İNGEV’den Siber Zorbalık Araştırması

İNGEV’den Siber Zorbalık Araştırması
Farkında olmadan herkes siber zorba veya zorbalık kurbanı olabilir

Siber zorbalık araştırmasını tamamlayarak ilgili kurumlarla paylaşan İNGEV tehlikeye dikkat çekti. Siber zorbalık farkındalığı çok düşük, zorbalık yapan da uğrayan da ne olduğunun farkında değil.

İNGEV TAM (Toplumsal Araştırmalar Merkezi tarafından hazırlanan rapordan çıkan temel değerlendirmeler şöyle;

Siber zorbalık hakkında bilgisi olmayanlar yüzde 77
Siber zorbalık hakkında hiçbir fikri olmayanlarla, pek az fikri olanların toplamı yüzde 77 ediyor. Akıllı telefon sahipliğinin tüm toplumu kavradığı, sosyal medya kullanımının düşük yaşlara indiği bir iletişim ortamında siber zorbalığın bu kadar düşük farkındalığı büyük bir tehlike oluyor. Fiziksel zorbalık ve şiddetle mücadele ederken, alttan alta hızla gelişen bu tehdidin farkına varılması çok önemli. Farkındalık yükselmezse çok küçük yaşlardan itibaren yansımaları tehlikeli olacak bir ortamın içinde yaşanmaya başlayacak. Zorbalık yapanlar yaptıklarının normal olduğunu sanırken, mağdurlar da neye uğradıklarını ve nasıl bahsedeceklerini hiç bilmeyecekler.

En az bir siber zorbalık davranışına maruz kalanlar yüzde 28
Siber zorbalık olarak tanımlana çok sayıda davranış var. Bazıları günlük hayat içinde olağan bir sosyal medya davranışı gibi bunları uygulayabiliyorlar. En sık karşılaşılan zorbalık istemediğiniz hale ısrarlı bir şekilde telefonla aranmak veya mesaj almak. Bu şekilde rahatsız edildiğini söyleyenlerin oranı yüzde 19. İkinci sırada siber ortamda cinsel taciz geliyor. İzni olmadığı halde cinsel içerikli rahatsız edici mesaj aldığını söyleyenlerin oranı ise yüzde 11. Son sıralarda kişisel veri güvenliğine yönelik çeşitli çalışmalar olsa da üçüncü sırada kişisel verilere izinsiz erişim ve kullanım geliyor (yüzde10). Hepsi toplam olarak değerlendirildiğinde toplumumuzun dörtte birinden fazlası zorbalıkla karşılaşmış. Araştırma, teknik gereği çocukları kapsamıyor. İNGEV bu oranın çocuklarda daha da fazla olabileceğini değerlendiriyor.

Özellikle dikkat edilmesi gereken bir nokta da zorbalığa maruz kalanların bunu paylaşmaktan kaçınabiliyor olmaları. İNGEV olarak gerçek rakamların bunların da üstünde olduğunu yorumluyoruz.

En az bir kez siber zorba davranışı göstermiş olanlar yüzde 26
Bireylerin önemli bir bölümü yaptıklarının suç veya sorunlu davranış olduğunun farkında değiller. Tek tek bazı davranışlar belirtilip bunlara başvurup, başvurmadıkları sorulduğunda samimi cevap veriyorlar. “Birini izni olmadan ısrarla aradım ve mesaj attım” (yüzde 10) , “birine internette paylaştığı görüşleri nedeni ile hakaret ettim” (yüzde 8) ve, “Sinirlenip sevgilime küçük düşürücü, aşağılayıcı veya tehdit edici mesaj attım” (yüzde 8) en çok yapılmış üç davranış. Bir arada değerlendirildiğinde yine toplumun dörtte birisinden fazlası bu kez siber zorbalık yapmış oluyor.

Farkındalığın düşük olması nedeni ile bir tarafta siber zorbalıkla karşılaşan, öbür tarafta zorba haline dönüşebiliyor. Zorbalık yapanların yüzde 52’si aynı zamanda mağdur. Her iki durumda da davranışın olağan olduğunu düşünebiliyorlar.
Akıllı telefon kullanma yaşının ilkokul öncesine doğru indiği bir aşamada toplumda bu denli yaygın bir olumsuz yetişkin örneği olması ayrıca tehlikeli.

İNGEV olarak çocuklarda siber zorbalık riskinin her iki yönlü olarak büyüdüğü ve aktif müdahale gerektirdiğini değerlendiriyoruz.

Mağdurlar kendi başlarının çaresine bakıyor (yüzde 63); zorbaların yüzde 34’ü yakın çevreden
Farkındalığın düşüklüğü, zorbalığa maruz kalındığında ne yapacağını bilemem şeklinde de kendisini gösteriyor. Siber zorbalık mağdurlarının yüzde 63’ü kendi başlarına çözüm bulmaya çalışıyor . Erkek, kadın farkı da belirgin. Erkekler daha fazla içe kapanık ve sorunla kendileri başa çıkmaya çalışıyorlar. Kadınlar ise yakın çevre (özellikle aile) yardım istemeye veya hukuki yollar aramaya daha fazla yatkınlar. Kadınların hukuki yol aramalarının önemli bir nedeni de karşılaştıkları vakaların erkeklere göre daha sert olması.

Siber şiddetle karşılaşanların yüzde 34’ü bu davranışın yakın çevrelerden, tanıdıklardan geldiğini belirtiyor. Sorunu paylaşmaktan kaçınanları da değerlendirdiğimizde fiziksel şiddet konusunda çok rastlanılan aile ve yakın çevre olgusunun siber dünyada da devam ettiği görülüyor.

Basın bülteni indirmek için tıklayınız…