Toplumun Gözünden Sivil Toplum Kuruluşları

Bu yazıda Türkiye’de 1980 sonrası giderek canlanan ve 2000’li yıllardan bu yana toplum içinde sesi biraz daha gürleşen Sivil Toplum Kuruluşlarına (STK) İNGEV’in STK İmaj Araştırması çerçevesinde toplumun gözünden bakıyoruz.

Sivil topluma katılmaktan ne anlıyoruz?

Toplum olarak sivili topluma bağış yaparak katılıyoruz. Son bir yıl içinde toplumda her dört kişiden biri bağış yaptığını belirtiyor. Ancak, bunlar kurban derisi bağışından, derneklere yardıma kadar çok çeşitli alanlara dağılıyor. Böyle baktığımızda bunları gerçek bir sivil toplum katılımı olarak değerlendirmek oldukça güç. Toplum genelinde en az katılım gösterilen alan ise politik etkinlikler; son bir senede toplumda sadece her 10 kişiden biri bir politik aktiviteye katılım göstermiş.

Peki, neden sivil topluma katılmıyoruz? Yoksa güvenmiyor muyuz?

Türkiye’de son yıllarda süren kaynak kullanım tartışmaları ve FETÖ’cülük çerçevesinde gündeme gelen ve hala devam eden din temalı sivil toplum faaliyetleri toplumun sivil topluma katılım davranışlarına yansımış görünüyor. Bu anlamda, sivil topluma katılımımızın ön koşulunun STK’larına güvenmek olduğu söylenebilir ancak ne yazık ki toplumun yarısından fazlası STK’lara güvenmediğini belirtiyor. Güvensizliğimiz ise özellikle STK’ların şeffaf olmadığını düşünmemizden kaynaklı. STK’ları politika ile fazla iç içe bulmamız ve dinî inançlarımızı kötüye kullandığını hissetmemiz de eklenince sivil topluma katılıma daha da mesafeli duruyoruz.

STK’ları güvenilir bulmuyoruz; peki ya faydası?

Toplum olarak STK’lara güvenmesek de faydalı buluyoruz. Yaşlılara ve engelli bireylere olan toplumsal hassasiyetimiz sivil toplum aktivitelerinde de ön plana çıkıyor. Bu kırılgan gruplara sosyal hizmet sağlayan STK’ları daha faydalı buluyoruz. Aynı şekilde eğitim, kadınların güçlendirilmesi ve yoksullar konularında da hassasiyetimiz yüksek. 2011’den bu yana Türkiye’nin gündeminde önemli sırada yer alan Suriyeli mültecilerle ilgili STK’lar ise en az faydalı bulduklarımız.

Bundan sonrası…

Sivil toplum katılımı bir ülkedeki gündelik hayat kalitesinin artmasının en önemli koşullarından birisi. Bireyler kendi hayatlarını ilgilendiren konular başta olmak üzere toplumsal konularda görüşlerini STK’lar aracılığı ile karar vericilere ve politika yapıcılara iletebiliyor. Aynı şekilde karar vericiler de STK’lardan beslenebildikleri ölçüde daha doğru kararlar verebiliyorlar. Bu karşılıklı ilişkinin gelişmesi hem daha demokratik bir ülke olmaya hem de toplum sağlığına önemli katkıda bulunacaktır.

Not: Bu araştırmanın saha çalışması 1-31 Mayıs 2019 tarihlerinde gerçekleştirilmiştir. Sivil toplum literatürde toplumsal gelişimin, barışın, demokratikleşmenin ve sürdürülebilir ekonomik kalkınmanın önemli oyuncularından biri olarak kabul ediliyor. Bugün Türkiye’de resmî olarak açıklanan 119 bin 556 vakıf ve dernek var.