Değişim En Kırılgan Sektörlerden Başlamalı

“Prekarya ve Toplumsal Güvence” Raporu Çıktı.

  • “COVID-19 ve Ekonomik Belirsizlik Güvencesizliği Derinleştirdi”
  • “Vergi ve Sosyal Güvenlik Sistemine Güven Şart”
  • “Eğitim Güvencesizliğe İlaç Olabilir”
  • “En Kırılgan Sektörden Başlayarak Mücadele”

İNGEV ve Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezinin beş yıldır iş birliğinde yürüyen ActHuman Sosyal Kapsama İnisiyatifi, yayınladığı “Prekarya ve Toplumsal Güvence” Raporu ile Türkiye’deki yaygınlaşan güvencesiz istihdam problemine çözümler sunmayı amaçlıyor.

Dr. Sarphan Uzunoğlu tarafından yazılan raporda en basit haliyle belirsiz, öngörülemeyen ve riskli bir çalışma şekli olarak tanımlanabileceği söylenen güvencesiz çalışmanın her geçen yıl küresel bir norm haline geldiği belirtilirken Türkiye’deki güvencesizlik problemi ve genişleyen prekarya ekseninde ortaya çıkabilecek sosyal ve ekonomik problemlere karşı üretilebilecek politikalar tartışmaya açılıyor.

Rapora göre yaklaşık 9 milyon kişinin kayıt dışı çalıştığı tahmin edilen Türkiye’de 1 milyon kişi de geçici koruma altında çalışıyor. Raporda ayrıca statü sağlanamayan, legal durumu belli olmayan insanlar gibi gruplara 5.5 milyon işsiz genci, sosyal ve ekonomik yaşamdan atılmış kişileri, hukuki gerekçelerle çalışma hayatından ve medeni hayattan izole edilen kişiler de katıldığında ekonomik faaliyetin sürmesine katkı sağlayan aktörler içerisinde prekarya üyelerinin yoğun bir şekilde var olduğu ifade ediliyor.

İNGEV Başkanı Vural Çakır:

İnsanlığın önündeki temel motivasyon kültürel dönüşüm”

“BM araştırmasına göre her 7 kişiden 6’sı kendisini güvencesiz hissediyor. Günümüzde 1 milyar kişinin mental tedavi gördüğü belirlenmiş.

Yeryüzündeki eşitsizliklerin boyutu artmış durumda: bir tarafta süper zenginler, öbür tarafta sayıları gittikçe artan güvencesiz insanlar gibi iki büyük hat oluşuyor… Yapay zeka, robot teknolojileri gibi etmenler süper zenginlerin güvencesiz kitleye ihtiyacının giderek azalmasına sebep oluyor. Eşitsizlik ve güvencesizlik birbirini besleyen halde. Çatışma bölgelerini terk etmek zorunda kalan güvencesizler, kimliksizlikler bu durumun en büyük kısmını oluşturuyor.

Güvencesiz yaşayanlar popülizme daha yatkın halde.

Biz Act Human raporlarında sorunu tespit etmenin yanı sıra çözüm perspektifini de sunmak doğrultusunda hareket ediyoruz.

Ben, insanlığın önündeki temel motivasyonun kültürel dönüşüm olması gerektiğini düşünüyorum. Unesco kültürü basitçe bir arada yaşama biçimimiz diye tanımlamıştı. Liberalizmin ve marketing ideolojisinin ürettiği bireysellik, serbest pazar ve statü esaslı tüketme üzerinde kurulu yaşam kültürünün, insanlığı buradan daha ileriye götüremeyeceği hemen her değişken de kendini gösteriyor. ACTHUMAN Sosyal Kapsama İnisiyatifimiz kapsamında detaylıca incelediğimiz Prekarya ve Toplumsal Güvence Raporuyla kamunun ve toplumun sahiplenmesini esas alan bir perspektifi esas alıyoruz.”

İPM Direktörü Prof. Dr. Fuat Keyman:

“Nasıl bir Türkiye’de yaşayacağımızın temel kıstası prekarya ve toplumsal güvence konularına yaklaşımımız olacak”

“Her yıl dünyanın önemli kırılgan gruplarından birine odaklanıyoruz. Prekarya, bugünün dünyası, yarının dünyası, bugünün Türkiyesi ve yarının Türkiyesi için en önemli gruplarından bir tanesi. Cumhuriyetin kuruluşunun ikinci yüzyılına girerken, ne şekilde devam edeceğimizin en önemli kavramlarından biri prekarya ve güvencesizlik sorunu olacak. Nasıl  bir Türkiye’de yaşayacağımızın önemli kıstaslarından biri olacak. Bugün paylaşacağımız rapor, bir sürecin başlangıcı aslında. Bundan sonra da İNGEV ile birlikteliklerimiz devam edecek.”


RAPORDAN ÖNE ÇIKAN BULGULAR:

COVID-19 ve Ekonomik Belirsizlik Güvencesizliği Derinleştirdi

Özellikle COVID-19 sonrası dönemde ortaya çıkan ekonomik belirsizlik ve göçmen karşıtlığı gibi trendlerin yükselişe geçtiği ortamda prekarya meselesinin hem siyasal hem sosyal bağlamda kritik olduğu vurgulanan raporda hem devletin, hem özel sektör aktörlerinin hem de sivil toplumun birbiriyle tutarlı, geniş vadeye yayılabilecek politikalar üretmesi ve bu politikaların ilgili aktörlerin çatışması değil uzlaşması ve nihayetinde geniş güvencesizlik dalgalarının etkisinin kırılması amaçlanmadıkça prekaryanın odağında olduğu krizlerin derinleşebileceği vurgulanıyor.

