Etkinlikler

Beşinci Mevsim: Türkiye İklim Politikaları

“Değişiyor muyuz?” platformu ilk etkinliğini Dünya İklim gününde çevrimiçi olarak düzenledi.

Habitat, İNGEV ve TEPAV inisiyatifi ile iklim değişikliğine yanıt olarak bireysel ve kurumsal değişim için farkındalık yaratan ve bu alanda atılan adımları ön plana çıkaran “Değişiyor Muyuz?” platformunun ilk etkinliği “Beşinci Mevsim: Türkiye İklim Politikaları” başlıklı webinar 15 Mayıs 2021 günü çevrimiçi olarak düzenlendi.

Webinar, Habitat Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Sezai Hazır, İNGEV Başkanı Vural Çakır ve TEPAV Kurucu Direktörü Güven Sak’ın açılış konuşmalarıyla başladı. Hazır, yapılan bilimsel araştırmalara göre sanayi devrimi sonrasında insanlık tarafından kurulan yeni düzenin, küresel iklimin önceki dönemlere kıyasla radikal bir biçimde değiştirdiğini belirterek sözlerine başladı. Başta iklim krizi olmak üzere insan kaynaklı krizlerin derinden hissedildiğini ifade etti. İklim değişikliğinin yalnızca doğadaki canlıları değil, insanları da ilgilendirdiğine dikkat çeken Hazır, çevresel değişimler nedeniyle geçici ve sürekli olarak yer değiştirme sürecinin “Çevresel Mülteci” kavramını, küresel iklim değişikliğinin etkileri nedeniyle insanların yer değiştirmeleri zorunluluğunun ise “İklim Mültecileri” kavramını ortaya çıkardığını ifade etti.

İNGEV Başkanı Vural Çakır, doğaya karşı yapılan projelerin ölçüsüz bir şekilde doğaya zarar verdiğini ve özellikle düşük gelirli insanları olumsuz etkilediğini vurgulayarak sözlerine başladı. Bunun önüne geçmek için öncelikle çevre ile uyumlu bir yaşam sürmemiz gerektiğini belirten Çakır, bugün sanayi olarak gelişmiş ülkelerin bu iklim krizinde birincil derece sorumlu olduğunu ve bu değişimin gelişmekte olan ülkelerin önünü kapayan bir düzene dönüşmemesi gerektiğini vurguladı. Dijitalleşme ile birleşen yeni büyüme anlayışının Ülkerlerin ve şirketlerin Yeşil Dönüşümü için zorunlu ve pahalı bir süreçle gerçekleşebileceğini, özellikle de KOBİ’lerin yeşil dönüşüme adapte etmenin önümüzdeki acil planlardan birisinin olması gerektiğini ifade etti.

TEPAV Kurucu Direktörü Güven Sak ise, İklim değişikliğinin gündemin merkezine ilerlediğini ve artık sonunda konuşmaktan yapma aşamasına geldiğimizi belirterek sözlerine başladı. COVID-19 sonrası toparlanmanın karbon bazlı olmayan bir büyüme ve buna bağlı teknolojik yenilenme süreciyle birlikte olacağını ifade etti. Ülkeler, şirketler, bölgeler ve kişiler arasında arasında adil bir rekabet, adil dönüşüm ve adil bir geçiş ortamının sağlanmasının artık çok önemli olduğunu vurgulayan Sak, Türkiye’nin bir an önce Paris İklim anlaşmasını onaylaması gerektiğini çünkü Paris anlaşmasının bu yeni dünyanın anayasası olduğunu belirtti. Bu anlaşmaya dayalı olarak da yeni bir ekonomik programa dayalı karbon emisyonlarını azaltmaya yönelik niyet beyanının bir an önce oluşması gerektiğini ifade etti. Pek çok kurumu ilgilendiren, iklim değişikliği meselesinde artık ekonomi politikalarının merkezi önemde olacağını vurgulayarak, öncülüğün ekonomiden sorumlu birimlere aktarılmasının önemine dikkat çekti. Habitat, İNGEV ve TEPAV’ın konuya ve atılması gereken adımlara farkındalığı artırmak için “Değişiyor muyuz Platformu”nu oluşturduğunu söyleyerek, ilgili tüm kurumları platforma destek vermeye çağırdı.

