Ekonomik Durum, Sosyal Uyumu da Etkiliyor

Ekonomik Durum, Sosyal Uyumu da Etkiliyor

İNGEV TAM, Ocak 2022’de gerçekleştirilen İNSANİ GELİŞME MONİTÖRÜ (“İGM”) araştırması ile Türkiye’deki ekonomik gidişat ve bunun sosyal uyum üzerindeki etkilerini inceliyor.

Ocak 2022 araştırma döneminde, “yaşam mutluluğu” boyutunda en düşük seviyelerde bulunanların oranı 2019-2021 dönemindeki %24 ortalamasından %32’ye artış gösteriyor.

“Rahatça geçinebiliyorum” diyenlerin oranı ise 2019-2021 ortalaması olan %21,7’den %15’e düşüyor. “Önümüzdeki yıllarda ekonomik durumumun daha iyi olacağına inanıyorum” diyenler nüfus içinde azınlıkta kalıyor (%30).

Toplumun yarıya yakını kredi borcu olduğunu belirtirken (%45) bu kredilerin %71’ini ihtiyaç kredileri oluşturuyor.

Ekonomik durum, araştırmaya göre, toplumsal gerginlik algıları ve yaşam tarzı engelleri gibi sosyal uyum göstergeleriyle güçlü ilişkiye sahip. Örnek olarak, “rahat geçiniyorum” diyenlerin %46’sı “siyasette görüşlerinin temsil edildiğini” belirtirken, “hiç geçinemiyorum” diyenlerde bu oran sadece %12. “Rahatça geçinebildiğini” belirtenlerin sadece %11’i istediği yaşam tarzına yönelik engelle karşılaştığını belirtirken, “hiç geçinemeyenlerin” %38’i yaşam tarzına karşı engellerle karşılaştığını söylüyor.

*Prof. Dr. Ege Yazgan’ın değerlendirme yazısı için: https://bit.ly/3uZTs8Z

* İstanbul Bilgi Üniversitesi Finansal Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü

Toplumsal Cinsiyet Eşitliğine Yönelik Tutumlar

“Toplumsal Cinsiyet Eşitliğine Yönelik Tutumlar” Raporu Yayınlandı

Kadınların iş hayatında varlıklarını sürdürmeleri pandemi ile daha zorlaştı.
İNGEV Sosyal Araştırmalar Merkezi’nin (TAM) İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi iş birliğiyle gerçekleştirdiği İnsani Gelişme Monitörü Araştırması, toplumun cinsiyet eşitliğine yönelik tutum ve algısını, kadınların işgücüne katılımının önündeki engelleri ve pandeminin kadınların istihdama katılımına etkisini daha iyi anlamayı amaçlıyor. İNGEV, Şubat 2022 tarhili bu araştırmayla, bu konu üzerine daha önce yürütmüş olduğu Mart 2020 çalışmasıyla karşılaştırmalı bir analiz sunuyor.

Araştırmanın Şubat 2022 döneminde en öne çıkan bulgular ise şöyle:

  • İşsizlik problemi, kadınları daha çok etkiliyor. Erkeklerin istihdamının kadınlara göre önceliklendirilmesi ile ilgili tutumlar toplumda yükselişte.
  • Kadınların %41’i pandemiden önce çalıştıklarını belirtirken, pandemi sonrası işgücünden ayrılmak zorunda kaldıklarını belirtiyor.
  • Pandemide kendi isteğiyle işten ayrılan kadınların işten ayrılma nedenlerinin başında düşük ücret, işyerinin uzak mesafede olması ve çocuk bakımı ile ilgili destek alamamaları öne çıkıyor.
*Zeynep Gülru Göker’in araştırma verilerini değerlendirdiği yazısı için: https://bit.ly/3KGC9QB
* Sabancı Üniv. Sanat ve Sosyal Bilimler Fak., Öğr. Üyesi

“Okul Dışı Kalan Mülteci Çocuklar” durum analizi yayınlandı!