Farklı çevrelerden güvencesizliğe karşı dokuz çözüm önerisi

Akademisyen, özel sektör, basın ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerinden oluşan katılımcılardan gelen değerlendirmeler ve ilgili literatür göz önünde bulundurularak Türkiye’deki istihdam süreçlerinde güvenceli istihdamın öncelenmesi ve kırılgan emek koşullarının seyreltilmesi ve güvenceli çalışmanın hem çalışanlar hem de işverenler için elverişli olmasını amaçlayan sosyal politika önerileri sunan raporda güvencesizliğin kronikleşmesine karşı dokuz kategoride politika önerisi bulunuyor.

Var olan yasalar uygulanmalı

Raporda altı özellikle çizilen noktaların başında Türkiye’deki mevcut kanun ve yönetmeliklerin hakkıyla uygulanmasının dahi güvencesizliğin kronikleşmesinin önünde bir engel teşkil edebileceğine dair uzman görüşleri var. Farklı sektörlerden temsilcilerin ortak talebinin denetim ve kanunların adil bir şekilde uygulanması olduğu görülüyor.

Girişimcilik ve çalışanlık statülerine bakış açısı dönüşmeli

Bireysel girişimle şahsın istihdamı arasındaki sınırın silikleştiği bir dönemden geçildiği belirtilen raporda teknolojinin ve piyasaların herkesi girişimcileştirdiği bu süreçte yasaların ve yönetmeliklerin de güvenceli çalışmayı önceleyecek şekilde dönüşmesinin şart olduğu, çalışan ve girişimci statülerine ilişkin tanımların buna göre dönüşmesi gerektiği vurgulanıyor.

Vergi ve sosyal güvenlik sistemine güven şart

Kayıtsız çalışma pratiğini besleyen faktörlerden birinin de vergi ve sosyal güvenlik sisteminin bireyin sağlığının, günlük yaşamının ve geleceğinin güvencesi olduğuna dair algının toplum içinde zayıflaması olduğu belirtilen rapora göre toplumun tüm kesimlerinin vergilerin adaletli ve kapsayıcı yatırımlara dönüştüğüne inancının artırılması, emeklilik sistemi gibi sistemlerin sağlıklı ve sürdürülebilir olduğuna dair inancın özellikle daha genç kuşaklarda ve kırılgan gruplarda yerleştirilmesi gerekiyor.

Eğitim güvencesizliğe ilaç olabilir

Yüksek ve orta öğretim de dahil olmak üzere mesleki eğitim sağlanan her aşamada programların Yüksek Öğretim Kurumu ve Milli Eğitim Bakanlığı gibi kurumlarca anlık arz talep dengelerine ve kurulu sistemin kısıtlarına bağlı kalmadan, uzun vadeli bir stratejiye dayanacak şekilde oluşturulması gerektiği belirtilen raporda eğitim stratejisini belirleyen kuruluşlara da güvencesizlikle mücadele için stratejik eylem çağrısı yapılıyor.

Güvenceli çalışma için teşvik işlevli bir yöntem

Raporda ayrıca kadınlar, gençler, göçmenler gibi kırılgan grupların istihdama katılımlarının teşvik ve hibe programları gibi programlarla desteklenmesi gerektiği vurgulanıyor. İstihdama katılım aşamasında da girişimcilik aşamasında da bu grupların desteklenmesi ve sürdürülebilir iş modelleri kurmaları ya da bu tür modeller içerisinde var olmalarının sağlanmasının öneminin altı çiziliyor.

Kolay örgütlenme güvenceli çalışmaya açılan yol

Raporda ayrıca örgütlenmenin önündeki teknik ve hukuki engellerin devlet tarafından kaldırılması gerektiği belirtiliyor. Kısa vadeli işlerde dahi olsa çalışan kişilerin sendikalar gibi örgütlerle üyelik bağı kurması ve bu örgütlerin işverenle pazarlığı ve yasalar etrafında ortaya çıkan haklarını kullanmasının önünün açılması gerektiği söylenen raporda devletin ve sendikaların teşvik ve takip konusunda sorumluluk alması gerektiğinin altı çiziliyor.

Uzun vadeli teknoloji ve ekonomi vizyonu

Teknolojik ve ekonomik dönüşümün güvencesizlik konusundaki temel faktörler olduğu belirtilen raporda teknolojik gelişim istikrarlı ve adil bir şekilde gerçekleşmeden geniş kitleler için güvenceli çalışma imkanı oluşmayacağı bilinciyle teknoloji ve ekonomi politikaları çalışma yaşamının tüm paydaşlarının çıkarları ekseninde şekillenmesi gerektiği vurgulanıyor.

Ulusötesi şirketler göz ardı edilmemeli

Raporda ayrıca ulusötesi şirketlerin artan pazar payı ve belirleyiciliklerinin göz önüne alınması gerektiği belirtiliyor. Küreselleştirmenin getirdiği esnek ve fiziki limitlere bağlı kalmayan istihdam anlayışı bir yerde işsizliği artırırken öte tarafta geçici istihdam yaratırken güvencesizliği derinleştirdiği, haksız rekabet yarattığı vurgulanıyor. Bu bağlamda ulusötesi denetim ve gözetim mekanizmalarının önünün açılması gerektiğinin altı çiziliyor.

En kırılgan sektörden başlayarak mücadele

Raporda özellikle de tekstil, mevsimlik tarım işçiliği gibi preker çalışmanın neredeyse standart haline geldiği özel sektörler öncelenerek bu sektörlere özel bir denetim ve iyileştirme programı uygulanması gerektiği belirtiliyor.

Rapor için Tıklayınız

Rapor Lansman Sunumu için Tıklayınız

 

NOT: Raporun İngilizce versiyonu gelecek hafta web sitemizden erişilebilir olacak.

 

Comments are closed.