Açılış konuşmalarının ardından, Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği (SEFİA) Direktörü Bengisu Özenç’in “Dünya İklim Gündemi ve Türkiye” konulu sunumu ile toplantı devam etti. Özenç, Paris anlaşması ve takip eden süreçteki Avrupa Yeşil Mutabakatı ve COVID salgını gibi gelişmelerin küresel iklim politikalarıyla ilgili süreci etkilediğini belirterek sözlerine başladı. Paris anlaşmasının sanayi devriminden bu Dünya’nın ortalama sıcaklığındaki artışı 1,5 derece ile sınırlamayı ve ekonomik faaliyetlerin buna göre düzenlenmesini öncelik aldığını belirtti. Türkiye’nin anlaşmayı hala onaylamadığını, 2015 yılında sekretaryaya sunduğu ve uluslararası camia tarafından yetersiz olarak değerlendirilen emisyon azaltım hedeflerinin, mevcut politikalar altında, bugün bile altında olduğunu belirtti. Türkiye’nin uzun dönemli bir düşük karbon stratejisinin olmadığının altını çizen Özenç, böylesi bir stratejinin kalkınma planının temelini oluşturması gereğini vurguladı.

Sunumun ardından İNGEV İletişim & Dış ilişkiler Direktörü Berk Çoker moderatörlüğünde “Türkiye’de İklim Politikalarının Ekonomik Dönüşümü” paneli gerçekleştirdi. Panele MEF Üniversitesi Öğretim Üyesi ve TÜRKONFED Ekonomi Danışmanı Doç. Dr. Nazlı Karamollaoğlu, UNDP Türkiye İklim Değişikliği ve Çevre Portföy Yöneticisi Nuri Özbağdatlı ve Avrupa İklim Eylem Ağı (CAN – E) Türkiye İklim ve Enerji Politikaları Koordinatörü Özlem Katısöz katıldı.

Nazlı Karamollaoğlu, Avrupa yeşil mutabakatı kapsamında önemli bir dönüşüm sürecine geçildiğini belirterek sözlerine başladı. Karbon düzenlemesi mekanizmasının ekonomik ilişkileri ciddi etkileyeceğini ve bu mekanizmanın bir engel değil, bir büyüme stratejisi olarak kullanılabileceğinin altını çizdi. Metal sanayi, çimento ve elektrik sektörlerinin ön planda olduğunu ve bu şirketlerin tedarikçisi olan kobilerin sistemlerini değiştirmek zorunda kalacaklarını belirtti. Yeşil ekonomiye adaptasyon konusunda makro düzeyde Paris anlaşmasına uyulması gerektiğini, istihdam politikalarının düzenlenmesi gerektiğini, Mikro düzeyde ise KOBİ’lerin bu konuda farkındalığının düşük olduğunu ve KOBİ’lerin finansman olarak yetersiz kaldığını belirtti.

Nuri Özbağdatlı, iklim değişikliği ile ilgili politika geliştirilmesi sürecinin eşitsizliklerin azaltılmasına yönelik yapılması gerektiğini vurgulayarak sözlerine başladı. İklim değişikliği konusunun bir eşitsizlik konusu olduğunu ve iklim krizi ile derin yoksullaşmanın ortaya çıktığını belirtti. Ekonomik olarak KOBİ’lerin en çok etkilenecek gruplardan biri olduğunu ve onlara yönelik bir yaklaşım geliştirilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Özlem Katısöz, Avrupa iklim eylem ağının sivil toplum örgütlerinden oluşan bir ağ olduğunu ve iklim değişikliği ile mücadelede politikaları koordine etmek olduğunu açıklayarak sözlerine başladı. Türkiye’nin şu anda bütün enerji politikalarının kömür merkezli olduğunu ve kömürden çıkışının düşünülenin aksine mümkün olduğunu vurguladı. Gerekli veriler incelendiğinde Türkiye’nin 10 sene içerisinde kömürden çıkabileceğini ve bu sektörü dönüştürerek yeni istihdam yaratılabileceğini belirtti. Türkiye gibi strateji konusunda eksik durumda olan ülkelerin ilk önce bu konuda niyet etmeleri gerektiğini ifade etti.

Etkinliği izlemek için linke tıklayınız.

Antroposende Eşitsizliklerle Mücadele

UNDP 2020 İnsani Gelişme Raporu’nun “İNGEV Penceresinden: Antroposen’de Eşitisizliklerle Mücadele ve Sosyal Kapsama” temalı Çevrimiçi Takip Toplantısı, İNGEV sosyal girişimi VibioTV’de canlı yayınla 17 Mart’ta düzenlendi.

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından yayımlanan “Önümüzdeki Sınır: İnsani Gelişme ve Antroposen” başlıklı 2020 İnsani Gelişme Raporu’nun (İGR) Türkiye lansmanı, UNDP Türkiye, Habitat Derneği, İNGEV (İnsani Gelişme Vakfı) ve Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) iş birliğiyle 16 Aralık 2020’de çevrimiçi olarak gerçekleştirilmişti.

