İlk Kez Gerçekleştirilecek Dünya İnsani Zirvesi’ne İstanbul Ev Sahipliği Yapacak

23-24 Mayıs tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirilecek ilk Dünya İnsani Zirvesi için geri sayım başladı. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-Moon’un küresel eylem çağrısı ile hayata geçen zirveye birçok devlet liderinin katılması bekleniyor. 5000 kişinin katılmasının beklendiği organizasyonda, çok uluslu kurumlar, krizlerden etkilenen toplumlar, özel sektör, uluslararası ve ulusal STK’lar, gençlik, sivil-askeri ve akademik dünya en üst düzeyde temsil edilecek.

Zirvenin belirlenen birbirinden önemli üç amacı, BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon’un “Mega Krizler Çağındayız” sözüne destek verir nitelikte.

–  İnsani ilkelerin evrenselliğine bağımlılığı yeniden canlandırmak.

–  Somut bir yol planı belirleyerek, ülkelerin ve toplumların krizlere karşı daha iyi cevap verebilmesini ve hazırlanmasını sağlamak.

–  Dünya genelinde hayatları kurtarmak, krizlerden etkilenenleri insani eylemin merkezine koymak ve acıları hafifletmek için en iyi uygulamaları ve yenilikleri paylaşmak.

BM Kalkınma Zirvesi Sonrası: 2030’a Kadar N’olacak?

2015 yılının Eylül ayında gerçekleştirilen Kalkınma Zirvesi’nde Birleşmiş Milletler’in üye ülkeleri, 2030 yılına kadar yoksulluğu sona erdirmek, eşitsizlik ve adaletsizlikle mücadele etmek ve iklim değişikliğinin üstesinden gelmek için belirlenen 17 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefini (SKH) kabul etti.

UNDP Başkanı Helen Clark 2030 Gündemi için şunları söyledi: “Bu anlaşma dünyamızı daha kapsayıcı ve sürdürülebilir bir yola sokmak için önemli bir dönüm noktasını işaret ediyor. Eğer hep beraber çalışırsak, vatandaşların barış, refah, iyi yaşam koşulları ile ilgili isteklerini karşılama ve aynı zamanda yeryüzünü koruma şansını elde ederiz.”

Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri, Binyıl Kalkınma Hedeflerinin üzerine inşa edilirken, 2000 yılında kabul edilen Binyıl Kalkınma Hedefleri yoksulluğu, açlığı, hastalıkları, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini, su ve sanitasyona erişememeyi azaltmak gibi pek çok konuyu ele aldı. Binyıl Kalkınma Hedeflerinde çok önemli ilerlemeler sağlandı. Bu ilerlemeler hedefler ve amaçlarla desteklenen birleştirici bir gündemin değerini gösteriyor. Fakat kaydedilen ilerlemelere rağmen, yoksulluk hala herkes için sona ermedi. Yeni Küresel Hedefler ve daha geniş sürdürülebilirlik gündemi Binyıl Kalkınma Hedeflerinin de ötesine gidiyor ve yoksulluğun ana nedenlerine çözüm bulmayı ve evrensel bir ihtiyaç olan herkes için fayda sağlayan kalkınmayı sağlamayı amaç ediniyor.

Peki nedir bu 17 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefi?

– Öncelikli olarak yoksulluğu her şekli ile bitirmek.
– Açlığı bitirmek, gida güvenliğini ve sağlıklı beslenmeyi sağlamak ve sürdürülebilir tarımı geliştirmek.
– Sağlıklı hayatlar yaratmak ve refahı herkes için arttırmak.
– Kapsayıcı ve eşitlikçi kaliteli eğitim sağlamak ve herkes için hayat boyu öğrenme fırsatları geliştirmek
– Bütün kadın ve kızları güçlendirmek ve cinsiyet eşitliğini hakim kılmak.
– Herkes için sanitasyon ve suya erişim sağlamak.
– Herkese ekonomik, güvenilir, sürdürülebilir ve modern enerji sunmak.
– Kapsayıcı ve sürdürülebilir ekonomik büyümeyi teşvik etmek ve herkese saygın bir iş ve istihdam sağlamak.
– Dirençli bir altyapı inşa etmek, sürdürülebilir endüstrileşmeyi teşvik etmek ve yenilikler üretmeyi cesaretlendirmek
– Eşitsizliği ülkeler ve kişiler arasında azaltmak.
– Şehirleri kapsayıcı, güvenli, dirençli ve sürdürülebilir kılmak.
– Sürdürülebilir üretim ve üretim methodları sağlamak.
– İklim değişikliği ve etkileri ile mücadelede acil harekete geçmek.
– Sürdürülebilir bir şekilde okyanusları, denizleri ve deniz kaynaklarını kullanmak ve korumak.
– Sürdürülebilir bir şekilde ormanları yönetmek, çölleşme ile mücadele etmek ve arazi kaybı biyo-çeşitlilik kaybını engellemek.
– Adil, barış içinde ve kapsayıcı toplumları teşvik etmek.
– Sürdürülebilir gelişme için küresel ortaklıkları yeniden canlandırmak.