Okul dışı kalan çocuklar, hem toplumla uyumlarını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalıyor hem de hayatlarının ileri evrelerinde ekonomik fırsatlara erişimlerini yitiriyor. İNGEV, bu doğrultuda, okul dışı kalmış çocukların durumlarını analiz etmeye ve eğitim hayatlarını devam ettirmelerini destekleyecek yolları araştırmaya önem veriyor.

Türkiye’deki mülteci çocuklar, eğitime erişim açısından riskli gruplardan bir tanesi. Türkiye, görece kısa sürede okul çağındaki mülteci çocukların çoğunluğunu örgün eğitime dahil ederek önemli bir başarı yakaladı. Ancak özellikle Güneydoğu bölgesinde çeşitli nedenlerle okul dışı kalan çocukların oranı Türkiye ortalamasının üzerinde seyrediyor.

İNGEV, 2021 yılında bu durumun nedenlerini araştırmak için okul dışı kalan çocuklarla ilgili bir durum analizi yürüttü. Bu araştırmanın ana bulgularını İNGEV TAM Direktörü Can Çakır, 15 Şubat tarihinde Şanlıurfa’da Valilik ve çeşitli sivil toplum kuruluş temsilcilerinin katıldığı bir organizasyonda paylaştı. Bu analiz, özellikle gelir durumu, çocuk işçiliği ve dil bariyerlerinin eğitime katılımı olumsuz etkilediğini öne çıkarırken Şanlıurfa, Gaziantep, Kilis ve Hatay şehirlerinde uygulanabilecek öneriler geliştirdi.

Okul dışı kalan çocuklar ve genel olarak Eğitim alanındaki çalışmalarla ilgili İNGEV Periyodik Araştırma ve İş Geliştirme Koordinatörü E. Merve Yağmuroğlu Erdil ile iletişime geçebilirsiniz: merve.yagmuroglu@ingev.org

Raporu okumak için tıklayınız…

İNGEV, İGE 2021 Çalışmalarına Start Verdi!

İNGEV, 2021 yılını kapsayacak olan yerel insani gelişme ve sürdürülebilir kalkınma ölçüm çalışmalarını başlattı. Çalışma kapsamında 30 büyükşehir, 51 il ve 300 ilçe yer alacak.

Alanındaki en büyük veri toplama ve analiz etme çalışması olan projenin akademik koordinasyonunu her dönem olduğu gibi Prof. Murat Şeker, proje koordinasyonunu ise Neslihan Sezer yapıyor.

Çalışmada yerel yönetimlerin Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları ve insani gelişme açısından performansları geniş bir veri seti kullanılarak ölçülecek. Yüksek performans gösteren yerel yönetimleri takdir etmek de çalışmanın amaçları arasında yer alıyor.

İNGEV, 2016 yılından bu yana yerel yönetimlerde insani gelişmeyi destekliyor.

“Takipteyiz”: Girişimcilerde Durum Güncellemesi

İNGEV, girişimci desteklerini düzenli olarak geliştirmeyi esas alan “Takipteyiz” programının ikincisini Ankara için gerçekleştirdi. Bu program, geçtiğimiz dönemlerde İNGEV’in hibe, mentorluk, danışmanlık gibi hizmetlerinden faydalananların şimdiki durumunu anlamayı, buna göre aksiyon planlamayı ve almayı amaçlıyor.

Ankara toplantısına 8 faydalanıcı girişimci, İNGEV proje yöneticileri, mentor ve danışmanlar Renan Burduroglu, Murat Şahin ve Soydan Cengiz ve UNDP Türkiye proje yöneticileri katılırken, açık tartışma şeklinde geçen toplantıda mentorluk ve hibe türü hizmetlerin faydası değerlendirildi, etkisini artıracak yöntemler tartışıldı.

Programın ilki Şanlıurfa’daki 10 genç kadın girişimci ile gerçekleştirilmiş, bu toplantıya İNGEV Başkanı ile birlikte danışmanlar ve Şanlıurfa Destek Merkezi yöneticileri katılmıştı.