İNGEV Başkanı Vural Çakır: “Eşitsizliklerle mücadele bir hayatta kalma sorunu haline geldi. Bir bebeğin ailesinin gelir grubu, hayatı boyunca mücadele etmek zorunda kalabileceği eşitsizliklerde çok etkili bir faktör haline geliyor. ”

UNDP Özel Sektör Program Yöneticisi Hansın Doğan: “Gezegen üzerinde büyük bir baskı uygulamadan çok yüksek insani gelişmeye ulaşmış tek bir ülke yok. Dünyaya “maliyeti olmayan” yüksek bir insani gelişme düzeyine ulaşmaları için tüm ülkeleri desteklemeliyiz. Değişimi getirmesi gereken nesil biziz. ”

LOSC Lille ve Türk Milli Takım Oyuncusu Yusuf Yazıcı: “Dünyadaki sorunların büyüklüğüne rağmen her şey bizim elimizde. Gezegenimize zarar vermeden eşitsizlikleri azaltabilir ve aynı zamanda gelişebiliriz. İstersek başarabiliriz!”

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından 1990’dan beri yayımlanan İnsani Gelişme Raporlarının 30. Yıl Sayısı, tüm insanlığı insani gelişmenin geleceği için gezegenimiz ile denge içinde yeni bir yol çizmeye çağırıyor.

Küresel lansmanı 15 Aralık 2020 tarihinde yapılan “Önümüzdeki Sınır: İnsani Gelişme ve Antroposen” başlıklı 2020 İnsani Gelişme Raporu (İGR), insan ve doğa arasındaki ilişkiyi yeniden dengeleme ve insan yaşamını kalıcı olarak iyileştirmeye odaklanıyor.

Antroposen (insan çağı) dediğimiz yeni jeolojik çağda, insanlar gezegeni bilinçli olarak şekillendiriyor. Eylemlerimiz, iklim değişikliği, biyolojik çeşitliliğin çöküşü, okyanusların asitlenmesi, hava ve su kirliliği ve toprak bozulmasına neden oluyor. Gezegenimizin biyoçeşitliliği tepetaklak gidiyor; türlerin çeyreği yok olma tehlikesiyle karşı karşıya, bunların bir kısmı birkaç on yıl içinde yok olacak. Bu yeni çağda, insani gelişme nasıl değişecek? İnsan özgürlüklerini, seçimlerini ve eylemliliğini genişleten ve aynı zamanda gezegenimizin üzerindeki baskıları ortadan kaldıran yeni bir yolu nasıl bulabiliriz?

Bu sorulara odaklanan rapor, eşi görülmemiş bu pandemiden düze çıkışın çevresel ve sosyal olarak sürdürülebilir olabileceğini gösteren veriler sunuyor.

Yayını izlemek için tıklayın.

ActHuman Raporu: “Sosyal Kooperatifçilik Türkiye’de Yükselişte”

Türkiye’de Kooperatiflerin Odağında Olan Sosyal Dayanışma Ekonomisi Son Yıllarda Genişliyor

Türkiye’de kooperatiflerin sayısı gitgide artıyor. TOBB verilerine göre 2019 ve 2020’de kurulan kooperatif sayısının kapanan kooperatif sayısına göre artış gösterdiği görülüyor. Son üç yıldır kurulan kooperatifler özellikle konut başta olmak üzere işletme ve tarımsal kalkınma sektörlerinde ön plana çıkıyor. Yerel yönetimler ve kooperatifler arasında farklı dayanışma ve iş birliği modelleri de gelişiyor. Kadının işgücündeki varlığı özellikle kooperatifleşme yoluyla etkisini gösteriyor, giderek daha çok sayıda kadın bir araya gelerek kooperatifleşme yoluna gidiyor. Tüketiciler; doğal, besleyici ve temiz gıdaya adil olarak erişebilmek için kooperatif çatısı altında buluşuyor. Giderek yaygınlaşan e-ticaret platformlarında da kooperatif ürünleri daha çok rağbet görüyor. Geleneksel kooperatif modellerinden farklı bir anlayışa, örgütlenmeye ve iş modeline sahip bir kooperatifçilik modeli olan sosyal kooperatifçilik de yaygınlaşıyor.

