluk projesi, İNGEV MT’nin ana vizyonu olan iş etkisi yaratmak doğrultusunda gelişiyor. İşte mentorlarımızın sağladığı ve İNGEV MT ekibinin desteklediği çalışmalardan bazı örnekler:

– İTO’nun ev sahipliğinde gerçekleştirilen toplu etkinliğimize, İstanbul’daki Suriyeli şirket sahibi mentilerimiz ve mentorlarımız katıldı. Ticaret Bakanlığı ve KOSGEB’in KOBİ destekleri konusunda bilgi sahibi oldular. Teşekkürler İTO ve KOSGEB.

– Migros Toptan Mağazalar Bölge Müdürlüğü ve Bereket Restoran bir araya gelerek toptan tedarik piyasasını ve fiyat seviyelerini incelediler. Pepsi Bölge Satış Şefi ve Pazarlama Müdürü de yine bu şirketle görüşerek iş birliği çerçevesini oluşturdular. Teşekkürler MİGROS, Teşekkürler PEPSİ.

– Mersin’deki Suriyeli mentilerimiz, TURAB, MÜSİAD, MTSO ve Mersin Genç Girişimciler Kurulu ile tanıştı. Mersin ve Türkiye genelinde şirketlerinin faaliyet kapasitelerini geliştirmeye dair her zaman bu önemli kurumlarla temastalar.

Mentorümüz Soydan Cengiz, ev dışı tüketim, gıda perakendeciliği ve kategori mağazacılığı konusundaki dernek organizasyonlarını, üyelik  şartlarını ve faydalarını Suriyeli şirket temsilcilerine anlattı, sorularını cevapladı, düzenlenecek konferanslara davet etti.

– Alamo Tekstil, İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon Birlikleri (İTKİB) ile tanıştırıldı. Üye olma koşulları ve fuar katılımları üzerine bilgi alınan görüşme sonunda İTKİB’e üye olma süreci başlatıldı. Teşekkürler İTKİB.

– Weddies’in kurucusu Janset Bac Dülger ile Mirimalist’in Kurucusu Miray Tok Çakır, Rageb Moda ve Alamo Tekstil ile bir araya gelerek marka geliştirme üzerine deneyimleri paylaştılar. Teşekkürler Weddies ve Mirimalist.

– IKEA’nın önceki Global Kategori Lideri Daniel Çıkor, mobilya alanında hizmet veren Suriyeli şirketlere dünya genelinde mobilyacılık konusunda bilgi verdi, soruları cevaplandırdı, gelecek adımlar üzerine bir yol haritası belirlendi.

-Alami Medya, mentorümüz Ali Rıza Babaoğlan aracılığı ile, dijital pazarlama alanında destek alması için Lokalist.co Genel Müdürü Cihangir Açılan ile buluştu. Teşekkürler Lokalist. Aynı zamanda şirketin finansal alanda ihtiyaçlarını giderebilmesi için Serbest Muhasebeci Ahmet Ezgin ile tanıştırıldı.

– Özel Markalı Ürünler Sanayicileri ve Tedarikçileri Derneği ile Lazurde teknoloji tanıştırıldı. Tedarik zincirlerini geliştirmeleri konusunda iş birliği imkanları konuşuldu. Teşekkürler Özel Markalı Ürünler Sanayicileri ve Tedarikçileri Derneği.

-Tek Dış Ticaret Genel Müdürü Halil İbrahim Tetik, Nexo Ajans ile görüştü. Sosyal medya etkinliğinin artırılması, satış sitelerini daha etkin olarak faaliyet göstermesi, pazaryeri ve benzeri sitelerdeki performansın artırılmasına dönük konular üzerine bilgi alışverişinde bulunuldu ve bir aksiyon haritası belirlendi. Teşekkürler Tek Dış Ticaret.

– Taiba Design’ın müşteri portfolyosunu geliştirmeye yönelik olarak Barilla, Tadım ve Balparmak şirketleri ile tanıştırıldı. İleriye yönelik iş ortaklıkları üzerinde duruldu.

– DeFacto Finansal Planlama Direktörü Emre Adilce, Ragep Moda ile görüştü. Görüşmede Adilce, daha doğru bir finansal planlama, analiz ve bütçe yönetimine dair bilgiler verdi. Teşekkürler DeFacto.

– Berker Ahşap’ın sahibi Nihat Berker, Divano Mobilya ile görüştü. Görüşmede özellikle el işçiliği ürünlerle, Ankara kaynaklı poliüretan bazlı ürünler arasında karşılaştırmalar yapıldı. Teşekkürler Berker Ahşap.