ActHuman IV Raporu: “Yeşil İstihdam Yaratmada KOBİ’ler En Kilit Role Sahip”

“Yeşil İstihdam Yaratmada KOBİ’ler En Kilit Role Sahip”

“Yeşil İstihdam için Türkiye’de Genç Nüfus Tarıma Yönlendirilmeli”

“Genç Nüfus için Yeşil İşte En Kritik Sektörler Tarım, Enerji, İnşaat ve Turizm”

 

İNGEV ve Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi (İPM) ortak girişimi olan ActHuman Sosyal Kapsama İnisiyatifi, “İstihdamdan Üretime İklim Politikalarına Entegrasyon”u tanımlamak ve sosyal politika önerileri sunmak amacıyla bir çevrimiçi (online) rapor lansman toplantısı gerçekleştirdi.

Yeşil iş ve yeşil ekonomi özelinde hem sosyo-ekonomik hayattaki hızlı dönüşüme yönelik bilgilerin, hem de güncel ve geçmişe dönük karşılaştırmalı verilerin paylaşıldığı ActHuman IV Rapor Lansman etkinliğinde konuşan İNGEV Başkanı Vural Çakır:

“Tanımı tüketmeye eşlenmemiş başka bir iyi yaşam algısı yaratabilmenin önemini gündemde tutabilmeliyiz”

“Gezegenimizin büyük ve artık gözle görülebilir bir tehdit altında olduğunu biliyoruz.  Küresel ısınma en fazla yine düşük yaşam standartlarına sahip olanları etkiliyor.

Biz yeşil dönüşümün güçlü bir şekilde uygulamaya geçmesinin yanı sıra, bunun bir yeni eşitsizlik alanı olmadan nasıl değerlendirilebileceği üzerinde duruyoruz. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında ve yüksek gelirliler ile orta ve alt sınıflar arasında bir eşitsizlik kaynağı olmadan yeşil geçişi sağlamak gerekiyor.

Bu yakınlarda gerçekleşen BM İklim zirvesinin önemli mesajlarının başında kamu liderliğinin halkın ihtiyaçlarını önceleyecek ve yeşil sözcüleri dinleyecek şekilde gerçekleşmesi vardı.  Halkın satın alma gücünü korumak, inşaat sektörünün yeşil dönüşümü sağlamak da yine öncelikli madde oldu. İstihdamın ana kaynağı olan KOBİ’lerin zarar görmeden geçişini sağlamak ise ülkemizdeki en önemi konulardan birisi.

Ben iklimle ilgili bütün konuşmalarımı arka plan vurgusu yaparak tamamlıyorum. Tanımı tüketici olarak yapılıp misyonu tüketmek olarak belirlenmiş bir insan çağı dönemindeyiz. İyi yaşam algımız da tamamen bu tüketici misyonu çerçevesinde belirlenmiş durumda. 7,5 milyar insan ve 200 milyondan fazla şirket tüketici misyonuna odaklanmışken yeşil dönüşüm başarmak ciddi bir iddia.

O yüzden tanımı tüketmeye eşlenmemiş başka bir iyi yaşam algısı yaratabilmenin önemini gündemde tutabilmeliyiz” dedi.

Diğer açılış konuşmasını yapan Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi Direktörü ve Sabancı Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Fuat Keyman ise:

“İNGEV ile birlikte 3 farklı “ActHuman” düzenledik. Bu sene, “Yeşil Dönüşüm, Yeşil Mutabakat ve Yeşil Ajanda”yı seçtik. İPM olarak bu konuyu seçerken Türkiye’nin Yeşil Mutabakat 2030-2050 hedefleri içinde uyum sağlaması ve kendisini dönüştürmesi çok önemliydi.

Özellikle büyük şirketler, üniversiteler, sivil toplum örgütleri ve düşünce kuruluşları çalışmalar yapıyorlar. Fakat biz İNGEV ve İPM ortaklığında yeşil dönüşümün, istihdam ve yeni iş olanakları ile birlikte nasıl çalışması gerektiği üzerinde durmak istedik ve bunu yaparken de genel olarak istihdam kadar önemli olan kırılgan gruplar (küçük ve orta işletmeler) üzerine odaklandık. Küçük ve orta işletmelerin yeşil dönüşüme uygunluğu içinde, nasıl üretebileceklerine dair bir yol haritası çizmek istedik.