14 Ocak’ta Rapor Lansman Toplantısı Yapıldı

“Sosyal Dayanışma Ekonomisi için Güçlü Kooperatifçilik”i tanımlamak ve sosyal politika önerileri sunmak amacıyla; İNGEV (İnsani Gelişme Vakfı) ve Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi (İPM) ortak girişimi olan ActHuman Sosyal Kapsama İnisiyatifi bir rapor hazırladı. Bu amaçla sivil toplum, üniversite, kooperatif, kamu ve uluslararası kuruluş temsilcilerinden oluşan bir danışma kurulu kuran girişim, akabinde de yüksek katılımlı bir çalıştayla kooperatifçilik odağında sosyal dayanışma ekonomisinin ihtiyaçlarını belirledi. Bu rapordan öne çıkan başlıklar 14 Ocak tarihinde online olarak düzenlenen lansman toplantısı ile basın mensuplarıyla paylaşıldı.

Kooperatifçilik özelinde hem sosyo-ekonomik hayattaki hızlı dönüşüme yönelik bilgilerin, hem de güncel ve geçmişe dönük karşılaştırmalı verilerin paylaşıldığı ActHuman III Rapor Lansman etkinliğinde konuşan İNGEV Başkanı Vural Çakır:

Kooperatif, bireysel olarak güçsüz kalacak ekonomik faaliyetlerin, daha güçlü ve sürdürülebilir hale gelebilmesini sağlayacak en önemli organizasyon tiplerinden biri. Pandemi süreci dayanışmayı esas alan ekonomik faaliyetlerin önemini hepimize gösterdi. Kooperatifçiliğe çok daha önem vererek, parlatmamız gerekiyor. Kamu mevzuatını ve yapılanmasını sadeleşme ve odaklanma doğrultusunda geliştirmeliyiz. Ayrıca, kendileri dayanışma ekonomisinin bir parçası olan kooperatifler de kendi aralarındaki iş birliklerini güçlendirmeli. İNGEV, bu iş birliklerine zemin hazırlamak, Girişimcilik Destek Merkezi ile yürüttüğü faaliyetleri kooperatifçiliği de kapsayacak şekilde genişletmek istiyor.” dedi.

Sabancı Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve İstanbul Politikalar Merkezi Direktörü Prof. Dr. Fuat Keyman da “Neoliberalizmin artarak alttan gelen örgütlenmeleri yok etmesi, merkezi bir yönetim anlayışı ve giderek artan kentleşme” bu çalışmayı yapmaktaki ana sebepler olduğuna değindi. “Önemli olan kooperatifleri daha verimli aktörler haline getirmek” diyen Keyman “Kooperatifler üç boyutlu bir öneme sahip; bunlar dayanışma, sadece tarım alanında değil tiyatro sanata kadar giden alanda toplumun örgütlenmesi ile eskiden farklı olarak yeni bir örgütlenme biçimini çalışmak ve yeni yerelliktir” dedi.

Lansman da sunumu, kooperatifçilik raporunu da hazırlayan İstanbul Bilgi Üniversitesi Ekonomi Bölümü Araştırma Görevlisi Orkun Doğan yaptı. Doğan, kooperatifleşmede güven kadar denetimin de gerekliliğine dikkat çekti.

 

Güçlü kooperatifçilik çalışmasının sonucunda şu 9 sosyal politika önerisi ortaya çıktı:

 