 

“İstihdam ve İşsizlik”, Dünya Ekonomik Forumu’nun Merkezindeydi

Dünyanın en büyük 15 ekonomisi (G-15), gezegenimizin toplam istihdamının yüzde 65’ine sahip. İsviçre’nin her yıl Davos kasabasında gerçekleştirilen Dünya Ekonomik Forumu verileri, yapay zeka ve robotların yükselişi ile insan iş gücüne ihtiyacın yıllar geçtikçe daha da azalacağına dikkat çekiyor. Sağlıktan, üretime, otomasyondan ve çok-boyutlu insanın verebileceği hizmetlere kadar, modern teknoloji gerektiren bütün alanlarda, robotlar sahne almaya hazırlanıyor. Birleşmiş Milletler’e bağlı Uluslararası Çalışma Örgütü’nün tahmini ise, küresel işsizliğin 2020 itibarı ile on bir milyon daha artacağı yönünde. Araştırma, iş kayıplarının üçte ikisinin ofis ve yönetimsel sektörlerde olmasını öngörürken, akıllı makinelerin yavaş yavaş daha rutin işlerde de etkisini arttırdığını gösteriyor.

20-23 Ocak tarihleri arasında gerçekleştirilen Davos Zirvesi’nin bu yılki konusu “Dördüncü Endüstri Devrimi” idi. Nanoteknoloji’den, robot teknolojisine, biyoteknolojiden üç boyutlu baskıya kadar tamamı ile gelecek odaklı konulara odaklanan zirve, “İşlerin Geleceği” raporu ile de dünyanın geleceğine dair doğru ipuçları veriyor. Her sektörde iş kaybına kesin gözüyle bakılsa da, etki bir sektörden diğerine farkedecek gibi gözüküyor. En fazla negatif etkinin, teletıpın yükselişi ile, sağlık sektöründe olması beklenirken, bunu enerji ve finansal hizmetler takip ediyor. Kadınlar, genel olarak küçük yükseliş gösteren ve gerileyen sektörlerde çalışmaları dolayısı ile işini en fazla kaybedecek kesim olacak gibi. Buna göre, her üç işini kaybeden erkek karşılığında sadece biri iş bulabilecekken, kadınlarda durum 5’e 1.

İşlerin Geleceği” raporunu İngilizce okumak için.

Türkiye İnsani Gelişme Endeksi’nde 72. Sırada

2015 İnsani Gelişme Raporu 14 Aralık’ta Addis Ababa’da açıklandı. Bu yılki raporun ana teması ‘çalışma’. Rapora göre dünyada 7.3 milyar insanın 3.2 milyarı istihdam ediliyor, 74 milyonu gençlerden oluşan 204 milyon insan ise işsiz. Dünyada yaklaşık 830 milyon insan günde 2 dolardan az kazanıyor ve 1.5 milyardan fazla insan insana yakışır çalışma koşulları ve sosyal güvenlikten mahrum. 

Türkiye, 188 ülke arasında 72’nci sırada (yüksek insani gelişme kategorisinde); geçen yıl 69. sıradaydı. Türkiye’nin en iyi olduğu alan uzun yaşam; en zayıf alan bilgiye erişim ve ömür boyu eğitim.

1980 ve 2014 arasında Türkiye’nin insani gelişme endeksi değeri 0.492’den 0.761’e yükseldi. Türkiye bu değer ile 0.867’lik Avrupa Birliği ortalamasının ve 0.882’lik OECD ortalamasının altında kalıyor. Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği Endeksi’nde Türkiye 155 ülke arasında 71. sırada.

2015 Nobel Ekonomi Ödülü’nü İngiliz İktisatçı Angus Deaton aldı

Nobel ekonomi ödülüne bu yıl İngiliz iktisatçı Angus Deaton layık görüldü. İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi’den yapılan açıklamada, 70 yaşındaki Deaton’un “tüketim, yoksulluk ve refahla ilgili analizleriyle” ödüle layık görüldüğü belirtildi. 

Refahı güçlendiren ve yoksulluğu en aza indiren bir ekonomik politika oluşturmak için bireysel tüketim tercihlerinin anlaşılması gerektiğine işaret edilen açıklamada “Angus Deaton, bireysel tüketim tercihlerinin anlaşılması için herkesten daha fazla çaba harcamıştır. Deaton’un bireysel tercihlerle elde edilen sonuçları birbirine bağlayan araştırması, mikroekonomi, makroekonomi ve kalkınma ekonomileri alanlarında önemli bir değişime yol açmıştır” denildi. Deaton,8 milyon İsveç Kronu (3 milyon TL) tutarındaki ödülün de sahibi oldu. 

ANGUS DEATON KİMDİR?
Edinburgh’ta 1945’te dünyaya gelen Deaton, Cambridge Üniversitesi’nden mezun olmuş ve doktorasını “tüketici talebi modelleri ve bu modellerin İngiltere’ye uygulanması” başlıklı teziyle 1975’te tamamladı. Deaton, 1983’te Princeton Üniversitesi İktisat Bölümü’nde öğretim üyesi oldu. 

Deaton’un 1980’de yayımladığı İdeal Talep Sistemi (AIDS), dünya genelinde tanınmasını sağladı. Ekonometri Topluluğu tarafından 1978’te Frisch Madalyası’na layık görülen Deaton, 2007’den bu yana Amerika Ekonomi Derneği’nin başkanlığını yürütüyor. 

Deaton “The Great Escape: Health, wealth and the origins of inequality (Büyük Kaçış: Sağlık, Zenginlik ve Eşitsizliğin Kökenleri) adlı kitabını 2013’te yayımladı.