ActHuman‘da son 4 senede “Girişimcilik, Sosyal Dayanışma Ekonomisi ve Kooperatifçilik, Dijital Yönetişim” üzerine yapılan çalışmalar, sadece yapılan ve sunulan projeler değil. Bunlar uzun süreli projeler. Ayrıca bu konuları Türkiye ‘nin gündeminde tutmaya çalışıyoruz.

Yeşil Mutabakatın çalışılması gereken en önemli boyutu kırılgan grupların istihdam olanaklarının artırılması üzerine odaklanmak olmalı. İstihdam ve doğanın korunması çok kritik başlıklar. Bu anlamda insanların dışlanmaması ve kendilerini daha iyi bir yere getirmeleri çok önemli” şeklinde konuştu.

 

ACTHUMAN IV RAPORUNDAN ÖNE ÇIKANLAR:

  • Dünya Genelinde Devletlerin 2020’de Yaptığı Toplam Teşvik Ve Toparlanma Harcamalarının Sadece %2,5i Sürdürülebilirlik Kapsamında.
  • Türkiye’de Yeşil İstihdam Yaratma Konusunda Kilit Sektörler Enerji, İmalat, Tarım, İnşaat, Ulaşım Hizmet Ve Atık Yönetimi.
  • Yeşil İş Yaratma Sürecinde Döngüsel Ekonomi, Tedarik Zinciri Kanalı Ve İkiz Dönüşümün Rolü Büyük.
  • Yeşil İşler Yaratma Konusunda Kobilerin İstihdama Çok Büyük Bir Katkısı Var.
  • Yeşil İş Olanaklarında Kadın İstihdamının Olumsuz Etkilenmemesi İçin Politikalarda Sektörel Farklılıklar Göz Önüne Alınmalı.
  • Yeşil İstihdam Oluştururken Türkiye’de Tarım Nüfusunun Gittikçe Yaşlanması Dolayısı İle Türkiye’de Gençleri Tarım Sektörüne Yönlendirecek Politikalar Oluşturulması Kritik Öneme Sahip.
  • Gençler İçin En Yüksek Potansiyele Sahip Yeşil İş Sektörleri İse Tarım, Enerji , İnşaat, Turizm Ve Çevre Hizmetleri.
  • Yeşil İstihdamı oluşturmak için mesleki ve teknik eğitim müfredatlarının güncellenmeli, yeşil işin uygulanabileceği sektörler için yol haritaları oluşturulmalıdır.
  • Türkiye’de yeşil dönüşümün gerçekleşebilmesi için bu alandaki teşvikler artırılmalı ve teşvik mekanizmaları sağlanmalıdır. 

ActHuman IV Rapor için Tıklayınız

ActHuman IV Rapor Lansman Sunumu için Tıklayınız

ingev-telegram-thum

İNGEV’den Telegram’da Girişimcilik Hizmeti!

2100’ün üzerinde mülteci girişimciyi barındıran İNGEV Telegram grubu, Türkiye’nin en büyük mülteci girişimcilik eko-sistemlerinden biri.

Grubun editöryal masası, “Her Güne Bir Tavsiye” adı ile finans, hukuk, iş geliştirme, dijitalleşme konusunda işletme sahiplerinin gündelik hayatlarına dokunacak bilgiler paylaşıyor.

Aynı zamanda, “Biliyor muydun?” başlığı ile bu dört alanda terminolojik sözlükler hazırlayarak mülteci işletmecinin Türkiye’deki farklı mevzuatları anlamasını da sağlıyor.

Grubun bir kuvvetli çalışması da her ay yaptığı anketler. Anketlerden çıkan sonuçlar doğrultusunda, işletmelerin o ay özelindeki en önemli ihtiyaçlarını da oluşturan grup, gündemini bu gelişmelere göre şekillendiriyor.

Beşinci Mevsim: Türkiye’de İklim Değişikliği ve Afetlerle Topyekûn Mücadele Mümkün mü?

İklim değişikliği konusunda savunuculuk ve farkındalık oluşturmak için İNGEV, Habitat Derneği, TEPAV ve TÜRKONFED iş birliğinde büyüyen iklim platformu Değişiyor Muyuz ‘un ikinci etkinliği “Beşinci Mevsim: Türkiye’de İklim Değişikliği ve Afetlerle Topyekûn Mücadele Mümkün mü?” 17 Kasım 2021 tarihinde çevrim içi olarak gerçekleştirildi.

İNGEV İletişim ve Dış İlişkiler Direktörü Berk Çoker moderatörlüğünde gerçekleşen webinar, dört kurumun temsilcilerinin açılış konuşmaları ile başladı. Açılış konuşmasında ilk olarak söz alan İNGEV Başkanı Vural Çakır, insanların tüketimi esas alan hayat anlayışı içerisinde bulunduğunu belirterek sadece tüketici olarak tanımlanmış bireyin son yüzyılda daha fazla doğayı tahrip ettiğini ve afetlere yol açtığını ifade etti. Dünya üzerinde başka bir hayat kurmanın mümkün olduğunu hatırlatan Çakır, bunun için büyük bir dönüşüm ve toplumsal davranış değişikliğine ihtiyaç olduğunu kaydetti. Paris İklim Anlaşması’nın bu mücadeleyi kalıcı bir gündem haline getirdiğini aktaran Çakır, iklim krizi ile topyekûn mücadele etmek için merkezi yönetim, yerel yönetim, akademi, sivil toplum kuruluşları ve yerel inisiyatifler ile koordineli bir şekilde hareket edilmesi gerektiğinin altını çizerek bu bağlamda Değişiyor Muyuz? Platformunun güzel bir örnek olduğunu belirtti. Çakır’ın konuşması sonrası sırasıyla TEPAV İcra Direktörü Şenay Akyıldız, Habitat Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Sezai Hazır ve TÜRKONFED Başkanı Orhan Turan’ın video mesajları yayınlandı.

Açılış konuşmalarının ardından Birlemiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye İklim Değişikliği ve Çevre Portföy Yöneticisi Nuri Özbağdatlı, afet yönetiminde Türkiye’nin performansını anlatan bir değerlendirme konuşması yaptı. Özbağdatlı, 2021 verilerine göre iklim ve çatışma kaynaklı dünyadaki her 33 kişide bir kişinin insani yardım ya da korumaya ihtiyaç duyduğunu belirtti. Riske dayalı afet yönetiminin önemine dikkat çeken Özbağdatlı, bunu gerçekleştirmek için Birleşmiş Milletler’in her ülke için beş zorluk alanı tanımladığını ifade etti. Özbağdatlı bu beş zorluk alanını; (i)mevcut karbon ayak izi azaltım yöntemlerinin yönetilemez afetlere yol açması, (ii)risklere dayalı ulusal uyum planları oluşturmada gecikmeler, (iii)uzun vadeli riskleri ve artçı tehlikeleri yönetmede yetersizlik, (iv)yatırım ve finans sistemlerinin yeni iklim gündemine uygun olmaması, (v)kırılganlık ve eşitsizlik arasındaki kısır döngüden kaynaklı eşitsizliklerin daha da pekişmesi olarak iletti.  Bu zorlukların üstesinden gelmek için bazı politika önerileri de sunan Özbağdatlı, öncelikle siyasi iradenin bu zorlukların farkında olması gerektiğini ifade etti.

Webinar, TEPAV Bölge ve Şehir Araştırmaları Danışmanı Dr. Asmin Kavas Bilgiç moderatörlüğünde gerçekleştirilen panel ile devam etti. “Türkiye’de İklim Değişikliği ve Afet Yönetiminde Neredeyiz: Zorluklar, Çözümler” başlıklı panelde, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Doğanay Tolunay, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Savaş Zafer Şahin ve İstanbul Teknik Üniversitesi Meteoroloji ve Afet Yönetimi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu söz aldı. Türkiye’de afetlerle topyekün mücadelenin nasıl bir yöntemi olması gerektiği üzerine konuşan panelistler bu mücadele için aynı zamanda hem merkezi idare hem de yereldeki kurumlar arasında nasıl bir yönetişim kurgulanması gerektiğini aktardılar.