  1. COVID-19 Etkisi ve Kooperatifler: Pandeminin ortaya çıkardığı krizlerin kooperatifler üzerinde sosyal ve ekonomik etkilerinin ölçülebilmesi, öncelikle alınması gereken önlemlerin neler olduğunun değerlendirilebilmesi için bir sektör araştırması yapılmalıdır.
  2. Yeni Kooperatifçilik Mevzuatı: Kooperatifçilik mevzuatı, uluslararası esaslar ve mevcut ihtiyaçlar çerçevesinde ve çağdaş yönetişim ilkelerini sağlayacak şekilde, tüm paydaşların temsil edildiği, katılımcı bir yöntemle ele alınmalı, sadeleştirilmeli ve geliştirilmelidir.
  3. Kooperatiflere Özgü Finansal Destek Araçları: Kooperatiflerin finans piyasasına erişimlerini artırabilmek amacıyla yönetimlerinde kooperatiflerin temsil edileceği kooperatif bankaları ve kredi birlikleri kurulmalı, geleneksel finans kanallarına alternatif araçlar Türkiye’nin özgün koşullarına ve kooperatiflerin ihtiyaçlarına göre tasarlanmalı ve yaygınlaştırılmalıdır.
  4. Değer Zincirlerinde Daha Etkin Kooperatifler: Kooperatif Ürün Sertifikası’nın geliştirilmesi, kooperatif ürünlerine perakende satış noktalarında görünürlüklerinin arttırılması adına teşvikler sağlanmalıdır. Kooperatiflerin pazarlama kapasitesinin artırılması amacıyla, ürün ve marka geliştirme, e-ticaret ve ihracatla ilgili konularda paydaşlar için eğitim programları düzenlenmelidir.
  5. Kooperatifçilik İstatistikleri ve Kooperatifçilik Araştırma ve Eğitim Merkezi: Kooperatif verileri düzenli olarak derlenerek türlerine ve faaliyet gösterdikleri sektörlere göre toplam sayı, ortaklık sayıları, istihdam ve yıllık ciro gibi göstergeler uluslararası istatistiki standartlarda hazırlanarak farklı formatlarda kamuoyuna sunulmalıdır.
  6. Kooperatifler için Eğitim ve Kapasite Geliştirme Programları: Kooperatifçilik eğitimi düzenleyen ilgili bakanlıklar, kalkınma ajansları, uluslararası örgütler, sivil toplum örgütleri, üniversiteler ve eğitim kooperatifleri bir araya gelerek eşgüdüm içinde kapsamlı bir “Kooperatifçilik Eğitim Stratejisi belirlenmesinde yarar vardır.
  7. Toplumda Kooperatifçilik Bilinç Düzeyinin Artırılması: Kamuoyu gözünde kooperatifçiliğin bilinirliğini artırmak ve kooperatif kavramını yaygınlaştırmak için tüm paydaşlarla birlikte bir imaj çalışması yapılmalıdır.
  8. Kooperatif Üst Örgütlenmeleri ve Sosyal Dayanışma Ekonomisi Bileşenleri Arası Ortaklıklar: Daha güçlü kooperatifler için kooperatif üst örgütlenme yapısı yeniden yapılandırılmalı ve destekleyici mekanizmalar ile üst örgütlenmeler etkinleştirilmelidir.
  9. Kooperatifler ve Yerel Yönetimler Arasında İş Birlikleri: Yerel yönetimlerle kooperatiflerin arasında kurulacak etik ve ilkeli iş birliği, kooperatiflerin özerkliğini gözetildiği ölçüde, sosyal dayanışma ekonomisinin güçlenmesi ve kooperatiflerin desteklenmesi açısından önemli fırsatlar sunabilir.

Raporu Okumak için tıklayınız

Basın Yansımaları için tıklayınız

İNGEV CHATS’ler 1 Milyon’dan Fazla İzleyici ile Buluştu

Korona Virüs Salgını dünya genelinde etkisini sürdürmeye devam ederken evlerimizdeki hayatı bilgiye dayanan sohbetlerle renklendirmeyi sürdürüyoruz. Bu süreçte dijitalleşmenin değeri daha da artarken biz de İNGEV CHATS adlı girişimimizle konusunda uzman sanatçı, akademisyen ve gazetecileri Zoom – Facebook ortak canlı yayınları ile takipçilerimizle buluşturmaya başladık.

Doç. Dr. Erkan Saka, Rashid Hamwi, Burçin Büke, Tuğrul Eryılmaz, Vural Çakır, Prof. Dr. Fuat Keyman, Prof. Dr. Halil Nalçaoğlu ve Salim Kadıbeşegil Nisan ayının konukları oldu.

İNGEV CHATS mayıs ayında da devam etti. Prof. Dr. Pınar Okyay, İbrahim Elbaşı, Duygu Eren, Ozan Sönmez, Klinik Psikolog Şehnaz Tuna, Dr. Aylin Dağsalgüler, İNGEV CHATS’in konuklarıydı.

İNGEV CHATS’in Haziran ve Temmuz ayının konukları ise Emine Erdem, Arda Kutsal, Murat Şahin, Prof. Dr. Fikret Adaman, Ayşe Sabuncu Saraçlar, Ezgi Arslan, Merve Batıkan, Levent Kahraman, Orkun Doğan, Başak Saral ve Kerem Avcıergun oldu. Bu iki ay içinde İNGEV CHATS’te konu başlıklarımız özellikle Türkiye’nin Dijital Durumu, Girişimcilik, KOBİler, İhtiyaçlar, Öncelikler ve Dayanışma Kooperatifçiliği, Yeni Modeller, Trendlerdi.

Çok ilgi ile karşılanan ve her biri yeni bir perspektif açan yayınları buraya tıklayarak izleyebilirsiniz.

ActHuman “Belediyelerde Dijital Yönetişim Fırsatları” Çalıştayı, MBB’nde Gerçekleşti

İNGEV, İPM ve Oxford Üniversitesi iş birliğinde ActHuman 2. Dönemi başladı.  “Belediyelerde Dijital Yönetişim Fırsatları”nı belirlemeyi amaçlayan 2. dönemin ilk danışma kurulu toplantısı Marmara Belediyeler Birliği ev sahipliğinde gerçekleşti.

Oxford’dan Dr. Eren Korkmaz, “Belediyelerde Dijital Yönetişim Fırsatları” üzerine bir sunum yaptı. Korkmaz, sunumunda teknoloji ve toplumsal dönüşüm, son teknolojiler, dijital yönetişimin getirdiği imkanlar ve bu konudaki doğru uygulamaları paylaştı.

Sunum sonrası, belediyeler, kamu kuruluşları, uluslararası organizasyonlar, ulusal STK’lar ve özel sektör temsilcileri, belediye yöneticilerine nasıl bir fırsatlar raporu hazırlanması gerektiği ile ilgili görüşlerini ilettiler.

Çalıştayda özellikle belediyelerin dijital yönetimde ihtiyaçları üzerinde durulurken, yönetişim kapasitesini özellikle geliştirecek teknolojik uygulamalar; belediyelerin nasıl daha iyi organize olabileceği ve ne tür iş birlikleri geliştirmesi gerektiği, iyi örnekler ve Türkiye’de nasıl daha doğru uygulanabileceği gibi önemli konular masaya yatırıldı.

Üç aylık bir çalışma sonunda dijital yönetişim fırsatları raporu yayınlanacak.

Kadın Girişimciliği Eko-Sistem Buluşması, TOBB’de Gerçekleştirildi

Building Markets ve Habitat Derneği işbirliğinde yürüttüğümüz “Uyum için İş Mentorları” projemiz kapsamında 9 Nisan’da Türk ve Suriyeli kadın girişimcilerin katılımı ile TOBB himayesinde bir eko-sistem buluşması gerçekleştirdik. Toplantının açılış konuşmalarını TOBB’dan Sektörler ve Girişimcilik Daire Başkanı Ozan Acar, Building Markets Türkiye Direktörü Başak Saral, İNGEV Direktörü Berk Çoker ve Habitat Derneği Başkanı Sezai Hazır yaptı.

Açılış konuşmalarının ardından toplantının moderatörlüğünü de üslenen Acar, Türkiye’de başarılı girişimlere imza atmış kadın girişimcilere söz verdi. Daha entegre bir girişimcilik eko-sistemi için ihtiyaçlar konusunda Türkiye’deki önemli sivil toplum kuruluşlarının üst düzey kadın yöneticileri fikirlerini paylaştılar.

Suriyeli kadın girişimciler, Türkiye’deki hayatları, iş kurarken yaşadıkları zorluklar ve beklentilerini katılımcılara anlattılar. Kadın girişimciler için büyüme fırsatları, yeni pazarlara açılımda ne gibi işbirlikleri kurulabilir, kamunun kadın girişimciliği konusunda atması gereken adımlar ve başarı nasıl artırılabilir konuları da masaya yatırıldı.

 

İNGEV “Yükseköğretim ve Suriye Krizi: Sıradaki Ne” Konferansına Katıldı

İNGEV Lübnan, Amman’da 9-10 Nisan 2019 tarihleri arasında gerçekleştirilen çeşitli kurumlardan 100’ün üstünde profesyonel, uzman ve öğrencinin katılımını gerçekleştirdiği “Yükseköğretim ve Suriye Krizi: Sıradaki Ne” konferansında bir araya geldi.

Konferansta, Suriye krizi bağlamında yükseköğretim sektöründeki son başarılar sunuldu ve bölgedeki kilit paydaşların uyguladığı çeşitli yenilikçi çözümler ve projeler tartışılırken öğrenciler ve yükseköğretim kurumları üzerindeki etkileri analiz edildi.

Konferansta İNGEV, “Eğitim Şart” Çağrı Merkezi Projesi, ev sahibi ülkelerde Suriyeli öğrencilerin yükseköğretime erişimini desteklemek için yenilikçi bir yaklaşım olarak sunuldu.

İNGEV Başkanı Vural Çakır, İPM-Mercator Panelinde, “Türkiye’deki Suriyelilere Genel Bakış” Sunumunu Yaptı

İstanbul Politikalar Merkezi (İPM)-Sabancı Üniversitesi-Stiftung Mercator Girişimi, “Türkiye’deki Suriyeliler” paneli ve “Çoğulculuğun Teşvikinde Sivil Toplumun Rolü” raporunun tanıtımı Minerva Han’da yapıldı. Panelin ilk bölümünde, Türkiye’deki Suriyeli göçmenlerin mevcut durumu ve gelişlerinin başlangıcından bu yana uygulanan politikalar ele alındı. Moderatörlüğünü Mercator-İPM Araştırma Bursu Programı Koordinatörü Pelin Oğuz’un yaptığı oturumda ise İPM Araştırmacıları Souad Osseiran ve Kristen Biehl ile INGEV Başkanı Vural Çakır konuşmacı olarak yer aldı. Panelde, Türkiye’deki Suriyelilerin sağlık, iş gücü, sivil toplum ve toplumsal kaynaşma başlıklar ve Türkiye’deki ev sahibi toplulukların Suriyelilerle karşılaştıkları farklı deneyimler üzerine konuşuldu.

İNGEV Başkanı Vural Çakır , bu panelde, “Türkiye’deki Suriyelilere Genel Bakış” adlı bir sunum da yaptı. Çakır, sunumunda , İNGEV-İPM ortak girişimi ActHuman Sosyal Kapsama İnisiyatifi’nin, Suriye Ekonomik Forumu’nun desteğiyle hazırladığı “Suriyeli Şirketlerin Türkiye’de Ticarete Entegrasyonu ile İlgili Potansiyel İyileştirme Alanları” raporundan bulgular paylaştı. Panelin soru cevap kısmında, İNGEV Başkanı, Suriyelilerin Türkiye’de sosyal uyumu ve finansal entegrasyonu üzerine kendisine yöneltilen soruları yanıtladı. Çakır, eğitim ve istihdam ile ilişkili kendisine yöneltilen bir soruya “Sadece İstanbul’da Türkler arasında işsizlik oranı %20’leri gösteriyor, mültecilerin de bu nüfusa dahil olması ile farklı sektörlerde işsizliklerle karşılaşılıyor. Bunun için sadece mültecilerin doldurabileceği sektörlerde kendilerine eğitim verilmesi daha isabetli olacaktır.” şeklinde cevap verdi.

“Uyum Için Verilen Eğitim Kurslarında Verimlilik Için Koordinasyon Şart”

Ayrımcılığın önlenmesinde üniversite ve liselerdeki uyum gruplarının çok önemli olduğunu ifade eden INGEV Başkanı Vural Çakır, “Uyumla ilgili verilen hizmetlerin birbiriyle bağlantılı olmaması ve koordinasyonsuzluk verimsizlik ve israf yaratıyor. Eğitim kurslarında uzun dönemli bir bakış açısı ve iş fırsatının olduğu alanda eğitimin verilmesi çabalara anlam katacaktır” dedi.

Vural Çakır’ın VOA Ropörtajı: “Türkiye’de Suriyelilerin Girişimciliği Desteklenmeli

Vural Çakır’ın VOA Ropörtajı’nın devamı için linke tıklayınız…

 

Sunumdan kareler

Vural Çakır, İPM-Mercator Panelinde, “Türkiye’deki Suriyelilere Genel Bakış” SunumuVural Çakır, İPM-Mercator Panelinde, “Türkiye’deki Suriyelilere Genel Bakış” SunumuVural Çakır, İPM-Mercator Panelinde, “Türkiye’deki Suriyelilere Genel Bakış” SunumuVural Çakır, İPM-Mercator Panelinde, “Türkiye’deki Suriyelilere Genel Bakış” Sunumu

İNGEV “Mülteciler, Tüketici Pazarlarında Entegrasyon” Oturum ile Brandweek’teydi…

İngev “Mülteciler, Tüketici Pazarlarında Entegrasyon” oturumu ile 8 Kasım’da Brandweek’teydi. Mülteci meselesinin bugün geldiği aşama, geçim kaynakları ve tüketim pazarları boyutlarının konuşulduğu oturuma  Unilever Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi / Global Compact Türkiye Başkanı Mustafa Seçkin, BİM COO ve İcra Kurulu Üyesi Galip Aykaç ve Suriyeli Kadın Girişimci ve MoreDesign şirketi kurucu ortağı Sima Al Kanawati katıldı. Moderatörlüğünü İNGEV Başkanı Vural Çakır’ın yaptığı oturum, Brandweek festivalinin en büyük salonu  Turkish Airlines Inspiration Hall’da gerçekleştirildi.  Oturumdan bazı kilometre taşları:

Vural Çakır: “Suriye’den iç savaş dolayısı ile çıkan sermaye 80 milyar dolar. Suriyeli barındıran ülkelere göre en yüksek nüfus Türkiye’de olmasına rağmen, buradaki sermaye sadece 5 milyar dolar. Sosyal uyum anlamında da şunları eklemek isterim, çok büyük bir göç olsa da, yabancı düşmanlığına hiç bir zaman taviz vermeyelim.”

Mustafa Seçkin: “Kapsayıcı yaşamı destekliyorsak, Türkiye nüfusunun yüzde 5’i olan Suriyelileri göz ardı edemeyiz. Mültecilerle ilgili olarak, Unilever “Embark” projesi kapsamında mentor ve mentee yer değiştirmişti ve mülteci konusuna daha hakim olmak isteyen Unilever’in 13 Yönetim Kurulu Üyesine dışarıdan konusunda uzman insanlar eğitim verdiler. Mülteci Entegrasyonuna iş dünyası olarak hep birlikte sahip çıkalım.

BİM COO Galip Aykaç: “Dünya tarihinde yaşanmış en önemli göçlerden biri ile karşı karşıyayız. Bundan dolayı devletin hepsinin altından kalkması mümkün değil.  Özel sektör olarak elimizi taşın altına koymamız lazım, bundan dolayı Suriyelilerin ihtiyaçlarına yönelik çalışıyoruz. Kan ve gözyaşı bitmeli”

 

“Türkiye’deki Mülteci Girişimciliğini Güçlendirmek” Mersin Çalıştayı Gerçekleştirildi

12 Nisan günü Mersin Ticaret ve Sanayi Odası’nda (MTSO) gerçekleştirilen “Türkiye’deki Mülteci Girişimciliğini Güçlendirmek” Hatay Çalıştayı, kamu kuruluşları, mülteci girişimciler, Türk işadamları ve sivil toplum örgütleri temsilcilerinin kuvvetli katılımı ile gerçekleşti.  İNGEV ve İPM ortak girişimi “ActHuman Sosyal Kapsama İnisiyatifi”nin, UNHCR ile işbirliği içerisinde, Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti finansal desteği gerçekleştirdiği çalıştayda açılış konuşmalarını İNGEV Direktörü Berk Çoker, UNHCR Geçim Kaynakları (Livelihood) Müdürü Damla Taşkın ve MTSO Genel Sekreter Yardımcısı Ezgi Biçer Uçar yaptılar.

Açılış konuşmalarının ardından KOSGEB Mersin Müdürü Danyal Peker, “Küçük ve Orta Ölçekli Şirketlerin Kapasitelerini Güçlendirmek için Hükümet Destekleri” ile ilgili detaylı bilgi verdi. T.C. Ekonomi Bakanlığı Teşvik Uygulama ve Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü’nden Dış Ticaret Uzmanı Ali Can Kahya “Yerel Girişimciliği Geliştirmek için Devlet Teşvikleri” konulu sunumunda Türkiye yatırım haritasında 3. Bölgede bulunan Mersin’de varolan devlet teşviklerinden bahsetti. İNGEV Mütevelli Heyeti Üyesi Avukat Arkın Eyvazoğlu da “Şirket Kuruluşları ve Kuruluş Sonrası Hukuki Yükümlülükler” konulu sunumunda mülteci girişimcilerle birçok ticari ve hukuki konuda rehber olacak bilgiler paylaştı.

Bu üç önemli sunum sonrasında, İNGEV’in hazırladığı İstanbul, Hatay, Mersin ve Adana’da yaşayan 8 mülteci girişimcinin ticaret hayatlarını anlatan “Hayatı İnşa Et, Ticareti İnşa Et” video öyküsü gösterildi ve katılımcılardan beğeni topladı.

Sosyal Uyuma Dair Bilgi Paylaşımı ve Tanıştırma Oturumu’nda ise, gerek mülteci girişimciler, gerek Türk işadamları, kamu kuruluşları ve STK temsilcileri, değerli yorumları ile “Mersin’de ticari gelişme fırsatları ve mülteci şirketlerin ihtiyaçları neler, Mersin’de ne tür desteklere ihtiyaç var, Mersin’de mülteci şirketler nasıl iş hayatına daha iyi entegre olabilirler, Mersin’de mülteci şirketlerin ne tür hukuki, finansal bilgi ihtiyaçları var” gibi sorulara yanıt aradılar. Oldukça interaktif geçen bu oturuma; MTSO üyeleri, 50’nin üzerinde mülteci girişimci, Mersin Serbest Bölgesi (MESBAŞ), Mersin Sanayici ve İşadamları Derneği (MESİAD), Mersin’deki farklı özel sektör temsilcileri, Mersin ve Adana’nın önde gelen üniversitelerinden akademisyenler, Mersin’de çalışan bazı yerel, ulusal, uluslararası STK’lar ve yerel basin katıldı.

Mersin-Calistay-1 Mersin-Calistay-2 Mersin-Calistay-3 Mersin-Calistay-4 Mersin-Calistay-5 Mersin-Calistay-6 Mersin-Calistay-6 Mersin-Calistay-7 Mersin-Calistay-8