İNGEV’in usta mentorleri, Suriyeli kobileri sahiplenerek, hem Türkiye ekonomisine katkı yapıyor hem de sosyal uyumu destekliyorlar.

İGE-İ Büyükşehirleri de kapsıyor

İnsani Gelişme Endeksi önümüzdeki dönemde ilçelerin yanı sıra büyükşehirleri de kapsayacak şekilde genişliyor. İGE-İ ilk yılından itibaren ilgiyle karşılandı.  Yıllık programların ve stratejik planların yapılmasında önemli bir girdi olarak kullanıldı. Düzenlenen paneller, belediye çalıştayı ve plaket törenleri ile insani gelişme kavramının belediye günlük hayatının bir parçası haline gelmesi konusunda önemli destekler sağlandı.

Genişleyen İNGEV ekibi kapsam ve metodoloji konusunda çalışmalara başladı. Araştırmayı, Prof. Murat Şeker koordine ediyor. Ancak, daha geniş bir grubun katkısını almak üzere Kasım ayı içerisinde bir çalıştay düzenlenecek. Çalıştaya değişik büyükşehir ve ilçe belediyelerden temsilcilerin yanı sıra kamu temsilcileri, akademisyenler, uluslararası kuruluşlar ve STK temsilcileri katılacak.

İNGEV’den Suriyeli Algı Araştırması

İNGEV’den Suriyeli Algı Araştırması ve ötekileştirme, düşmanlaşma tehlikesine karşı
sosyal uyum dili kullanmaya davet

Suriyeli mültecilere yönelik algı araştırmasını tamamlayıp ilgili sivil toplum kuruluşları ile sonuçlarını paylaşan İNGEV, çalışmanın temel verilerini “uyum dili” kullanma çağrısı ile birlikte yayınladı.
İNGEV Toplumsal Araştırmalar Merkezi (İNGEV TAM) tarafından hazırlanan rapordan çıkan temel değerlendirmeler şöyle;
Suriyeliler somut hayati tehlike nedeni ile ülkemize sığındı
Ülkesini terk etmek zorunda kalan kişilerin durumu ile ilgili olarak insanlık birçok deney yaşadı, tecrübe biriktirdi. Halen Dünyada 71 milyon mülteci insan var. İnsanlığın bu tecrübeleri Birleşmiş Milletler çevresinde biriktirildi ve çözüme yönelik kurallara bağlandı. Mültecilik Dünyadaki en zor statülerden birisi olarak kabul edildi. Bu insanların hayatlarını yeniden inşa etmelerine destek vermek politikaların temel ilkesi oldu. Ülkemize sığınan 4 milyona yakın Suriyeli de doğrudan tarafı olmadıkları bir çatışmanın ortasında kalmıştı. Birçok farklı örgütün ve devletin müdahil olduğu bu çatışma ortamında hayatlarını sürdüremez hale gelerek ülkemize sığındılar. Türkiye’ye gelenlerin yüzde 47’si 18 yaş altındaki çocuklardır. Kadınlar ve ileri yaştakilerle birlikte büyük çoğunluğu oluştururlar.

Ortalama yaş 21, kişi başına aylık gelir 252 TL
Ülkemizdeki Suriyelilerin ortalama yaşının 21 olması da çocuk ağırlığından kaynaklanır. Ortalama 6,2 kişilik hanelerde yaşamaktadırlar. Kişi başına gelirleri 252 TL gibi bir rakamla aşırı yoksulluk sınırının altındadır. Türkiye’deki en büyük memnuniyetleri güvenlikli ( ölüm tehlikesi olmayan) bir ortamda yaşıyor olmalarıdır (yüzde 84). En büyük endişeleri ise ailenin geleceğidir (yüzde 71). Dini inanç ve uygulamaları güçlüdür (yüzde 84). Günlük hayat iletişimi büyük ölçüde kendi aralarında sürmektedir. Kayıt dışı çalıştırma ve ücretlendirmeye bağlı olarak geçimlerini temin etmek durumundadırlar. Genellikle yerli işgücünün tercih etmediği alanlarda 750 bin civarında Suriyeli kayıt dışı koşullarda çalıştırılmaktadır. Öte yandan, girişimci Suriyeliler 8 binden fazla şirket kurmuşlardır.
Ürünlerini çoğunlukla Suriyeli Topluluğa ve ihracat olarak da Arapça konuşulan ülkelere satmaktadırlar.

Geçici Koruma Statüsü, temel haklar ve sınırlı özgürlükler tanır
Ülkemizdeki Suriyelilerin çok büyük bölümü herhangi bir vatandaşlık konumu olmaksızın 99 no’lu kimlikle, geçici koruma statüsü ile yaşıyorlar. Bu statü onların uzun vadeli bir hayat planı yapmasını engelliyor. Buna karşılık hem uluslararası hukuktan ve hem de ülkemiz hukukundan kaynaklanan temel haklara ve kısmi özgürlüklere sahipler. BM sözleşmelerinin de bir yansıması olarak eğitim, sağlık, çalışma hakkı gibi hakları var. Buna karşılık sadece kayıtlı oldukları ilde yaşayabilmek, bir ilden başka bir ile gitmek için kamu otoritesinden izin almak, çalışma için özel izin almak zorunluluğu gibi kısıtlılıkları var ve diğer vatandaşlık hak ve özgürlüklerinden yararlanamazlar.

Geriye dönüş eğilimi zamana ve yerleşim biçimine göre azalır
Dünya mülteci deneyimine göre mülteciler sınırlardaki özel bölgelerde (kamplarda) yaşarlarsa ve süre de kısa süre olursa ( 1 yıl gibi) geri dönüş güçlü olmaktadır. Ancak süre uzar ve ev sahibi toplulukla iç içe yaşarlarsa geri dönüş eğilimi düşmektedir. İNGEV’in yaptığı araştırmalarda hayat normalleştiği takdirde geri dönüş isteği 2017 yılında yüzde 78 oranında idi. Ancak, çatışma ortamı sona erse de, Suriye’de olağan günlük yaşam koşullarının oluşması uzun zaman alacaktır. Bu süre içerisinde ev sahibi ülkede yeni bir hayat kurmaya başlayan mültecilerin geriye dönüş eğilimi pratikte düşük oranda gerçekleşmektedir. Ülkemizdeki birçok Suriyeli çocuk, Türkçe okuma yazmayı, Arapçadan daha iyi bilir hale gelmiştir. Bütün veriler ışığında Suriyelilerin büyük bölümünün, bugünkü ve sonraki kuşaklarının hayatına Türkiye’de devam edeceğinin varsayılması en gerçekçi durumdur. Stratejilerin, politikaların buna göre düşünülmesi yerinde olur. Çoğunluğun Suriye’ye geri döneceği veya zorla gönderilebileceği varsayımına göre politikaları inşa etmek gerçekçi değildir.

Türk –Suriye gerginliği en önemli Sosyal gerginlik alanı oldu (Yüzde 48)
Türk-Suriyeli gerginliği gittikçe önemli bir vaziyet almaktadır. İNGEV’in mayıs ayındaki son araştırmasına göre toplumun yüzde 48’i Türk-Suriyeli ilişkisini en gergin sosyal ilişkiler arasında görmektedir. Siyasi amaçlı gerginlik (iktidar-muhalefet) alanını bir yana bırakırsak, mesele toplumuzun en önemli sosyal gerginlik hattını oluşturmaktadır. Türk -Kürt; Sünni-Alevi, laik-dindar şeklinde tanımlanan çeşitli farklılıkların çok önüne geçmiştir. Ülkede yaşanan ekonomik sıkıntılar, kayıt dışı işgücü piyasasında oluşturulan ücret rekabeti gibi faktörlerin yanı sıra, son aylarda çeşitli ortamlarda oluşturulan negatif dil artan gerginlikte çok etkili olmaktadır. Suriyelilerin sadece yüzde 14’ü Türkiye toplumuna tam uyum sağladığını düşünürken, yüzde 59’u kısmen uyum sağlayabildiği düşüncesindedir. Uyum en önemli meselemizdir.

Toplumun yüzde 40’ı Türkiye’nin insani tutumunu takdir ederken, yüzde 12 Suriyelilerin vatandaş olmasını makul buluyor
Artan gerginlik eğilimine bağlı olarak Türkiye’nin bu konuda gösterdiği insani tutumu takdir etme oranında da azalma eğilimi var. Yüzde 40’lık bir kesim bu tutumu takdir ediyor. Buna karşılık çoğunluk Suriyelilerin geri dönmesini destekliyor. Türkiye’ye entegrasyonları için çalışmalıyız diyenler de yüzde 17. Algıdaki olumsuz eğilimin bir göstergesi de suça eğilim. Genel olarak bütün mülteci hareketlerinde suça eğilim ev sahibi ülke vatandaşlarına oranla daha düşük olduğu gibi Türkiye’deki istatistikler de aksini göstermiyor. Ama, toplumun yüzde 44’ü onların suça daha yatkın olduğuna inanıyor. Bir başka veri de yine ev sahibi toplulukla Suriyeliler arasındaki mesafeye işaret ediyor. Toplumun yüzde 55’i çocuklarının Suriyelilerle arkadaş olmasını istemiyor. Bu oran eşcinsel bireyler ve Fetöcü gruplardan sonraki üçüncü sırayı teşkil ediyor.

Konu insani bir bakış temelinde ele alınmalı
Bir yanda birlikte yaşadığımız ve bundan sonra birlikte yaşayacağımız Suriyeliler, öte tarafta artan gerginlik ülkemizin geleceği için çok önemli bir fay hattının oluşmakta olduğunu gösteriyor. Zamanında farkına vararak gerçekçi politikalarla ülkemiz enerjisini tüketecek bir sorunlar yumağı oluşmasını engellemeliyiz. Ev sahibi ülke olgunluğu ile Suriyelilerin Ülkemiz yaşamına, kültürüne entegre olmasını, varlıklarının bir yük değil, yeni bir çeşitlilik ve enerji kaynağı olmasını sağlayabilmeliyiz. Bir zamanların Türk – Kürt sorunu gibi bir Türk-Suriyeli çatışması yaratılmasına izin vermemeliyiz. Şehirlerimizde, mahallelerimizde, sokaklarımızda düşmanlıklar değil uyumu desteklemeliyiz. Siyasi tercihler,pozisyonlar ve polemikler insani gelişme ilkelerinin önüne geçmemelidir.

Ötekileşme ve düşmanlaştırmaya karşı uyum dilini kullanmalıyız
Ülkemizdeki Suriyeliler meselesi siyasi pozisyonlara göre yorum yapmayı değil, öncelikle insani ilkelere göre tutum almayı gerektirmektedir. Dini veya etnik grupları bir bütün olarak toplu şekilde suçlayıp düşmanlaştıran tutum ve davranışlar, Dünya ve Ülkemiz tarihindeki birçok acı olayın yaşanmasında belirleyici olmuştur. Kamuoyunu etkileme imkanı olan kişi ve kuruluşların kullandığı dilin uyumu destekler nitelikte olması gerginlikleri engelleyecek en önemli yollardan birisidir.
Bütün siyasi partileri, medya kuruluşlarını, fikir önderlerini konu ilgili görüş beyan eden herkesi gerginlikleri azaltan ve sosyal uyumu destekleyen bir dil kullanmaya davet ediyoruz.


İletişim için: İNGEV- 0216 540 50 21

İNGEV Hakkında: İNGEV, insani gelişmeyi kırılgan toplum kesimlerini güçlendirecek uygulama projeleri, politika kararlarına yol gösteren araştırmalar ve sosyal pazarlama kampanyaları yaparak destekler. İNGEV iş birliğine, ortak akla, teknik kaliteye inanan ve siyasi olmayan bir sivil toplum örgütüdür.
Araştırma verileri, 8 – 31 Mayıs tarihleri arasında İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflandırmasına göre 26 şehirde telefonla görüşme yolu ile yapılan Türkiye temsili 1358 ankete dayanmaktadır. Hata payı %95 güven aralığında %±2.7’dir.
İNGEV TAM periyodik olarak yürüttüğü İnsani Gelişme Monitörü ve diğer araştırmalarla toplumsal gelişmeleri araştırmakta, analiz etmekte ve sosyal politika önerilerine dönüştürmektedir.

Basın bülteni indirmek için tıklayınız…

Siber Şiddetin Boyutları

İNGEV TAM  Siber Şiddet konulu araştırma raporunu tamamladı. Türkiye’yi temsil eden bir saha çalışmasına dayanan araştırma raporu farkındalığımızın oldukça düşük düzeyde olduğunu gösteriyor. Bireyler farkında olmadan siber şiddetle karşılaşıyor veya tam tersi farkında olmadan siber şiddet uyguluyor. Akıllı telefon bulunurluğunun hızla toplumun tamamını kapsar hale geldiği ve kullanım yaşının da  gittikçe küçüldüğü bir aşamadayız. Bu trendin de devam edeceği gözüküyor.  İNGEV  TAM Siber Şiddet Farkındalık  Raporu bulunduğumuz aşamayı tesbit ederken bir yol haritasının da ipuçlarını veriyor. Araştırmaya göre kamuoyunun %73’ü Siber Şiddet anlamına gelecek davranışları hiç bilmediğini ya da az bildiğini belirtiyor. Bu konudaki farkındalığın artması, bilmeden siber şiddet uygulama ya da siber şiddet durumlarında savunma ve korunma seçeneklerini kullanamamak gibi durumları engellemenin ilk adımını teşkil ediyor.  İNGEV, rapordaki  bu ve bunun gibi ipuçlarını değerlendirerek farkındalık  artırıcı kampanyalar  planlıyor.