Etkinliği izlemek için tıklayınız.

ingev-aciklama-thum

İNGEV Başkanı Vural Çakır’ın “Göçün Ekonomi Politiği” Konulu Konferansta Yaptığı Açıklamaların Özeti

Göç, öncelikle de Suriyeliler Türkiye için önemli bir konu haline geldi. Geçici koruma altındaki Suriyelilerin Türkiye’ye gelişleri 11 yılı buldu. İlk iki yıl sınırda kamplarda iken sonra kentlerimizde Türkiye toplumu ile iç içe bir yaşam oluşturup ülkedeki günlük hayatın bir parçası haline geldiler. Halen Suriyelilerin kurduğu 15 binden fazla şirket var ve 100 bin civarında istihdam sağlıyorlar.  İşgücü piyasasında 1 milyona yakın geçici koruma altında Suriyeli bulunuyor. Esnaf, sanatkar, serbest meslek olarak çalışan 100 binin üzerinde kişi var. İş gücünün büyük bölümü kayıt dışı ve güvencesiz çalıştırılıyor. Halen 770 bin okullaşan çocuk, Arapça okuma yazma bilmiyor ama Türkçe okuma yazma üzerinden eğitim görüyorlar. Türkiye’de 600 bin bebek doğmuş durumda. Üniversitelerde 40 bin öğrenci var. Yapılan bütün saha araştırmaları geri dönme eğiliminin yıllar içinde çok azaldığını gösteriyor. Yine, Suriye’deki iç çatışma çözülse bile yeniden inşasının çok zaman alacağı ve geriye dönüş için hemen uygun bir zeminin de yaratılamayacağını biliyoruz. Bütün bu veriler çok büyük bir çoğunluğun Türkiye’de kalıcı olacağını gösteriyor. Öte yandan konu Türkiye toplumu içinde önemli bir tartışma ve gerginlik alanı olma eğilimi gösteriyor.  Gerçekçi stratejilerle bu konunun Türkiye’nin enerjisini tüketen bir toplumsal sorun alanı haline gelmeyecek şekilde yönetilmesi çok önemli hale geldi. Bunun da anahtarı çoğunluğun kalıcı olduğunu öngörerek stratejilerin buna göre düzenlenmesi, Türkiye toplumuna ve kültürüne entegrasyon ve sosyal uyumun sağlanması yönünde güçlü çabalar gösterilmesidir.

Toplumsal Güven, Covid-19 Mücadelesini Nasıl Etkiliyor?

İNGEV Toplumsal Araştırmalar Merkezi ile İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi işbirliği ile gerçekleştirilen İnsani Gelişim Monitörü (İGM) araştırması, yeni döneminde Türkiye toplumundaki ortak fayda anlayışı ve bunun Covid-19’a müdahale performansını nasıl etkilediğini inceledi.

Koronavirüs önlemlerine uyum, ilk bakışta bireysel bir tercih gibi görünse de aslında önemli ölçüde başkalarının davranışları ile paralel devinen bir toplumsal uyum davranışıdır. Başkalarının hangi önceliklere ve hassasiyetlere sahip olduğunu bilmek, bizim davranışlarımızı da etkiler. Covid-19 önlemleri kapsamında, kapalı ortamlarda maskemizi ağız ve burnumuzu kapatacak şekilde takarız. Bunu yaparken hem kendimizi hem başkalarını mikroplardan koruduğumuzu hissederiz. Bizim onların sağlığına karşı böyle hassas olmamız nedeniyle başkalarının da bizim sağlığımızı korumak üzere aynı şekilde hassas davranacağını düşünür ve kendimizi güvende hissederiz. Ancak bu dinamiğin ne derece işleyeceği, toplumdaki bireyler arasındaki güven ilişkisinin seviyesine ve ortak fayda anlayışının benzerliğine bağlıdır.

Profesör Halil Nalçaoğlu (Dekan, İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi) tarafından kaleme alınan rapor, İnsani Gelişme Monitörü araştırması bulguları üzerinden Türkiye’de bu güven ilişkisinin ve ortak fayda anlayışının durumunu incelerken aynı zamanda bunların Covid-19 mücadelesini nasıl etkilediğiyle ilgili değerlendirmeler sunuyor.

Raporu okumak için tıklayınız….