Ulaş Sunata’dan Mülteciler ile ilgili 7 Sosyal Politika Önerisi

mülteci sosyal uyum

Ülkemizde bulunan Suriyeli mültecilerin Türk toplumu ile daha sağlıklı ve başarılı bir şekilde entegre olması ve sosyal uyumun gerçekleşebilmesi için yapılması gereken 7 sosyal politika önerisi

  1. Geçicilik üzerinden kurulan dil terkedilmeli

Suriye krizinin altıncı yılındayız. Suriye’nin durumu hala belirsiz ve yakın bir gelecekte çözülmesi beklenmiyor. Türkiye’ye gelen ve halen “geçici koruma” altında olan Suriyelilerin resmi olarak sayısı neredeyse 3 milyon. Bu sayıya ek olarak Türkiye’de doğan, kayıtdışı olan veya kayıt sürecinde olan çok sayıda Suriyeli var. Bu insanların Türkiye’de geçici olduğu yönündeki politik dil acil olarak terkedilmeli. Bunun yerine onların kalıcı olduğunu kabul edilerek iyi tasarlanmış orta ve uzun vadeli politikalar yapılması gerekiyor.

  1. Mültecilik statüsüne ilişkin yeni yasal düzenlemeler yapılmalı

Ülkemizde 1951 Birleşmiş Milletler Cenevre Sözleşmesi’ne imza atılarak mültecilik statüsü Kabul edilmiştir. Fakat 1967 protokolüne rağmen Türkiye “coğrafi kısıtlama” şartını koruduğundan sadece Avrupa’dan gelenlere mültecilik statüsü verilebilmektedir. Halbuki Türkiye’den sığınma talebinde bulunanların neredeyse tamamı Avrupa-dışındaki ülkelerden gelmektedir. Türkiye’nin mülteciler için yeni bir çekim alanı olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Bu sebeple özgün durum düşünülerek, uluslararası sözleşmeler ve ulusal yasal düzenlemelerle yenilenmelidir. Hak-temelli yaklaşım benimsenerek “geri göndermeme” ilkesi korunmalıdır.

  1. Mültecilik belirleme sisteminin uygulama detayları belirlenmeli

Türkiye dünyanın bir numaralı mülteci-alan ülkesi olarak hızla mülteci tayin sistemini uygulamaya geçirmelidir. Ülkeye giriş yapanların uluslararası koruma ihtiyacının tespiti tüm vatandaşların ve asıl sığınmaya ihtiyacı olan mültecilerin sosyal bütünleşmesi ve güvenliği için önemlidir. Bu uygulama ancak yeni girişler için uygulanabilir.

  1. Kayıt altında olma teşvik edilmeli

Suriye göç akınına paralel olarak Türkiye artan oranda karma göç alan bir ülke olmuştur. Periyodik ve düzenli göçmen sayısı artmakta ve farklı ülkelerden sığınma talepleri gelmektedir. Düzensiz göçün control edilmesi ve göçmenlerin kayıt altında olması önemlidir. Türkiye önceden iltica anlamında fiilen transit ülkeyken, şimdi hedef ülke konumuna geçmiştir. Kayıt altında olmak hem mülteciler için sağlık hizmetlerine erişim bakımından hem de halk sağlığı açısından oldukça mühimdir.

  1. İnsani yardım üzerinden teşvikler yerine sürdürülebilir yaşam modelleri desteklenmeli

Yardımlarla geçinen bir nüfus oluşturmak yerine barınma ve rehabilitasyon ihtiyaçlarının tespit ve giderilmesi başta olmak üzere istihdam ve eğitim bağlamında yaratıcı sosyal politikalar üretilmesi zaruridir.

  1. Suriyeli nüfusun iç veya dış siyaset içinde araçsallaştırılmasına son verilmeli ve göçmen-mülteci-birlikte yaşama dair toplumsal farkındalık arttırılmalı

Mülteciler konusu iç ve dış siyaset içinde araçsallaştırıldığından mültecilere olumsuz bakış ve önyargılar sürekli artmakta ve toplumsal gerilim büyümektedir. Toplum nezdinde güvenlik ve ekonomik maliyetlerin hesabı günah keçisi haline getirilen göçmenlere kesiliyor. İç ve dış siyasette mültecilerin kullanılması herkesin zararınadır. Bu kadar büyük bir demografik değişimi dünyada çok az ülke yaşadı. Bu da farklı sosyal gerilimler yaratıyor. Mültecilerin neden ve nasıl geldiğinin ve ne yapabileceklerinin ve kimler olduğunun Türkiye vatandaşlarına anlatmak gerekiyor. Farkındalık kampanyaları ile birikte yaşam kültürünün genişletilmesi gerekli.

  1. Göç, Uyum ve Diaspora Bakanlığı kurulmalı

Kurumlararası koordinasyonu sağlayarak sorunlarının bütüncül çözümü için Göç, Diaspora ve Entegrasyon Bakanlığı gibi bir bakanlık ihtiyacı var. Farklı bakanlıklar ve farklı devlet kurumları bu konuda ciddi bir koordinasyon sorunu yaşıyor.

NİSAN2017

0 yorum

Yorum yazın

Yorum yazmak ister misiniz?
Siz de düşüncenizi yazın!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir